MEVDUATTA DOLARİZASYON YÜZDE 47.8
TCMB, mevduatta dolarizasyonu azaltmak ve liralaşmayı desteklemek amacıyla, yeni düzenlemeler yapmayı sürdürüyor. 2022 ortalarından itibaren mevduatta dolarizasyonun payı yüzde 72.3’lere kadar yükselmişti. 2023 yılının son çeyreğinde bu oran yüzde 68’lerden düşüşe geçmişti. Şimdi ise mevduattaki dolarizasyon oranı yüzde 47.8’lerde... Bu orana kur korumalı mevduat (KKM) da dahil... Şimdi TCMB bir adım daha attı ve TL mevduata geçişin desteklenmesine yönelik adımlarına ‘YUVAM’ hesaplarına ilişkin düzenlemeyle devam etti. KKM’de olduğu gibi ‘YUVAM’ hesapları için de faiz oranı alt sınırı, politika faizinin yüzde 70'ine indirildi. TCMB’nin ‘Yurt Dışında Yerleşik Vatandaşlar Mevduat ve Katılım Sistemi (YUVAM) Hesapları Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği’ne göre, KKM hesaplarında olduğu gibi YUVAM hesaplarının faiz oranı alt sınırı, politika faizinin yüzde 70'ine indirilirken, ayrıca, vadelere göre ilave getiri oranları 2'şer puan azaltılarak 3, 6, 12 ve 24 ay vadeli hesaplar için sırasıyla yüzde 1, yüzde 2, yüzde 3 ve yüzde 4 olarak belirlendi.
DEZENFLASYON PATİKASIYLA KREDİ BÜYÜMESİNİN UYUMU İÇİN...
TCMB, sıkı para politikası kapsamında geçen hafta yeni kararlar aldı. Döviz kredilerindeki büyüme sınırı yüzde 2'den yüzde 1.5'e geriledi. Türk Lirası (TL) kredilerdeki oran ise yüzde 2'de korundu. TCMB'den yapılan açıklamada, sıkı para politikası duruşunu destekleyici adımlar atıldığı, bu doğrultuda kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yapılarak dezenflasyon patikasıyla kredi büyümesinin uyumlu seyri ve TL kredilerin payının korunmasının amaçlandığı belirtildi. Açıklamada, “Bu kapsamda, yabancı para krediler için yüzde 2 olan aylık büyüme sınırının yüzde 1.5'e indirilmesine, TL kredilerde yüzde 2 olan aylık büyüme sınırlarının sabit tutulmasına karar verilmiştir. Ek olarak, yatırım kredilerine sağlanan istisnanın kapsamı genişletilerek, uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarından sağlanan kaynaklar kapsamında kullandırılan yatırım kredilerinin TL ve yabancı para kredi büyüme sınırlarından muaf tutulmasına karar verilmiştir” ifadeleri yer aldı. Bu kararda, son dönemlerde döviz kredilerine yönelişteki artışın etkili olduğunu söylemek mümkün.
DEUTSCHE BANK, SON ÇEYREKTE POLİTİKA FAİZİNDE İNDİRİM BEKLİYOR
Deutscne Bank’ın makroekonomi notunda, TCMB’nin faiz kararlarına ilişkin tahminlere yer verilirken diğer yandan alınabilecek ek sıkılaştırma önlemleri konusunda da öngörüler yapıldı. TCMB'nin temmuz ayında faiz kararını sabit tutmasının beklendiği belirtilirken, notta “Yılın son iki ayında 250’şer baz puanlık indirimlerle 2024 yılı sonunda politika faizinin yüzde 45'e düşeceğini öngörüyoruz” tahminine yer verildi. Deutsche Bank, TCMB'nin üst üste dördüncü ayda da politika faizini değiştirmeyerek yüzde 50'de sabit tutmasını bekliyor. Türkiye ekonomisinin haziran ayında beklenenden daha iyi bir enflasyon rakamıyla dezenflasyon döngüsüne girerken, para politikasının gevşetilmesi için gerekli koşulların henüz oluşmadığı da notta vurgulanan bir nokta... Deutsche Bank’ın bir diğer beklentisi ise, TCMB'nin likidite sterilizasyonu araçları ve parasal koşullarda gevşemeyi önlemek için zorunlu karşılıklar üzerinden ücretlendirme oranlarını yükseltmek gibi müdahaleler yoluyla ek sıkılaştırma önlemleri alması. Nottaki öngörülerden bir diğeri de, sıkı duruşun hem enflasyonun ana eğiliminde hem de enflasyon beklentilerinde kalıcı bir düşüş sağlayacak kadar uzun süre korunacağı... Nottaki saptamaların devamı ise şöyle: “Bunlar aynı zamanda TCMB Başkanı'nın önleyici gevşemeye ilişkin endişeleri ortadan kaldırmaya yönelik son mesajlarını güçlendirmeye yardımcı olacaktır. Bununla birlikte, açıklamanın tonu enflasyondaki düşüş, enflasyon beklentilerindeki gerileme, iç talepteki yavaşlama ve net rezerv pozisyonundaki kayda değer iyileşme konusunda daha kendinden emin olabilir ve bu da politika yönlendirmesinde güvercin bir eğilim olarak görülmemelidir”.
KAMUDA TASARRUF, SADECE BİR GÖZ BOYAMA ÇABASI
Kamuda tasarruf tedbirlerine ilişkin düzenlemeler içeren ‘Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi ve kanunlaştı. Bildiğimiz üzere, kamuya ait araçların satışından BOTAŞ’ın nakit yönetimini sağlıklı bir şekilde yürütmesine kadar tasarruf tedbirleri sıralanıyor bu kanunda... BOTAŞ’ı hariç tutarsak tüm diğer tasarruf tedbirlerinin birer göz boyamayla sınırlı olduğu ve ciddi bir kaynak yaratmasının mümkün olmadığı biliniyor. Ki bu tasarruf tedbirlerinin pek çoğunun uygulanmayacağını da belirtmek gerek. Zira görünen köy kılavuz istemez! İkram ve ağırlamadan tutun yurtdışı gezilerdeki israfa kadar hemen her konuda gereksiz harcamaların sürdüğünü görüyoruz. Yetkililerin beş ayrı uçakla yurtdışı gezilerine gidip, bir de birbirlerini karşılama gibi bir komediye imza atmaları süren savurganlıklardan sadece biri... Bu savurganlıklar olmasa bile, zaten bu tasarruf tedbirleri etkisiz. Etkili tasarruf tedbirleri için pek çok yatırım kararının iptal edilmesi ya da ötelenmesi gerekiyor. Yap-işlet-devret (YİD) ve kamu-özel işbirliği (KÖİ) anlaşmalarının gözden geçirilip kamu yararına yeniden belirlenmesi gibi radikal önlemler alınmadığı sürece, kamuda tasarruf sadece bir masal olmaya devam edecek. Bir diğer mesele ise kamuda tasarruf tedbirleri kisvesi altında, muhalif belediyelere yönelik bazı kaynakların kısılması gibi bir tehlikenin varlığı... Zaten kaynak sıkıntısı çeken ve borç batağında olan yerel yönetimler açısından böyle bir keyfi uygulama hizmetlerin yerine getirilememesine neden olabilir.