YAZARLAR

Lavrov’un Kahire ziyareti Ankara’ya uyarı mı?

Kahire’deki görüşme, Ankara’ya, oradan Kiev ve Washington’a uzanan küresel dengelere dönük Rusya’nın itirazını gösteriyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 22 Mart’ta başlayan, Asya Pasifik’in ardından Ortadoğu’ya uzanan turu 13 Nisan’da noktalandı. Lavrov, 12 ve 13 Nisan’da Ortadoğu’nun iki önemli aktörü Mısır ile İran’la temaslarda bulundu. Her iki ziyaret adresi, hem Rusya’nın bölgesel politikası ve küresel politikasına dönük ipuçları sunarken hem de Türkiye ve ABD’ye dönük mesajlar taşıyordu. Bu hafta Sergey Lavrov’un Kahire ve Tahran ziyaretini ve burada verdiği mesajları ele alacağız.

TURİZMDE MISIR TÜRKİYE’YE ALTERNATİF OLUYOR!

Lavrov’un Ortadoğu’daki ilk durağı Mısır’dı. Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi ile bir araya gelen Rusyalı diplomatın gündeminde bölgesel ve ikili ilişkiler vardı. İlk gündem maddesi Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor: Turizm. Lavrov ve Sisi Rusyalı turistlerin Mısır’a olan seyahatleri için doğrudan uçuşların başlayacağını müjdeledi.

Mısır, Rusyalı turistlerin Türkiye’den sonra en fazla ziyaret ettiği adres. Son verilere göre Rusya’dan yıllık bazda üç milyon turist Mısır’ı ziyaret ediyor. Bu sayı, Mısır’ı ziyaret eden toplam turist sayısının yüzde 30’u. Turizme dönük sıcak mesajların verildiği tarih aynı zamanda, Rusya’nın korona vakaları sebebiyle Türkiye’ye Haziran 2021’e kadar doğrudan uçuşları iki günle sınırlandırdığı kararla aynı zamana denk geldi. Kâğıt üzerinde Rusya’nın bu kararı anlaşılır görünüyor, zira Mısır’da günlük vaka sayısı 800-1000 arasında değişirken Türkiye’de salgın sürecinin muhteşem(!) biçimde yönetilmesi sebebiyle günlük vaka sayısı 60 bin. Ancak vaka sayıları bir yana, Rusya burada siyasi bir strateji de uyguluyor.

Türkiye 10 Nisan’da Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelensky’i ağırladı ve burada Rusya’yı rahatsız edecek mesajlar verdi. Lavrov’un bu ziyareti 12 Nisan’da yapması, üstelik turizm konusunda Mısır’la ilişkilerini daha fazla geliştirmek istemelerini söylemesi, Türkiye’ye bir mesaj olarak yorumlanabilir. Rusya ile Mısır, var olan yakın askerî bağlarının yanında, geçtiğimiz yılın kasım ayında yıllık askerî tatbikatlarını Karadeniz’de gerçekleştirmişti.

Türkiye’nin son dönemde Mısır ile yakınlaşma çabaları dikkate alındığında, Lavrov’un Mısır ziyaretinde Libya’dan Suriye’ye, ikili ilişkilerden, Filistin sorununa kadar pek çok konuyu masaya yatırması, Rusya’nın Mısır konusunda Türkiye’ye bir başka mesajı olarak görülebilir. Türkiye’nin Mısır ile yakınlaşması önemli, ancak unutulmaması gereken Mısır’ın Rusya ile de yakın ilişkileri var. Dolayısıyla Rusya ile Türkiye arasında Ukrayna konusunda yaşanacak bir gerilim Türkiye’nin Mısır ile ilişkilerine, Libya politikasına etki edecek. Bir de buna Doğu Akdeniz’de Mısır’ın Rusya enerji şirketi Rosneft ile Zohr sahasında birlikte çalıştığı eklendiğinde, Mısır’ın Yunanistan ile imzaladığı anlaşma dikkate alındığında, Türkiye-Mısır ilişkilerinde Rusya'nın önemli bir etki alanına sahip olduğu görülüyor.

Kahire’deki görüşmenin çıktıları dikkate alındığında, Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi, Ukrayna ve Karadeniz politikası konusunda ABD ile yakınlaşma için verdiği mesajların Moskova’daki yankısının Kahire etki edeceğini unutmaması gerekiyor. Bir başka anlatımla Türkiye’nin burada yürüttüğü politika sadece Rusya’yı rahatsız etmekle kalmayıp, Mısır üstünden Libya, Doğu Akdeniz’e kadar uzanabilecek bir etkiye sahip. Tam da bu nedenle dış politikada adım atarken tek yönlü ve kısa vadeli değil, çok yönlü ve orta-uzun erimli sonuçlar, riskler dikkate alınmalı.

TAHRAN’DAKİ MESAJ: RUSYA OLMADAN UZLAŞMA ZOR

Kıdemli Rusyalı diplomatın ikinci adresi, mart ayında Çin ile yaptığı anlaşmayla gündeme gelen İran’dı. 13 Nisan’da Tahran’a giden Lavrov, burada hem İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hem de mevkidaşı Cavad Zarif ile bir araya geldi. Lavrov’un gündeminin üst sırasında İran Nükleer Anlaşması vardı.

