Osman Kavala'nın tutukluluğunun devamına karar verildi

Tutuklu iş insanı Osman Kavala birleştirilen 'Gezi-Çarşı' davası kapsamında yeniden hakim önüne çıktı. Mahkeme, Osman Kavala'nın tutukluluğunun devamına oy çokluğuyla karar verdi.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - 4 yıl 3 aydır tutuklu olan iş insanı, insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın birleştirilen Gezi-Çarşı davası kapsamında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması bugün devam etti. Duruşmaya çok sayıda insan hakları savunucu, milletvekili katıldı. Mahkeme, Osman Kavala'nın tutukluluğunun devamına oy çokluğuyla karar verdi. Bir sonraki duruşma 21 Şubat'ta görülecek.

TAKSİM DAYANIŞMASI: GEZİ YARGILANAMAZ

Taksim Dayanışması, duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada Gezi eylemleri nedeniyle açılan davaların derhal düşürülmesi talep edildi.

Taksim Dayanışması şu açıklamalarda bulundu: "Ülkemizin toplum, kent tarihinin en önemli eylemi Gezi direnişi Anayasa zeminde geliştiği tescil edilmesine rağmen yargılanmak isteniyor. Barışçıl direnişimiz ısrarla çarpıtılmak isteniyor. Tekrar söylüyoruz: Gezi'yi kirletemezsiniz. Darbeyle, terörle anılan bir eyleme dönüştüremezsiniz. Yargı marifetiyle karalama çabanız boşuna. Milyonlarca insanın hak talepleri için özgürlük demokrasi için ortaya koyduğu direnişi kirletmenize izin vermeyeceğiz.

Şiddet sarmalını görüyoruz ve ısrarla özgürlük, insanca yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki Gezi'de yaşam alanlarımızı savunurken ne kadar haklıysak bugün barınma hakkını savunurken de o kadar haklıyız. Ülkemizin 80 kentinde Gezi'ye katılan milyonlarca yurttaşımız bugün haksızca yargılanmak isteniyor. Bu beyhude çabanıza izin vermeyeceğiz. Bu akıldışı, hukuk dışı dava derhal geri çevrilmeli. Somut hiçbir delil olmadığı halde yıllardır siyasi tutsak olan Osman Kavala serbest bırakılmalı. Biliyoruz ve inanıyoruz ki Gezi umuttur, umut yargılanamaz."

'İDDİANAMENİN SAHİBİ SİYASİ İKTİDAR'

Kimlik tespitlerinin ardından ilk sözü sanık avukat Can Atalay aldı. Atalay şunları söyledi: "Biz size Gezi'yi anlatacağız demiştik. Gezi direnişinin mahiyeti nedir ve neden bu dava ısrarla sürmekte! İddianame hukuki değil siyasi. Gezi direnişi karalamaya çalışılıyor. Bize 'Teslim olun' diyor. Asıl siz teslim olun, asla teslim olmayacağız. Bizim fikrimizin teslim olmaması önemli. Gezi direnişinin tek bir kuruş ile ilişkilendirilmesi mümkün değil. Delil yok, tezvirat var. Biz yurttaşlarız, bizim haklarımız var. Bu haklara tecavüz edileceği zaman bu hakları kullanacağız. Başka çaremiz yok. Siyasal iktidar bu Anayasal görevlerini yerine getirmemiş. Gezi direnişi bir anda ortaya çıkmamıştır. Tüm itirazlar yan yana geldi. Sözünü söylemek isteyen Taksim'e çıkar. İddianamenin sahibi bence siyasi iktidardır. Tüm hak mücadelelerin en önemli mekanı Taksim Meydanı, sıradan insanlara kapatılmak istenmekte. Taksim Gezisi bu bölgenin en önemli yeşil alanı.

"Savcı Bey şunu sormalı: Taksim Gezisi kime söz verildi de bu kadar hırçınlaşıldı, Türkiye böyle gereksiz bir sınava sokuldu?" diye soran Atalay şöyle devam etti: "Bizim işimiz kentlerimizin ve doğal alanlarımızın talan edilmesine itiraz etmek. Biz itiraz etmişiz. Suç buysa bu suçun hükmünü taşırız. Bu dosyanın tutuklusu var. Biz tutuklu değiliz. Artık sabrın sonu selamet değil. Neden telefonla davet edildiğimizi biliyorum. Neden yurtdışı yasağı konuşmadığını biliyoruz. Elimizin tersiyle reddediyoruz. Siyasi iktidar düzenli olarak parmak sallıyor. Yazıktır, günahtır, ayıptır. Dış güçlere parmak sallamak böyle olmaz."

