YAZARLAR

Kuraklık politikalarını NASA da gördü!

NASA’nın gördüğünü biz aslında her gün kentte gezen hafriyat kamyonu, iş makinesi, beton mikseri ile görüyoruz. Kırda da görüyoruz. NASA’nın gördüğünü Meteoroloji Genel Müdürlüğü sayfasında görüyoruz. Herkesin gördüğünü onlar göremiyorlar.

NASA 18 Ocak’ta Türkiye’nin yoğun bir kuraklık yaşadığına dair bilgiyi paylaştı. Geçen hafta başlayan yağışlar ve bu hafta gelen kar ile kuraklık tartışması hafiflemiş gibi görünüyordu. Ama NASA’nın kısa bir yazıda ortaya döktüğü veriler durumu değiştirdi gibi...

Paylaşımda iki önemli harita da vardı. İlki GRACE-FO uydularından elde ettiği yeraltı nemliliği idi. Uydu verileri ile 1948-2010 yılı kayıtları karşılaştırılmış ve bu verilere göre yeraltı su rezervlerinin kuruduğu belli olmuştu. Türkiye’nin geneli gibi Kafkasya’nın kuzeyi de kötü iken Ortadoğu daha az kötü haldeydi.

İkinci harita ise bitki kökleri için önemli olan toprağın en üst 1 metrelik tabakasının nem durumunu inceliyordu. Bu haritaya göre, bitkiler için kritik olan üstteki bir metre de kuraktı.

NASA bir bitki için yaşamsal olan üstteki tabakanın kurak, bir ağacın kökleri için, tarım için önemli olan yeraltı su depolarının ise boş olduğunu söylüyor. Devamında, yeraltı sularının tarım, içme suyu ihtiyacı için önemli olduğunu ve bunların dolmasının çok ciddi zaman aldığını çalışmada ayrıca belirtiyor.

NASA ödevini yapmış, bizim politikacılar gibi fırsatçılık yapmamış ve bu çalışmaya zaten kuraklığın geldiğine dair haberleri de eklemiş.

NASA görmüş ama bizdeki siyasetçiler hâlâ görmedi.

 

KİM KURUTTU?

Dökülen her asfalt ve beton kurutur. Çünkü suyun toprakla buluşmasını engeller, sızmasına izin vermez. Türkiye son 18 yılda yarım milyar ton asfalt, 1 milyar ton çimento döktü. Bu kadar asfalt ve beton ile Marmara denizini on santimetre kalınlığında asfalt ve beton ile kaplarsınız. O kadar kaplarsanız sadece toprağı değil, yeraltını da kurutursunuz.

Türkiye, inşaat sektörü için her yıl yüzlerce milyon ton taş, çakıl, mıcır, çimento kilini doğadan çekti. Her maden (özellikle taş ve mermer madenciliği) yeraltını besleyen o kaya çatlaklarının yok olması, suyun süzülememesi demek. Bunu ben değil Devlet Su İşleri (DSİ) diyor. DSİ’nin “Akiferler üzerindeki diğer etkilere göre en tehlikeli olan tehdit ise malzeme ocaklarıdır” itirafı kadar acı bir itiraf var mıdır? Şimdi neden taş ve maden ocakları kapatılsın dediğimizi anladınız mı?

O kadar ufak bir detay değil, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü rakamlarına göre, Türkiye’de 2018 yılında inşaat için kalker hariç 133 milyon ton, kumtaşı, mıcır, kil gibi malzemeler kazılıp topraktan çıkarılmış. Yani 2 milyar tondan fazla kumu, çakılı yok ederek yeraltı su rezervlerin üstündeki yapıyı bozuyorsunuz.

Serilen bu kadar asfalt ve betona, doğadan alınan kum, çakıl, kayanın yanına, yapılan madenciliği ve HES’leri ekleyin. Geriye yıkımdan başka bir şey kalmayacak.

 

SİYASETÇİLERİN KURAKLIK FIRSATÇILIĞI

Eskiden bu tartışmaların sembol bir ismi vardı, HES Bakanı Veysel Eroğlu. Bunları onunla tartışırdınız. Kendisi Demirel’den sonra Türkiye’yi en çok kurutan ikinci kişi sayılabilir. O şimdi yok. Anadolu’da “1000 günde 1000 gölet” diyerek gölleri ve dereleri kuruttu.

Ama sorun tek başına Eroğlu değildi. O sadece bir semboldü. Şimdi kolektif bir umursamazlık, kolektif bir yıkım işbirliği var. NASA Türkiye’nin kuruduğunu değil, kurutulduğunu söylüyor aslında. Çünkü ortada yarım milyar ton asfalt, bir milyar ton çimentonun dökülmesi, 2 milyar tondan fazla taşın, kilin vs. doğadan çekilmesi var. Uydudan bunları izlemiyor ama sonuçlarını çok rahat görüyor.

Geçen ay Ankara Büyükşehir Belediyesi 4,5 milyon tonluk rekor asfalt ihalesi yaptı. Belediye meclisi artık neredeyse sadece imar kararları için toplanıyor. Meclisin iki kararından biri imar. İstanbul ise muslukları değiştirmekle, matematiğin en neoliberal yöntemlerini kullanarak halkı yanıltmakla meşgul. Çeyrek milyar ton suyun, yani İzmir’in tüketiminden fazlasının kaçak ve kayıp olduğu İSKİ, diş fırçalarken muslukları kapatma seviyesinde 11 öneriyi İstanbullulara sundu.

NASA uydudan kuraklığı gördü. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) de görmüştü zaten. Bunu herkes biliyordu ki. Siyasetçiler de görüyordu. Daha iki yıl önce kuraklık vardı ve Veysel Eroğlu ile de tartışıyorduk. MGM son altı ay için, son 40 yılın en kurak dönemini yaşadığımızı söylüyor. EPDK verileri tarımsal kuraklığı anlatıyor.

Dökülen bu kadar asfalt ve betonun, doğadan çalınan bu kadar suyun, çakılın, kayanın kuraklığı şiddetlendireceğini, toprağın üst tabakasını ve altını kurutacaklarını göremiyorlar mı? 

1980-2000 yılı arası Temmuz-Aralık dönemi kuraklık analizi, (Kaynak: MGM)

#KURAKLIK21

2021’de hem iklim krizi, hem kuraklık hem de salgınla boğuşacağız. Bunların o kadar basit çözümleri var ki... Asfalt hem salgın, hem iklim hem de kuraklık için bela bir konu. Çimento ve inşaatı anlatmaya gerek yok. Bu kadar dert varken halka değil müteahhitlere çalışanlarla işimiz tabii ki zor. Ama şurada daha önce 11 maddede kuraklık politikasını yazmıştık. Bunlar çok kolay şeyler.

NASA’nın gördüğünü biz aslında her gün kentte gezen hafriyat kamyonu, iş makinesi, beton mikseri ile görüyoruz. Kırda da görüyoruz. NASA’nın gördüğünü Meteoroloji Genel Müdürlüğü sayfasında görüyoruz. Herkesin gördüğünü onlar göremiyorlar.


Önder Algedik Kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.