Müsilajın denizin altında etkilerinin halen görüldüğünü vurgulayan Topçu, "Biz her aşağı indiğimizde müthiş bir müsilaj bulutunun içinde daldık. Yönümüzü şaşırdığımız zamanlar oldu. Olduğu gibi dibe de indi, bir yandan da Gökçeada, Saros, Yunan kıyılarına kadar gitti ve azaldı. Ama dibe inen müsilaj ne yazık ki çok sayıda mercanı, süngerler de dahil bentik canlıları öldürdü. Dolayısıyla tablo şu anda çok üzücü" değerlendirmesinde bulundu.
Bölgenin süngerler açısından zenginliğine değinen Topçu, özellikle Büyükada'nın arkasında daldıkları noktayı örnek göstererek, "Küçücük bir alanda renk skalasındaki her rengi görebileceğiniz bir yerdi. Şu anda her şey kahverengi görünüyor. Süngerlerde de çok azalma var" dedi. Topçu, Marmara'da öncelikle kirlilik faktörlerinin azaltılmasının önemine işaret etti. Mercanların bulunduğu alanların koruma altına alınması, balıkçılık faaliyetlerinin denetlenmesi gerektiğini belirten Topçu, şunları söyledi:
"Daha her şey bitmiş değil, canlılık var. Marmara'ya fırsat verirsek, hızlı bir toparlanma olabileceğini düşünüyorum. Müsilaj gözümüzün önünden kalktı diye bunu unutmayalım. Çabalarımızı sürdürelim. Marmara ile ilgili toplumun bir beklentisi oluşmuştu temizlenmesi için. Bu beklentinin sürmesi ve baskı oluşturması lazım. Evvelki kış gibi durağan şartlar devam ederse, müsilaj tekrarlanabilir. Bu kış rüzgar ve yağışın yoğun olduğu, 2020-2021 kışına kıyasla daha sert bir kış geçirdik ve geçiriyoruz, henüz müsilaj oluşumu da gözlemlemedik. Bu durum daha önceki kadar geniş ölçekli ve yoğun müsilaj oluşmasını engelleyebilir. Elbette baharda daha küçük ölçekli de olsa müsilaj görülebilir. Tekrarlanırsa, toparlanma süreci için gereken genç mercanlar yapamazlar ve biterler bir süre sonra. Müsilaj en önce genç bireyleri öldürüyor ancak yaşlı bireyler şemsiye etkisiyle gençleri korudu. İyileşme, yaşlı bireylerin ortadan kalkması ile genç birey sayısının aşırı artması yoluyla gerçekleşiyor. Ancak büyük ölçekli müsilaj tekrarlanırsa, ilk önce bu yeni genç koloniler ölecektir."
İÜ Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Bülent Topaloğlu da süngerlerin uzun zamandır Türkiye sularında araştırılan bir konu olduğunu söyledi.