"Daha her şey bitmiş değil, canlılık var. Marmara'ya fırsat verirsek, hızlı bir toparlanma olabileceğini düşünüyorum. Müsilaj gözümüzün önünden kalktı diye bunu unutmayalım. Çabalarımızı sürdürelim. Marmara ile ilgili toplumun bir beklentisi oluşmuştu temizlenmesi için. Bu beklentinin sürmesi ve baskı oluşturması lazım. Evvelki kış gibi durağan şartlar devam ederse, müsilaj tekrarlanabilir. Bu kış rüzgar ve yağışın yoğun olduğu, 2020-2021 kışına kıyasla daha sert bir kış geçirdik ve geçiriyoruz, henüz müsilaj oluşumu da gözlemlemedik. Bu durum daha önceki kadar geniş ölçekli ve yoğun müsilaj oluşmasını engelleyebilir. Elbette baharda daha küçük ölçekli de olsa müsilaj görülebilir. Tekrarlanırsa, toparlanma süreci için gereken genç mercanlar yapamazlar ve biterler bir süre sonra. Müsilaj en önce genç bireyleri öldürüyor ancak yaşlı bireyler şemsiye etkisiyle gençleri korudu. İyileşme, yaşlı bireylerin ortadan kalkması ile genç birey sayısının aşırı artması yoluyla gerçekleşiyor. Ancak büyük ölçekli müsilaj tekrarlanırsa, ilk önce bu yeni genç koloniler ölecektir."
İÜ Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Bülent Topaloğlu da süngerlerin uzun zamandır Türkiye sularında araştırılan bir konu olduğunu söyledi.
Sualtında çektikleri fotoğraflarla süngerlerin kapladığı alanları tespit edeceklerini ifade eden Doç. Topaloğlu, "Dipte adeta katliam yaşanmış gibi bir durum söz konusu. Görüntüler bunu gösteriyor. Analizlerden sonra daha net sonuç ortaya koymamız mümkün olacak" dedi. Topaloğlu, Marmara Denizi'nde önceki çalışmalarda 20 sünger türü tespit ettiklerini, müsilaj sonrası durumun ne olacağının bu çalışma sonucunda ortaya çıkacağını ama azaldığını düşündüğünü dile getirdi.
Müsilajın dipte süzerek beslenen canlıların gözeneklerini tıkadığını anlatan Topaloğlu, şu değerlendirmede bulundu:
"Bu deliklerin tıkanması demek, süngerlerin ölmesi demek. Süngerler, denizlerdeki en önemli süzerek beslenen canlılardan birisi. Kendi ağırlıklarının çok üzerindeki deniz suyunu süzebiliyorlar. Tabii ki bunu içindeki partiküllerden beslenmek amacıyla yapıyorlar, temizlemek amacıyla değil ama bir filtrasyon görevi var. Süngerler çok hücreli canlıların en ilkel grubudur. Bir yere bağlı olarak yaşarlar, dolayısıyla bir savunma organelleri yoktur. Bunu dengelemek için yüksek oranda antibiyotik madde üretirler. Denizlerde en çok antibiyotik maddenin var olduğu türlerdir süngerler. Ayrıca gözenekli yapısından dolayı içinde, küçük omurgasızlardan birtakım bakterilere kadar birçok canlıya da ev sahipliği yapar. Ne demek bu kadar çok antibiyotik madde üretmek? Çok net bir şekilde söyleyebilirim ki potansiyel ilaç hammadesi deposu demek. Bu konuda 15 yıldır sürdürdüğümüz çalışmalar var. Şu anda en büyük derdimiz olan korona virüsünün antiviral maddesi belki de süngerlerdedir." (AA)