Arkeologlar Derneği'ne tepki: Arkeologları aşağılamayın

Arkeologlar Derneği Başkanı İlkay İvgin'in, Türkiye'de çalışma yürüten arkeologlara yönelik sözleri tepki topladı. Arkeoloji Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Recep Cesur'un eleştirisine yazılı yanıt veren İvgin, bu yanıtı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kazılar Dairesi Başkanlığı'na iletti. Cesur bu hamleyi, "Benim akademik kariyerimi doğrudan etkileyecek bir sindirme taktiği" diye değerlendirirken eski müzeciler derneğin bir sivil toplum kuruluşunda olması gereken reflekslere sahip olmadığını söylüyor.

Nuray Pehlivan  npehlivan@gazeteduvar.com.tr

İZMİR – Arkeologlar Derneği Başkanı İlkay İvgin, mayıs ayında ArkeolojiHaber Instagram sayfası üzerinden gerçekleştirilen “Arkeologlar Derneği’nin Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı söyleşideki sözleri ile tepki topladı. İvgin’in, gerek ülkemizde son yıllarda artık bir talana dönüşen kültürel mirasın yok edilmesi, gerek sit alanlarındaki uygulama değişikliklerine karşı tavrı ve gerekse arkeolojiye uzun yıllar hizmet vermiş değerli bilim insanlarının, bilim dünyasında hiçbir karşılığı olmayan gerekçelerle görevlerinden alınmalarına karşı kullandığı ifadeleri arkeoloji camiasında tartışmalara neden oldu.

İvgin’in programda kullandığı,“10 bin tane arkeolog olsa, herkes 10 lira verse düşünün dehşet para. Ben o, 10 bin lira ile bu derneği uçururum. Boş keseden maval okumak çok bize özgü. Hem üye olmayayım hem aidatımı ödemeyip konuşayım… Kimse klavye şövalyeciliği yapmasın!” gibi ifadeleri, bu mesleğin ülkemiz koşullarında ne denli zor yürütüldüğünü bilen ve bunun bir parçası olan arkeologlar tarafından tepkiyle karşılandı.

Programda ayrıca İvgin tarafından, Japonya’daki emekli arkeologlardan övgüyle bahsedilerek, “Türkiye’deki arkeologlar kahve köşelerinde ya da parklarda, bahçelerde zaman geçiriyorlar, devlete bu kadar hizmet ettim, bundan sonra daha ne yapacağım mantığı var herhalde” sözleri de sarf edildi.

‘DAHA ÖNCE DE BİLİM İNSANLARININ ELİNDEN PROJELERİ ALINDI’

İvgin’in konuşması üzerine Arkeoloji Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Recep Cesur, herkesin erişimine açık olan hesabından tweet atıp Arkeologlar Derneği ve Dernek Başkanı İlkay İvgin’i etiketledi. Cesur, arkeologların istihdam sorunlarını, Olympos sit alanı, Marmaray Projesi, İzmit Hızlı Tren Projesi ve Beşiktaş metrosu gibi konularda derneğin takındığı pasif tavrını eleştirdi. Ayrıca Çatalhöyük Kazısı’nın iki yıllık çalışmasının ardından Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiler Çilingiroğlu’nun bilimsel danışmanlık görevinden gerekçesiz olarak alınmasıyla ilgili olarak, “Daha önce de başarılı bilim insanlarının elinden projeleri çocuk oyuncağıymış gibi alındı. Tepki gösterdiniz mi?” diye sordu.

Arkeologlar Derneği Başkanı İlkay İvgin

‘BİR ARKEOLOG YERİNE, BİYOLOG MU ATANMIŞTIR Kİ TEPKİ GÖSTERELİM’

Atılan tweetlerin ardından geçtiğimiz günlerde Recep Cesur’a, Arkeologlar Derneği Genel Başkanı İlkay İvgin imzalı resmi bir yazı gönderildi. Cesur’un yaptığı eleştirilere maddeler halinde yanıt verilen yazıda “Sosyal medya hesabınız üzerinden derneğimize karşı altı doldurulamayan ithamlarda bulunmuş olmanız, Derneğimiz Yönetim Kurulu’nu derinden üzmüştür ve ithamlarınıza karşı cevap verme gerekliliği doğmuştur. Şahsınıza ait Twitter hesabından derneğimize ve derneğimizle ilişkisi bulunmayan kurumlara karşı birtakım ithamlarda bulunduğunuz görülmektedir” denildi.

İvgin tarafından kaleme alınan yazıda dikkati çeken bir husus da; gerekçesiz bir şekilde bilimsel danışmanlığı elinden alınan Çiler Çilingiroğlu ile ilgili eleştiriye verdiği yanıt oldu. İvgin, “Çilingiroğlu’na kazı izni verilmemişse bile başka bir meslektaşımıza kazı izni verilmiştir. Meslektaşlar arasında ayrımda bulunmak bizim haddimize değildir. Çilingiroğlu’nun kazısının elinden alınıp kazı başkanı olarak bir arkeolog yerine bir biyolog mu atanmıştır ki bu konuda bir tepki gösterelim” diyerek, Çatalhöyük kazılarının “bir biyoloğa değil de bir arkeoloğa verilmiş olması”nı bilimsel etik konusunda yeterli buldu.

