Tarihi dönemlerde de dahil olmak üzere Karakoçan kesimi de dahil herhangi bir deprem izine de rastlanılmamıştır. Aktif bir faydır. Diğer faylar yani Tunceli´nin batısında olan bir fay yani Ovacık fayı. O fay da çok yavaş hareket eden bir faydır. Tekerrür periyodu aşağı yukarı 2 bin 400 senedir. Yılda birkaç milimetre belki de 2 milimetre civarında bir harekete neden olur. Bu kadar yavaş olduğu için de bunda stres birikimi çok uzun zaman alır. Bir de Tunceli´nin kuzeyinde bir fay var. Bizim Yedisu fayı dediğimiz Kuzey Anadolu fayının bir bölümü. Orası çok etkin ve hızlı. Yılda 2,5 santim hareket ediyor. Yaklaşık 250 senede bir deprem üretiyor. Oradan çok endişemiz var bizim. Tunceli´yi etkileyebilecek ciddi bir durum.
Zamanı tam bilmiyoruz ama en son deprem orada 1784 yılında demek ki zamanı dolmuş veya dolmak üzere. Ona dikkatli olmak lazım. Bir deprem de yine Tunceli´ye yakın Malatya fayı var. Malatya fayı da yani 2 bin 500 sene gibi tekerrür periyodu var. Bu son depremler bu fayları tetiklemiş olabilir. Ya da bunlara stres transfer etmiş olabilir. Onları zamanından önce deprem üretmeye zorlayabilir" diye konuştu.
Dersim'in deprem faylarının ortasında olduğunu belirten Prof. Dr. Görür, yerleşim alanlarını depreme karşı dirençli yapmak gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Zaman depremde önemli değil. Zamana bakıp hesap yapılmaz, 'Şu kadar zamanımız var, iyi' diyemezsiniz. O zamanda da ölecek bizim insanlarımız, bugün de zarar görecek bizim insanlarımız. Bize yakışan, kendi yerleşim alanlarımızı depreme dirençli yapmak.
O nedenle Tunceli´nin bu tehlike analizini yapıp, gerçek mikro bölgeleme çalışmalarını yapıp, depreme hazırlaması lazım. Ben bunu yıllar önce zaten belediye başkanına da söylemiştim, ama nedense çeşitli olanaksızlarla bu işi yapamamışlardı. Ama bu işin yapamama bahanesi olmaz. İnsanların can güvenliğiyle siz hiçbir şekilde bahane çıkartamazsınız.