Trump yönetiminin 2018’de BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesi (ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa) ve AB adına Almanya ile yapılan İran Nükleer Anlaşması’ndan çekilmesi anlaşmada gedik açtı. Anlaşma çok taraflı olduğu için diğer taraflar anlaşmanın hâlâ yürürlükte olduğunu ifade ediyor. Bununla beraber ABD’nin İran’a yaptırım uygulaması, İran’ın nükleer konusunda vaatlerini gözden geçirmesine neden oldu, nitekim Tahran 2019’da nükleer zenginleştirmede anlaşmanın koyduğu sınırları aştı. Ocak 2021’de göreve başlayan Joe Biden yönetimi İran ile nükleer anlaşma için görüşmek istediklerini söyledi. Bu noktada gözler İran nükleer görüşmelerine çevrildi.

Beklenen görüşmeler “İran Nükleer Görüşmeleri” adıyla geçtiğimiz hafta Viyana’da gerçekleştirildi. Bu toplantıya anlaşmanın taraflarının yanı sıra ABD’den de temsilciler katıldı. Viyana görüşmelerinde İran ile ABD doğrudan bir araya gelmedi, bunun yerine diğer devletler, taraflar arasında mesajları iletti. Görüşmeler sonucunda İran’ın nükleer zenginleşmeyi durdurması karşılığında ABD yaptırımlarının aşamalı olarak kaldırılabileceği ifade edildi. Bu çerçevede iki devlet arasında iki alt çalışma grubunun oluşturulması için uzlaşmaya varıldı. Grupların şimdiden çalışmalara başladıkları ve ortak bir formülle nükleer anlaşmanın devamını sağlamaya gayret edeceklerini Rusya’nın Viyana’daki uluslararası örgütler temsilcisi Mikhail Ulyanov aktardı. Bununla beraber Ulyanov’un Twitter mesajında “Anlaşmanın yenilenmesi için yol kat ettik, ancak bu ne kadar zaman alacak, ne kadar sürecek bilmek zor” demesi, aslında henüz yolunda başında olunduğunu gösteriyor.

Lavrov’un Viyana’da görüşmeler gerçekleşirken İran’da bulunması bu açıdan kayda değerdi. Hatırlanacağı gibi İran ile 5+1 arasında 2015’te anlaşmaya varılmadan önce görüşmeler tıkanmıştı. Yeniden masaya dönülmesi için İran; Çin ile Rusya’dan kolaylaştırıcı olmalarını istemişti. Nitekim Moskova ile Pekin’in kolaylaştırıcılığında taraflar arasında uzlaşı sağlanmıştı. Bu noktada önce Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ardından Lavrov’un İran’a gitmesi, nükleer anlaşma sürecinde Çin ile Rusya’nın İran’ı yalnız bırakmayacakları mesajı içeriyor. Dahası, görüşmeler yeniden tıkandığında -böylesi uzun soluklu müzakerelerde mutlaka yaşanır- Moskova ve Pekin şimdiden Washington’a sürece etkisi olacak aktörlerin kim olduğunu hatırlatıyor. Bir anlamda Biden’ın İran ile anlaşması Rusya ile Çin’in tavrına da bağlı olacak.

İki görüşmeler konusundaysa İran, Rusya’dan savunma konusunda destek istedi. Ruhani Ekim 2020’de İran’a dönük BM Güvenlik Konseyi Silah Ambargosu'nun sona erdiğini hatırlatarak Moskova’ya "savunma sistemi ve askerî malzeme için harekete geç” dedi. Lavrov’un “İran ile işbirliğimiz konusunda bir sınır koymuş değiliz" demesi, İran’a yarım milyon doz Sputnik V aşı yolladığını iletmesi, petrol konusunda görüşmeye açık olduklarının altını çizmesi görüşmenin dikkat çeken başlıklarıydı.

Özetlemek gerekirse, Sergey Lavrov’un mart ayının son haftasından nisan ortasına uzanan ziyaretlerinin durakları şöyleydi: Çin, Güney Kore, Kazakistan, Hindistan, Pakistan, Mısır ve İran. Bu devletlerin bir kısmıyla Rusya, SSCB’den miras aldığı tarihî bağlara sahip. Rusya, bir kısmıyla sınırlı olan ilişkileri, bölgesel ve küresel öncelikleri uyarınca geliştirme gayreti içerisinde. Bu bağlamda Mısır ile İran Ortadoğu dengeleri açısından önemliydi. Mısır ziyareti, yalnızca Rusya ile Mısır ilişkileri açısından değil, Türkiye, Libya, Suriye, Filistin ve Doğu Akdeniz’e uzanan bir hattı etkileyecek kapasitede, en azından buna dönük bir hatırlatma içeriyor. Dahası Kahire’deki görüşme, Ankara’ya, oradan Kiev ve Washington’a uzanan küresel dengelere dönük Rusya’nın itirazını gösteriyor. İran görüşmesini Mısır’dan bağımsız düşünmemek gerekiyor. İki adreste farklı başlıklar kadar ortak konular da gündeme geldi. Bununla beraber, İran Nükleer Anlaşması’na dönüş süreci ve burada uygulanacak strateji müzakerelerin süresine de başarısına da etki edecek, zira hem Çin hem de Rusya, aslında ABD’ye İran konusunda hiç de hafife alınmamaları gerektiğini ve ABD’nin bu iki aktöre dönük strateji belirlerken İran konusunu dikkate alınması gerektiğini hatırlattı.


Mühdan Sağlam Kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktorasını yapmıştır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rus dış politikası ve enerji politikaları, Avrasya enerji politiği temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. Barış için Akademisyenler “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzadığı için 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.