Kürtaj olmak kimin hakkı, kimin kararı?

Kürtaj ve üreme sağlığı haklarına erişimde devlet ve aile gibi bariyerlerin olması kişileri güvensiz ve yasadışı uygulamalara itme potansiyeli taşıyor. Öte yandan her 100 kadından 15'i kürtaj oluyor.

Google Haberlere Abone ol

2020 senesinde tecavüze uğrayan bir kız çocuğu 10 haftalık gebe iken kürtaj olmak için mahkemeye başvuruyor.  İstismar durumunda 20 haftaya kadar kürtaj olmak yasal olmasına rağmen mahkeme kürtaj kararını zamanında vermiyor, kız çocuğu doğum yapmak zorunda bırakılıyor. İrem Yıldırım’ın haberine göre bu konuda hak mücadelesini sürdüren aile için Anayasa Mahkemesi (AYM), maddi tazminata gerek olmadığına, manevi tazminatınsa 75 bin lira olarak uygun olduğuna karar veriyor.

Bu ve benzeri kadının üreme ve cinsel sağlığına, hatta akıl sağlığına dair kendisinin karar vermesine engel olan ve bu yetkiyi devlete veya aile kurumuna veren yargı anlayışının yalnızca bir örneği bu durum. Bu yazıda, bu örnekten yola çıkarak, neden bu haberleri her gün hatırlamamız, ciddiye almamız ve beden politikalarını mücadelemizden ayırmamamız gerektiğini bir kere daha kürtaj örneği üzerinden hatırlatacağım.

Öncelikle Türkiye'de isteğe bağlı kürtaj 10 haftaya kadar yasal. Ancak uygulamada bu yasa işleme konulmuyor(1). Hastanenin uygulamaması, doktorun yapmak istememesi gibi sebeplerle özellikle devlet hastanelerinde ama bazen özel hastane ve kliniklerde de erişilemeyen bir hizmet.

Şüphesiz kürtaja erişimdeki kısıtlama ve zorluklar, “tebrikler kızınız hamile” mesajları, “sen doğur, devlet bakar” söylemleri ile daha da vahim hale getirildi. Bu söylemler ile kürtajın yasal durumuna veya ne şartlarda yapılabileceğine dair ve hatta erişilemeyeceğine dair bir şüphe oluşturuldu. Ayrıca kürtajı yapacak doktorlar bile yaparlarsa alabilecekleri tepkilere dair korkutuldu, performans puanı gibi uygulamalarla başka işlemleri öncelemelerinin istendiği mesajı verildi. Özel sektördeki denetimsiz fiyatlandırma ile de hastaneye gelen kişileri kliniklere yönlendirip fahiş fiyatlarla kürtaj yapmak kimi doktorlar için cazip hale getirildi.

Aslında Türkiye'deki kürtaj yasası kağıt üzerinde bazı Balkan ve Ortadoğu ülkelerine kıyasla liberal gibi görünüyor. Ancak yaşanan gerçekliğimiz bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Bu sebeple aslında yalnızca kürtajı yasallaştırma ve yasal tutma mücadelesi değil, erişimin herkes için sağlanmasının da mücadelesini vermemiz gerekiyor. Bunun önemini en etkili ortaya koyan gelişmelerden biri yakın zamanda, ABD'de kürtajı yasallaştıran Roe v. Wade kararının geri çekilmesi ve eyaletlerin kürtaj konusunda kendi yasalarını yapabilmelerinin önünün açılmasıdır. Aslında Roe kararı da uygulamada olduğu zamanda bile her grubu kapsamıyordu. Özellikle hastane ve kliniklerden uzak yerlerde yaşayan veya finansal zorlukları olan kişilerin kürtaja erişimini garanti altına alamıyordu. Bu kişilerin erişebilmesi için ABD’de kadın hareketi ve feminist hareket STK tipi örgütlenmelerle kürtaja finansal destek sağlayan ağlar kurarak devletin sağlamadığı hizmeti bir şekilde sağlamaya çalışıyordu.

