YAZARLAR

Musk yine göğü deliyor

Beyaz Adam, Papualıların -erken ataları Samoa yerlilerinin bir vakitler verdiği adla Papalagi, Türkçesiyle göğü delen adam, Musk’ın şahsında tarihsel misyonuna uygun olarak bir kez daha delecek gökyüzünü. Adayı, çevresini imha edecek… Uzaya uydu fırlatıp gökyüzünü delerken, evet, ozon tabakasını imha ederken yeryüzünü de, iklimi de mahvedecek.

Zenginler liginin ve dolayısıyla dünyanın, her şeyin tepesindeki adam Elon Musk, dünyayı herkese, hepimize dar etmekte, dünyayı başımıza yıkmakta kararlı!

Bu kez gözünü Asya’nın öteki ucuna dikmiş: Büyük Okyanus kıyılarına; Endonezya’ya, orada da Papua’ya üs kurmaya hazırlanıyor. Görünüşte bu onun “projesi” değil. Tersine, talep -öneri Endonezya Devlet Başkanı’ndan geliyor.

Nereden ve nasıl geliyor bu öneri?

Filmi biraz geriye sarmak gerekiyor. Dünya Bankası, kişi başına yıllık gelirin 4 bin 50 dolar olduğu Endonezya’yı geçen yıl “üst-orta gelirli” ülkeler liginden “düşük-orta gelirliler” grubuna düşürmüştü. Dünya Bankası, 2019 verileri üzerinden yaptığı değerlendirme ve derecelendirmeyi 2020 Temmuz başında yaptı. Açıklamanın üstünden pek zaman geçmedi, yine temmuz ayında nerede var nerede yok, Musk sahneye çıktı. Endonezyalı yetkililere, yöneticilere, "Nikeli verimli ve çevreye duyarlı bir şekilde çıkarırsanız Tesla olarak size çok uzun bir süre için dev bir sözleşme önerebiliriz" dedi.

Onlar da muhtemelen aralarında düşündüler, taşındılar. Başlarına devlet kuşu konuyordu.

Ülkesini ve halkını seven Başkan Juko Widolo, yeniden üst lige çıkmak için olsa gerek, Aralık 2020’de, Mars fatihi Musk’ın temmuzdaki önerisi karşısında, Aralık 2020’de el yükseltti. “Nikel senin kölen olsun, Tesla kolay” diyordu adeta, “Sen gel bizim Papua’da, Biak Adası'nda kur üssünü, Uzay Adası yap memleketimizi, sen de kazan biz de kazanalım.”

Bizim büyüklerin de bir ara dillerinden düşürmediği gibi, win-win!

Burada çok önemli, tarihsel bir olguya tanıklık ediyoruz. Başkan Vidolo öncülük ediyor buna. Çağımızın süper kahramanı, her şeyiyle bu dünyanın çok çok ötesinde, üstündeki “dahi” Musk’ı da yanına alıyor. Onu tüm bu niteliklerine ek olarak tarihsel bir misyona davet ediyor. İki kafadar el ele, gönül gönüle uzay çağı kolonyalizminin mimarlığına soyunuyor.

Malum, 1492’de Hindistan’a sefer eyleyip henüz o zaman dünyanın meçhulü olan Amerika’ya farkında olmaksızın ayak basan Colomb, “yeni dünya”nın kapılarını Beyaz Adam'a açmıştı. Onun ardından Amiral Cortes Meksika’yı talan edip, nüfusu kırıp geçirmiş, Aztekler’in sonunu getirmiş, her şeyiyle İspanyol mülkiyetine geçirmişti Kuzey Amerika’nın alt eteklerini… 500 yıl önce işgalle, yerlileri fiilen fiziken yok etmeyle, köleleştirmeyle başlayan kolonicilik, 21. yüzyılda davetle gerçekleşiyor Endonezya örneğinde.

AMİRAL MUSK

Belli ki Musk’la Endonezya Başkanı ve avenesi arasındaki pazarlık, el sıkışmayla noktalanacak. Ve yerlilerin yüzyılların bilgisi, deneyimiyle feryat ettikleri, ne kadar isyan etseler de baş edemeyecekleri operasyon gerçekleşecek…

Beyaz Adam, Papualıların -erken ataları Samoa yerlilerinin bir vakitler verdiği adla Papalagi, Türkçesiyle göğü delen adam, Musk’ın şahsında tarihsel misyonuna uygun olarak bir kez daha delecek gökyüzünü. Adayı, çevresini imha edecek… Uzaya uydu fırlatıp gökyüzünü delerken, evet, ozon tabakasını imha ederken yeryüzünü de, iklimi de mahvedecek.

Dünyayı herkese, hepimize dar edecek. Tıpkı beş yüz yıl önce Amiral Cortes’in Aztekleri, Meksika yerlilerini yok ettiği gibi.