Atalay son olarak şöyle devam etti: "Biz bu iddianameyi reddediyoruz. Kendi ayağımızı bu memlekete bağlıyoruz. Mahalleme, toprağıma, evime, ormanıma kentime, bedenime bir insan olarak kaderime tecavüz etme. Olmadık sözlerle düşmanlaştırılmak istemiyorum. Gezi direnişi insanın kendi kaderini eline alma kararlılığı. Gezi eşitlik ve özgürlük umududur. Biz haklıyız, biz kazanacağız. "

KAHRAMAN: OLAYLARIN NEDENİ POLİS ŞİDDETİ

Atalay'ın ardından Tayfun Kahraman konuştu. Kahraman savunmasında, "Yarın yine siyaseten ortaya çıkacak olan, İstanbul'un mahvına neden olacak ya da Taksim Meydanı gibi yegane mekanı halkın elinden alacak her projeye karşı olmaya devam edeceğiz. O gün ağaçlara ve alana yönelik müdahaleyle birlikte gördüğümüz polis şiddetidir bu olayların nedeni."

YAPICI: KEDİLER, KUŞLAR ÖLDÜ...

Mücella Yapıcı ise şunları söyledi: "Burada biz sanki sahneye konulmuş sonu belli olan oyunun figüranlarıyız biz. Sizlere gerçekten kolay gelsin. Hiç kolay değil. Parktakiler burada usulsüz bir şey yapılıyor dedi. Milletvekilleri engellemeye çalıştı. 30 erkek geldi, ağaçların orada durdular. Arkasından gaz ekibi geldi... Benim her tarafım sarıldı. İnanılmaz bir şiddet... Bütün çadırların içerisinde çocuklar varken çadırlar yakılmaya çalışıldı. O gece arkadaşımız gözünü kaybetti. 8 çocuk öldü. Gaz fişeklerinden yürünecek yer yoktu. Kediler, kuşlar öldü... Ayağa kalkan halkın vicdanıydı. Gezi'yi kriminalize etmeye çalışıyorlar. Bize beraat veren hakim yok. Onun için size kolay gelsin."

Avukat Evren İşler de mahkemeye heyetine, "Heyetinize Fethullahçı hakim, savcı, kolluk kötülemiyoruz. Heyetinizin de vermiş olduğunuz kararlara dikkat çekiyor, sizi bu suça ortak olmamaya davet ediyoruz" çağrısında bulundu.

'TÜRKİYE'DE VAKIF KURMAK, ÇALIŞMAK SUÇ DEĞİL'

Yargılanan Hakan Altınay sanık kürsüsüne geçti: "Ben neyden suçlandığımı anlamıyorum. Hiçbir delil ve somut olguya dayanmayan bu haksız suçlamanın tümünü reddediyorum. Ülkemde böyle iddianameler yazılmasından esef duyuyorum. Benim hakkımdaki nadir doğru bilgilerden birisi Açık Toplum Vakfı ile ilişkim. Türkiye'de vakıf kurmak, çalışmak suç değil. Açık Toplum Vakfı da böyle. Vakıfların hibe vermesi ya da alması da yasak değil. İddianamede Açık Toplum Vakfı'nın hangi desteğinin Gezi eylemlerinin organize edilmesi için verildiğine dair tek bir delil yok. Bir vakfın yönetim kurulu başkanı olmak suç değil, haktır. Bu görevim Gezi'den aylar önce, Şubat 2013'te sona erdi. Ben bu ülke vatandaşlarının kardeşlik, sevgisi için elimden geleni yaptım."

Gezi davası sanıklarından Mine Özerden sanık kürsüsüne geçti: "Neden burada olduğumu anlayamıyorum. Avukatım savcının, hakkımdaki suçlamaları bana iletmesini istemişti, ancak bu talebimizi reddettiniz. Bu ne demek şimdi? Düşünüp düşünüp uygun bir suç mu bulmalıyım kendime? İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki beraatın nesini yanlış buldunuz? Ona göre savunma yapalım, delil sunalım. 2013 Haziran'ın ilk günleri ile temmuz ayının başında da İstanbul'da değildim, Fethiye'de çalışıyordum. Burada olsaydım Gezi'de olurdum." 