Devlet eliyle konulmuş yasal bariyerlerin yanı sıra kürtaja erişimde aile kurumunun ve toplum baskısının da bir engel oluşturabildiğini öne süren araştırmalar da mevcut. Örneğin, kürtajın yalnızca hayati tehlike durumda yasal olduğu Lübnan'da yapılan bir araştırma, doktorların bazı durumlarda kayıt dışı kürtaj uygulaması yaptığını ancak özellikle bekar kadınların bu yasadışı ama güvenli yollara erişmekte zorlandığını ve tamamen güvensiz yöntemlere başvurmak durumunda kaldıklarını gösteriyor. Benzer şekilde, gebeliğin kadınların psikolojik ve bedensel bütünlüğü için risk oluşturduğu durumlarda kürtajın yasal olduğu Gana'da yapılan bir araştırma, yasal kürtaja erişimi olan kadınların kürtaj olduklarını gizleyebilmek adına yasadışı yöntemleri tercih ettiğini buluyor.

Benzer örnekleri Türkiye’de de gözlemlemek mümkün.

2021’de genç ve bekar kadınların kürtaja nasıl eriştiğine dair yaptığım bir çalışmada aslında kürtaja yasal olarak erişebileceğinin bilincinde olan kadınların kürtaj olduklarını ailelerinden ve çevrelerinden gizlemek için yasal ve güvenli olduğunu düşündükleri yöntemden farklı yöntemlere başvurduklarını gözlemledim. Görüştüğüm kadınların bir kısmı yasal, bir kısmı yasadışı kürtaj deneyimlerini anlattı. Bir kısmı ise yasadışı olduğunu düşündükleri ama ne tam yasadışı ne tam yasal denilebilecek kürtaj deneyimlerini anlattı. Anestezi uzmanı olmadan anestezi verilip jinekolojik şiddete uğramış kadınların deneyimlerden, güvensiz kliniklerde yapılan kürtajlar veya hapla kürtaja uzanan anlatılardı bunlar. Bu deneyimlerde vurucu nokta ise aslında güvenli ve yasal kürtaja erişebileceğini bilen kadınların ailelerinden ve çevrelerinden bu durumu gizlemek için yasadışı veya güvensiz yöntemlere başvurmayı tercih edebiliyor olması.

Bu çalışmaya katılan kadınların anlatılarında dolaylı yoldan karar alma noktasında aile kurumunun ve direkt olarak devletin -özellikle sağlık bilgilerinin gizliliğine dair yarattığı güvensizliğin- bir etkisi olduğunu gözlemledim. Örneğin, 23 yaşında haplarla kürtaj olmuş bir kadın, bir akrabası yaşadığı şehirde doktor olduğu için ailesinin 'bir şekilde öğrenmesi ihtimalinden' çekinip hastane veya özel kliniklere gitmeyip evde haplarla kürtaja başvurduğunu aktardı. Bir başka kadın ise ailesine 'Tebrikler, kızınız hamile' mesajı gitmesi riskini göze alamadığı için güvensiz bir şekilde anestezi altına girdiğini aktardı. Bu durum şunu gösteriyor ki kürtaja erişime dair yapılan çalışmaların aynı zamanda veri güvenliği ve sağlık bilgilerinin gizliliğini de göz önünde bulundurması gerekiyor.

Kürtaj ve üreme sağlığına dair haklara erişimde devlet ve aile gibi bariyerlerin olması kişileri güvensiz ve yasadışı uygulamalara itme potansiyeli taşıyor. Bir yandansa Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması 2018 raporuna göre aslında Türkiye’de evli kadınların yüzde 15’i hayatlarında en az bir kere kürtaj olduklarını söylüyor. Yani her 100 kadından 15i kürtaj oluyor. O zaman kürtaj kime ve nerede sağlanıyor, nerelerde konuşuluyor veya kimlere özellikle bu hizmetlere ulaşmak daha güç hale getiriliyor? Türkiye'de ve dünyadaki bu ve benzeri durumlar, bizi şu soruyu sormaya itiyor: "Kürtaj kimin hakkı, kimin kararı?"

Bu tip örnekleri ele aldığımızda, yeni çözüm yolları bulma ve/ veya var olan çözümleri geliştirme ihtiyacı karşımıza çıkıyor.


NOTLAR:

(1) Çok yeni bir gelişme olarak geçtiğimiz günler de açılan Kürtaj Hakkım sitesi üzerinden eğer kişinin kürtaj hakkı engelleniyorsa nasıl adımlar atması gerektiği (CİMER üzerinden bu şikayetin yapabileceği) veya gerek erişim desteği, gerek dayanışma için başvurabileceği kadın ve sağlık örgütlerinin bir listesine ulaşmak mümkün (https://kurtajhakkim.org/).