Ayrıca söz konusu yazı, bilgilendirme amacıyla eleştirilerin konusu olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü, Kocaeli Müze Müdürlüğü, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Doç. Dr. Çiler Çilingiroğlu ve Prof. Dr. Adil Tırpan’a da iletildi. Ancak İvgin’in kendisine getirilen eleştiriler karşısında, yazdığı resmi yazıyı Kazılar Daire Başkanlığı’na da taşıması, derneğin arkeologları terbiye ve dizayn etme hareketinin bir göstergesi olarak yorumlandı.

Arkeoloji Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Recep Cesur

Arkeoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Recep Cesur, dernek başkanı tarafından kaleme alınan yazının, kazılara katılan heyet üyelerini denetlemekle yükümlü Kazılar Daire Başkanlığı’na gönderilmesine ilişkin görüş ve düşüncelerini bizimle paylaştı. Emekli arkeologlar, Nevin Soyukaya ve Naci Toy ise İvgin’in meslektaşları hakkında sarf ettiği sözlerine tepkilerini dile getirdi.

‘DERNEK BAŞKANININ AMACI, KARA LİSTEYE ALINMAMI SAĞLAMAK’

Dernek başkanı tarafından kendisine verilen yanıtların Kültür ve Turizm Bakanlığı Kazılar Dairesi Başkanlığı’na gönderilmesini, “Arkeologlar Derneği Başkanı’nın amacı benim bundan sonra projelere katılmamı engellemek, kara listeye alınmamı sağlamaktır” diye yorumlayan Cesur, “Bu benim akademik kariyerimi doğrudan etkileyecek ve beni tamamen arkeolojik projelerden silmek isteyen bir sindirme taktiğidir. Kaldı ki ben bakanlığa bir ithamda bulunmadım. Bakanlığın bu olanların çoğundan haberi bile olduğunu düşünmüyorum. Arkeologlar Derneği’nin meslektaşını baskı altına alıp, bu şekilde tehdit ederek bakanlığın önüne attığını düşünüyorum” dedi.

‘ARKEOLOGLAR DERNEĞİ KAFASINI KUMA GÖMÜYOR’

Derneğin farklı düşünce ve görüşlere saygı duymadığı için bu duruma maruz kaldığını söyleyen Cesur, “Ben sadece eleştirdiğim konularla ilgili tweet attım. Arkeologlar Derneği, kültürel varlıklarımız yok edilirken ilk tepki göstermesi gereken kurumdur. Ancak bu tür durumlarda refleks göstermek yerine, kafasını kuma gömüyor. Söylediklerim ortada… Kaldı ki ben bunları yazarken önce bir vatandaş, sonra bir arkeolog olarak eleştirdim. İnsanları bu şekilde bastırmaya çalışmaları kesinlikle kabul edilemez. Ben arkeolojiyi çok severek yapan bir öğrenciyim. Ama bu sebepten dolayı bundan sonra belki de hiç mesleğimi yapamayacağım” diye konuştu.

‘ARKEOLOGLAR DERNEĞİ MESLEKTAŞLARINDAN BİHABER’

Emekli bir müzeci olarak yaşadığı kentin kültürel ve doğal değerlerinin korunması için sivil toplum kuruluşları üzerinden gönüllü çalışmalarını sürdüren Diyarbakır Müzesi eski Müdürü Nevin Soyukaya da “Emekli müzeciler Türkiye’de kahve köşelerinde zaman geçiriyor” diyen İvgin’e tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

“Ben ve birçok meslektaşım, yaşadıkları kentler tahrip edilip, kültürel ve doğal değerlerin yok edilmemesi için çaba sarf ederken, Arkeologlar Derneği Genel Merkezi’nin hiçbir çabasının olmadığına, ‘orada neler oluyor’ diye merak edip sorma zahmetine bile katlanmadıklarına şahsen tanığız. Tıpkı ülkenin her köşesinde, yapılan mega projelerle yok edilen doğal ve kültürel değerlerin korunması, yaşatılması için bugüne kadar kayda değer bir çaba göstermedikleri gibi… Arkeologlar Derneği, sivil toplum örgütü mantığına sahip olmadığı için gerçekten sivil çalışan meslektaşlarından da bihaber olmalarını normal karşılamak gerekiyor aslında.”