NEDEN PAPUA YA DA BEYAZ ADAMIN KARGOSU

Sorunun yanıtı Papua Yeni Gineli kabile reislerinden Yali’nin 1972’de Amerikalı araştırmacı Jared Diamond’a yönelttiği soruda:

Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var, bunları Yeni Gine’ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu bu kadar az?

Kargoyu “yük” olarak okuyun. Eşya olarak, mal-mülk olarak okuyun.

Diamond, ilk kez 1967’de gitmiş Papua Yeni Gine’ye. Otuz yıl sonra yayımlayacağı bestseller  -ve yeni tarz tarih yazımına kaynaklık eden- Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabını Yali’nin yukarıdaki sorusu üzerine temellendirir. Beyaz Adam’ın dünyayı ve insanları mülkiyetine geçirerek kurduğu uygarlığı, bu yolla inşa ettiği tarihi tartışır.

Tüfek, Mikrop ve Çelik üzerinden biçimlenen tarih, 21. yüzyılda bakır, nikel ve uzay roketleriyle yeniden kurgulanıyor. Ülkedeki zengin nikel, bakır kaynaklarının yanında Musk’a tahsis edilmesi planlanan Papua ahalisinin yaşadığı ada, coğrafi konumuyla da ideal roket üssü: Ekvator çizgisinin bir derece altında yer alıyor. Bu ne anlama geliyor? O bölgeden fırlatılacak uyduların yörüngeye daha kısa zamanda ulaşacakmış. Bu da daha az yakıt harcamak demek… Vakit ve nakit.

Bakır ve nikel, malum, pil yapımında kullanılıyor.

Pil dediysek, kalem pilinden bahsetmiyoruz. Tesla’nın ürettiği elektrikli otomobil ve araçlardaki, SpaceX’in ürettiği uzay araçlarındaki, bu araçları taşıyan roketlerdeki pillerde; bataryalarda kullanılıyor nikel.

Yine malumunuz, Musk, dünyanın her yerine internete bağlamak, herkesin sudan ucuza internet kullanımını sağlamak için uzaya 12 bin uydu fırlatmayı planlıyor… Endonezya, Papua onun için aramakla bulunmaz bir cennet!

Endonezyalı yöneticiler de 'elektrikli oto sanayimiz olacak, uzay üssümüz olacak, madenlerimiz işlenecek, kıymetlenecek' diye zil takıp oynamaya hazırlanıyor. Zaten Ruslar şimdiden üs hazırlıklarına başlamış durumda, 2024’de tamamlamayı planlıyorlar. Musk da geldiğinde, kim tutar Endonezya’yı!

ÖLÜM FERMANI

Her şey iyi hoş da, Papualılara ne olacak?

Onlar başlarına gelecekleri biliyor: Her şeyden önce, ormanlar yok olacak. Üsler kurulacak, maden ocakları açılacak. Bunlar, beraberinde yoğun güvenlik donanımını, tesislerini getirecek. Her taraf üniformalılarla, silahlarla dolacak. Kabile şefi Manfun Sroyer, kendilerini bekleyen sonu şimdiden görüyor: “Evlerimizi, yurdumuzu terk etmek zorunda kalacağız… Buraya kurulacak uzay üsleri, geçimimizi sağladığımız av sahalarımızı yok edecek.”

***

Kuzu kuzu akıbeti mi bekleyecekler?

Görünen ne yazık ki öyle. Şef, “itiraz edersek bizi hemen tutuklarlar" diyor.

Orayı ilk Rus keşfetmiş. 2002'de uydu fırlatmak için bölgeye konuşlanmak istediklerinde yerliler karşı çıkmış, protesto etmiş. Tabii ki gözaltına alınmışlar, haklarında soruşturmalar açılmış… Yurtları, yaşadıkları yer onlara dar edilmiş. Şimdi aynı baskı ve yıldırma yine sahneye konmuş.

Göğü delen beyaz adam, mesaisine devam ediyor.

Dünya Papualılara, onlarla birlikte hepimize zindan ediliyor. Kargo üstüne kargo, roket üstüne roket. Ölüm fermanı imzalanmış çoktan.

 

Zeki Coşkun Kimdir?

Uluslararası İlişkiler dalında yüksek lisans ve doktora yaptı. Uzun yıllar yayın ve iletişim sektöründe çalıştı. Cumhuriyet ve Radikal’de köşe yazarlığı yaptı. Kültür, sanat, edebiyat alanlarında eleştiri, inceleme ve araştırmalar yayımladı. Radyo programları hazırladı, sergiler düzenledi. MSGSÜ Fen Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi. Bilgi Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi’nde ve özel eğitim kurumlarında dersler, seminerler verdi. Uluslararası Pen Yazarlar Derneği ve Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA) üyesidir. Yayınlanmış kitapları: Öteki Sivas (1995), Kılıç Artığı (2000), Ay Olsun Aynam (2004).