Tiyatrocular 'sözün bittiği yer'de susuyor

Tiyatro sanatçıları Cenk Dost Verdi, Deniz Elmas ve Ulaş Kaya seslerini duyurmak için susma eylemi başlattı. Sanatçılar, tiyatro yasası istediklerini belirterek taleplerine dair şunları söylediler: Tiyatro yasasının çıkması, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bizlerin varlığını kabul etmesi ve de koruması her şeyden önce bir vatandaşlık hakkı talebimizdir.

Serpil Kurtay  

DUVAR – Tiyatro sanatçıları salgın öncesi ve sonrası artan sorunlarının hiçbir şekilde çözüme kavuşturulmaması karşısında “susmaya” karar verdi. İlk olarak Cenk Dost Verdi, Deniz Elmas ve Ulaş Kaya, “katlanılmazlığın eşiğini aştıklarını” söyleyerek susma eylemi başlattı. Her sabah saat 10.00’da Kadıköy’deki Moda Sahnesi’nin önünde buluşan tiyatrocular, saat 20.00’ye kadar susuyorlar. Bugün eylemlerinin altıncı günündeler. Sadece saat 17.00-18.00 arasında sohbet molası veren tiyatrocular, meslektaşları ve kendilerine destek vermeye gelen kişilerin sorularını yanıtlayarak, sorunlarını paylaşıyorlar.

‘TİYATRO YOK SAYILIYOR’ 

Cenk Dost Verdi, tüm özel tiyatro emekçilerinin ve sanatçı dostlarının ayakta hatta hayatta kalma çabası verdiklerini belirterek, “Bu çabayı takdir etmekle birlikte yaşanan pandemi süreciyle artıp daha da görünür olan ve bizler için hayati önem arz eden sorunlarımıza devlet, Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdindeki kayıtsızlık neredeyse alay boyutuna varmıştır” dedi. Bu süreçte tiyatronun asıl sorunlarına dönük farkındalığı, gerek sosyal medya içerikleriyle gerek imza kampanyalarıyla örgütleyen meslek birliklerinin sonunda Bakanlığı masaya oturttuğuna dikkat çeken Verdi, kısa bir süre önce açıklanan KDV indiriminin bir kazanım olarak görülmemesi gerektiğini şu sözlerle açıkladı: “Bunun bir yandan yine tiyatrolara birer ticari işletme mantığıyla yaklaşılarak atılan geçici bir adım oluşu, devletin bu konuyu geçiştirme, bir kültür sanat politikası çerçevesinde değerlendirmeme niyetinin devamı-ifşası olmuştur. Bu tutum sanatı-tiyatroyu yok sayma, hatta yok etme politikası olarak artık ideolojik bir hâl almış ve geçmişten gelen sorunlarıyla daha da keskinleşmiştir. İşte tüm bunlar bizleri yeni bir dil aramaya itmiştir.”

‘DİLSİZİN SUSTUĞU SÖYLENEBİLİR Mİ?’

Cenk Dost Verdi, örgütlü mücadelelerle oluşan kazanım atmosferinde bireysel çabaların çeşitli zaman ve fikir uyuşmazlıklarıyla baskılanıyor oluşundan yola çıkarak bu sürece daha samimi ve bireysel nasıl katkı sağlarız düşüncesinin kendilerini bu “susku/performansa” ikna ettiğini ifade etti. Yüzeysel bakıldığında oldukça pasif ve çözümü tartışıp önermekten uzak görünse de bu susku/performansın bireysel olarak şimdiye kadar “söylediklerinin” hiçbir işe yaramadığını, her geçen gün daha ağır bedellerle öğrenmekten, değil bakanlıkça mesleğin içinde bile birçok sanat emekçisinde oluşan sessizliği görünür kılmak ve “susma” eyleminin kendisini bir dil arayışı olarak tekrar kullanma ihtiyacından geldiğini kaydetti ve ekledi: “Sartre’ın dediği üzere ‘Dilsizin sustuğu söylenebilir mi?’

‘TİYATRO YASASI İSTİYORUZ’

Deniz Elmas da, özellikle son iki aydır meslek örgütlerinin sorunların çözümüne yönelik attığı adımların hiç oluşmamış gibi sönümlendiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Hiçbir çabayı reddedip küçümsemek niyetinde değiliz fakat bizler, yani hayatlarını sadece mesleğini yaparak kazanmaya çalışan sanatçılar, bu topyekûn sessizleşme, sorunu asıl muhatabıyla kalıcı olarak çözme fikrinden ve kararlılığından uzaklaşma haline sessizliğin nesnesi olarak bir deneyim yaşama ve yaşatma çabası içerisindeyiz. Tiyatro yasasının çıkması, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bizlerin varlığını kabul etmesi ve de koruması her şeyden önce bir vatandaşlık hakkı talebimizdir.” Elmas, bu suskunun kendilerine çözümün bir sonraki aşaması için bir lügat ve cesaret kaynağı oluşturacağını umduklarını söyledi.

DESTEK ÇAĞRISI

Ulaş Kaya ise, her türlü öfke ve şiddeti reddeden bu diyalog taleplerinin öncelikle meslektaşları, hatta geleceğin sanatçıları olarak bu sorunların ortasında meslek hayatlarına atılacak öğrenci meslektaşları ve tabii ki seyircileri tarafından sahiplenilip büyütülmesinin artık daha önemli ve acil bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.

“Bizlerin bu susuşundaki ‘herkese göre ne ise o’ olan anlamın bu sahiplenmeyle çok daha yüksek bir sese dönüşmesinden başka hiçbir beklentimiz yok” diyen Kaya, artık her bir araya geldiklerinde, kendi aralarında aynı şeyleri konuşup güvencesizliğin hayaliliğinden doğan haklı kaygılarını bastırmaktan yorulup, söylenmeyeni, söylendiğinde işe yarayacak olanı aramak adına sustuklarını kaydetti. Kaya, şu çağrıyı yaptı: “Ve sizleri susmanın, sessizliğin fiili zorluğunu bizle paylaşmaya, suskuyu kayıtsızlıktan, boşa konuşmaktansa susmayı tercih etmekten kurtarıp yeni bir anlama/dile kavuşturmaya çağırıyoruz. Biliyoruz ki susmak açıklanamaz olan karşısında küçülmek, sinmek değil, aksine onu her yoldan keşfetmeye yeniden ve yeniden cesaret etmektir.”