'OSMAN KAVALA'YI BİLE KÜSTÜRDÜNÜZ'

Kavala'nın avukatlarından İlkan Koyuncu, müvekkilinin tahliye edilmesini talep etti. Koyuncu şunları dedi: "Bu dava siyasi bir dava. Osman Kavala nasıl bir insan biliyor musunuz? Bu saçma sapan iddianamelere bile mantıklı cevap veren bir insan. Bugün Osman Kavala bile duruşmalara çıkmıyor. Onu bile küstürdünüz. Kavala'nın arkasında şu var bu var diyorlar. Amerika'nın, Rusya'nın, Avrupa'nın arkasında durduğu kişiler değil 4,5 yıl 4,5 ay bile cezaevinde kalmadı. Osman Kavala'nın casus olmadığının en önemli kanıtı 4,5 yıldır cezaevinde olması."

Avukat Köksal Bayraktar ise AİHM'in Kavala'yla ilgili verdiği ihlal kararını hatırlattı. Bayraktar şunları ifade etti: "Biz Türk Ceza Kanunun 309 ve 328 maddelerini ihlal ettiğimiz iddialarıyla karşınızda duruyoruz. Tahliye talebinin reddine ilişkin kararlarda gerekçe yok, sadece bazı kelimeler arka arkaya getirilmiştir. AİHM gerekçe olmaksızın tahliye taleplerinin reddine hukuka uygun bulmadığını açıklamıştır. Bu mahkemede hiçbir zaman AİHM'in Osman Kavala kararı yüksek sesle okunmadı, söylenmedi. 19 Ocak'ta Avrupa Konseyi bu konuyu yine görüşecek. Bu hukuksuzluğa bugün son verin."

SAVCI 'TUTUKLAMAYA DEVAM' DEDİ

İddia makamı 10 dakikalık aranın ardından mütalaasını sundu. İddia makamı, Kavala hakkındaki suçun mahiyetini göz önünde bulundurarak, adli kontrol şartının yetersiz kalacağı gerekçesiyle tutuklamanın devamını talep etti.

Mütalaasını veren duruşma savcısı, tutuksuz yargılananlar için Özerden ve Altunay'ın adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması taleplerini ve sanıkların vareste tutulma taleplerinin kabul edilmesini istedi.

'TÜRKİYE ADINA UTANÇ'

Taksim Dayanışması, avukatlar ve milletvekilleri duruşma sonrası açıklama yaptı. Taksim Dayanışması yaptığı açıklamadan, "Bu dava Türkiye adına utançtır. Bu davanın üçüncü kez uzatılması bir utançtır. Gezi davası eşitlik umududur. Sonuna kadar Gezi'yi savunacağız."

Avukat Evren İşler ise şu açıklamalarda bulundu: "Israrla berat kararlarına verilmesine rağmen siyasi iktidar istediği için bu insanlar yargılanıyor. Bugün dosyada büyük bir değişiklik olmadı. Duruşma salonunda söyledik fetöcü savcıların hakimlerin yürttüğü dava diyerek kendilerini aklayamazlar. Bu suça ortak olmaktır. Umutla beslenen Gezi ne kadar yargılanırsa yargılansın berrat alacaktır. Bu aşamadaki tek talebimiz 2013'ten bu yana hızlıca aklanma yollarının açılmasıdır."

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise şunları dedi: "Yine üzüntüyle bu adliyeden ayrılıyoruz. Yıllardır burada hem soğuğu hem ayazı yedik. Bu dava hukuki değil tamamen siyasi bir zeminde yürüyor. Erdoğan nelerle karşı karşıya kaldığı asparagasını anlatmak için böyle bir ucube yarattı. Amaçları korkuyu yürütmek. Bir yurttaş olarak üzgünüm. Siyasette rekabet olur ama düşmanca olmaz. Maalesef arkamızdaki adliyede hukuk işlemiyor işlenen düşman hukuku. Biz mücadele etmeye devam edeceğiz."

AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİ İHLAL SÜRECİ BAŞLATILMASINI İSTEMİŞTİ

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, iş insanı Kavala’ya ilişkin Türkiye’den savunma istemişti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM) ihlal kararına rağmen hâlâ tutuklu olan Osman Kavala davası nedeniyle Türkiye’ye karşı ihlal prosedürünün başlatılmasını talep eden Komite, Türkiye’den 19 Ocak’a kadar görüş istemişti.