Kırmızı gorgon uzun ömürlü ve yavaş büyüyen bir tür olduğu için onun kayıplarının geri gelmediğini, bu türün yavaş yavaş bu bölgeden silineceğini ifade eden Doç. Topçu, yaptıkları dalış sonrası ilk gözlemlerini şöyle aktardı:
"Az önce daldık. Ben bir tane bile göremedim ki bu bölge kırmızı gorgon açısından zengin olan bir bölgeydi. Sarı gorgonlar şimdilik hayattalar, umarım onları da kaybetmeyiz. Bir de derin deniz türleri var. Bunlar neyse ki diğer türler gibi o kadar uzun ömürlü ve yavaş büyüyen türler değiller. Hem ömürleri kısa hem de daha hızlı büyüyorlar. Küçük boylarda yılda 10 santimetreye varan bir büyüme tespit ettik. Dolayısıyla hızlı bir şekilde geri gelebiliyor fırsat verirsek. 2015'te bir tane bile kalmadı bazı yerlerde. Geçen sene görmeye başlamıştık, tam artmaya başladı derken üstüne müsilaj geldi. Şu anda müsilajın etkilerini anlamaya, bunlar ortama ne yaptı bunu takip etmeye çalışıyoruz. Projemiz kapsamında hem mercanlara hem süngerlere hem hidrozoalara bakıyoruz."
Müsilajın denizin altında etkilerinin halen görüldüğünü vurgulayan Topçu, "Biz her aşağı indiğimizde müthiş bir müsilaj bulutunun içinde daldık. Yönümüzü şaşırdığımız zamanlar oldu. Olduğu gibi dibe de indi, bir yandan da Gökçeada, Saros, Yunan kıyılarına kadar gitti ve azaldı. Ama dibe inen müsilaj ne yazık ki çok sayıda mercanı, süngerler de dahil bentik canlıları öldürdü. Dolayısıyla tablo şu anda çok üzücü" değerlendirmesinde bulundu.
Bölgenin süngerler açısından zenginliğine değinen Topçu, özellikle Büyükada'nın arkasında daldıkları noktayı örnek göstererek, "Küçücük bir alanda renk skalasındaki her rengi görebileceğiniz bir yerdi. Şu anda her şey kahverengi görünüyor. Süngerlerde de çok azalma var" dedi. Topçu, Marmara'da öncelikle kirlilik faktörlerinin azaltılmasının önemine işaret etti. Mercanların bulunduğu alanların koruma altına alınması, balıkçılık faaliyetlerinin denetlenmesi gerektiğini belirten Topçu, şunları söyledi:
"Daha her şey bitmiş değil, canlılık var. Marmara'ya fırsat verirsek, hızlı bir toparlanma olabileceğini düşünüyorum. Müsilaj gözümüzün önünden kalktı diye bunu unutmayalım. Çabalarımızı sürdürelim. Marmara ile ilgili toplumun bir beklentisi oluşmuştu temizlenmesi için. Bu beklentinin sürmesi ve baskı oluşturması lazım. Evvelki kış gibi durağan şartlar devam ederse, müsilaj tekrarlanabilir. Bu kış rüzgar ve yağışın yoğun olduğu, 2020-2021 kışına kıyasla daha sert bir kış geçirdik ve geçiriyoruz, henüz müsilaj oluşumu da gözlemlemedik. Bu durum daha önceki kadar geniş ölçekli ve yoğun müsilaj oluşmasını engelleyebilir. Elbette baharda daha küçük ölçekli de olsa müsilaj görülebilir. Tekrarlanırsa, toparlanma süreci için gereken genç mercanlar yapamazlar ve biterler bir süre sonra. Müsilaj en önce genç bireyleri öldürüyor ancak yaşlı bireyler şemsiye etkisiyle gençleri korudu. İyileşme, yaşlı bireylerin ortadan kalkması ile genç birey sayısının aşırı artması yoluyla gerçekleşiyor. Ancak büyük ölçekli müsilaj tekrarlanırsa, ilk önce bu yeni genç koloniler ölecektir."