Diyarbakır Müzesi eski Müdürü Nevin Soyukaya

‘DERNEK, OLİMPOS KONUSUNDA GEREKENİ İVEDİLİKLE YAPABİLİR’

Yayında, İvgin’in Olimpos’la ilgili harekete geçmek için meslektaşlarından bilgi, belge talep etmesini de eleştiren Soyukaya, “Antik kentlerde birinci derecede sitlerin, üçüncü dereceye dönüştürülmesi yeni bir durum değil. Arkeologlar Derneği Genel Merkezi, ilgili koruma kurulundan veya genel müdürlükten bu belgeleri rahatlıkla alabilir ve konuyla ilgili bir STK olarak gerekeni ivedilikle yapabilir. Ancak ilgili belgeleri bunu dile getirenlerden bekliyor olması da, bir STK’da olması gereken reflekslere sahip olmadığını gösteriyor. Gerekli belgeler gelmeyince sorumluluğu kalmıyor mu? Sorumluluk bunu dile getiren ama belgeleri iletmeyenler de mi oluyor sadece? Söz konusu sit alanlarında talanın çok hızlı bir şekilde başlayıp geliştiği dolayısıyla hızlı hareket etmek gerektiği hiç mi akla gelmez? Nitekim geçmişte ülkemizde bunun gibi birçok örnek yaşandı, bundan da mı habersizler!”

‘HİÇBİR STK OTURDUĞU YERDEN ÜYE KAZANAMAZ’

Meslektaşlarını derneğe üye olmadıkları için ilgisizlikle suçlayan İvgin’e, “Siz müzelerde yıllardır kangrene dönüşmüş sorunlarla ilgili bu güne kadar ne gibi girişimlerde bulundunuz?” diye soran Soyukaya, son olarak şunları söyledi:

“Dernek başkanı, üstenci, kibirli bir uslupla; meslektaşlarının derneğe üye olmadıklarını, emekli müzecilerin kahve köşelerinde gezdiğini, gönüllülüğü bilmediklerini söylüyor. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir STK oturduğu yerden üye, gönüllü ve destekçi kazanamaz, kazanmamıştır. Her şeyden önce var olduklarını, var olma nedenlerini somut olarak sergilemek, güven kazanmak, yani bunun için bile emek sarf etmek gerekir. Ülkede birçok soruna rağmen kültürel değerlerin korunması için canı gönülden çalışan, mücadele veren, kültürel değerlerin korunması için STK’larda gönüllü çalışmalar yürüten, bu uğurda tehditler alan yüzlerce meslektaşımız var. Dernek başkanı bunların kaçından haberdar acaba? Başka derneklerde gönüllü çalıştıkları halde, bu insanların neden Arkeologlar Derneği’ne üye olmadıklarını dönüp kendilerine sormaları gerekmez mi?”

‘BAHSETTİĞİNİZ ARKEOLOGLAR, BEDEL ÖDEMİŞ, DENEYİMLİ İNSANLAR’

Uzun yıllar Kültür-Sanat Sendikası’nın danışmanlık ve genel sekreterlik görevlerini yürüten, emekli müzeci Naci Toy da, İvgin’in sözlerini “vahim bir konuşma” olarak değerlendirdi.

Toy, “Dostlar meclisinde sohbet ederken mayıs ayında, ArkeolojiHaber’in canlı yayınında Arkeologlar Derneği Başkanı’nın emekliler ile arkeologlara yönelik amacını aşan bir konuşma yaptığı söylendi. Önce inanmadım ve söylenenlerin abartıldığını düşündüm. Ancak dinlediğimde fazlasıyla vahim bir konuşma olduğunu gördüm. 1977 yılından beri Arkeologlar Derneği üyesiyim. Bugüne kadar herhangi bir dernek başkanı böyle bir konuşma yapmamıştır. Benimle beraber emekli olan yüzlerce meslektaşım var. Tamamına yakınıyla hala taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına yönelik sosyal medyada haberleşir, fikir alışverişinde bulunuruz. Kahve köşelerinde diye tabir ettiğiniz bu arkadaşlarım ülkemizin çeşitli müzelerinde veya merkez teşkilatında emek vermiş, bedel ödemiş deneyimli ve birikimli insanlardır” dedi.

.

‘GÖREVİNİZ ARKEOLOGLARI VE EMEKLİLERİ AŞAĞILAMAK DEĞİL’

Dernek başkanının, “Arkeologların örgütlenme düşüncesinin olmadığı, ortak hareket etme bilincinin oluşmadığı, örgütlü olmak, üye olmak gibi bir düşüncelerinin bulunmadığı” gibi ifadelerinin amacını aşan ifadeler olduğunu söyleyen Toy, son olarak şunları belirtti:

“Dernek başkanı hangi deneyim ve birikimlerine göre bunu söyleyebiliyor anlamak mümkün değil. Arkeologlar Derneği tüzüğünün 3. maddesinin a bendi: “Meslek onurunu ve üye haklarını korur, mesleki dayanışmada öncü görevini üstlenir” der. Sayın başkan, sizin göreviniz arkeologları ve emeklileri aşağılamak, kamuoyuna şikayet etmek değil. Tüzüğümüzün 3. maddesinin, a bendinde olduğu gibi meslek onurunu üye haklarını korumak, mesleki dayanışmada öncü görevini üstlenmektir.”