Bir dengbêj bir tiyatrocu: Dersim dört dağ içinde

Emin Abi’ye en son Mayıs 2018’de sarılıyorum. Ayaküstü Kürt tiyatrosu hakkında konuşuyoruz. “Tezini çok merak ediyorum.” diyor. “Geleceğim Abi. O zaman getiririm” diyorum. Ölümü unuttuğum için tutamadığım bu söz yüreğimi dağlıyor. Gazin Abla’nın sesini en son 16 Aralık 2016’da kaydediyorum. “Memê û Eyşê” kilamının hikayesini anlatıyor. “Sen öğrendiklerini benle de paylaş” diyor. Tezim bittikten sonraki konuşmamızda “Görüşelim!” diyoruz. “Van’a geleceğim Gazin Abla” diyorum. Ölümü unuttuğum için tutamadığım bu söz yüreğimi dağlıyor.

Duygu Çelik

Dersim dört dağ içinde. Üçünün adı: Keşke.

Emin Abi (Mehmet Emin Yalçınkaya) ile ilk karşılaşmamız 2012 yılında doktora tezim (1) için saha araştırması yapmaya gittiğim Diyarbakır’dadır. Sesini kendime ve Türkiye tiyatrosu tarihine bilerek ve fakat bu kadar erken olacağını düşünmeden bırakmam ise; “3. Amed Tiyatro Festivali”nde (2015) bir öğle arası yemeğine denk düşer. Emin Abi’nin kişisel tarihi, Türkiye tiyatrosu tarihinin resmi yoluna şerit çizgisi çeken bir araç gibidir. Bilen bilir, bilenlerin bilmeyenlere anlatması gerekir: Bu yolda çok cezalar kesilir. Emin Abi, neredeyse hepsine şahittir. Aşağıdaki paragraf hem Emin Abi’nin kişisel tiyatro tarihinin hem de Kürt tiyatrosunun Diyarbakır’daki seyrinin kısacık bir özetidir. Öyledir, böyledir cümlelerinin arasında parantez içinde Emin Abi gizlidir.

EMİN ABİ… 

1990 yılında Ziya Demirel’in genel sanat yönetmenliğinde “Diyarbakır Belediyesi Dr. Orhan Asena Şehir Tiyatrosu” kurulmuştur (Emin Abi açılan sınavı kazanarak, ilk oyuncu kadrosunda yer almıştır). 1993 yılında Kültür Bakanlığı’ndan alınan “Şehir Tiyatrosu” statüsü, 1995 yılında yerel seçimleri kazanan Refah Partisi tarafından feshedilmiştir. (Emin Abi, bu dönemde özel bir tiyatro kurduklarından söz etmiştir).“Diyarbakır Halk Oyuncuları” adıyla bir araya gelen oluşum, provalarını kiraladıkları bir bodrum katında yapmış, on beş günde bir ya da iki defa devlet tiyatrosu kendi salonunu gruba tahsis etmiştir. Şehir tiyatrosu 1999 yılında Halkın Demokrasi Partisi’nin seçimleri kazanmasıyla Mete Ayhan’ın genel sanat yönetmenliğinde yeniden açılmıştır. 2003 yılından itibaren repertuvarında Kürtçe oyunlara yer veren şehir tiyatrosu, 1 Kasım 2016 tarihinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne Etimesgut Kaymakamı Cumali Atilla’nın kayyum olarak atanmasıyla yeni bir sürece girmiştir. 14 Aralık 2016 tarihinde tiyatro yönetmeliğinde değişiklikler yapılmış; 5 Ocak 2017 tarihinde toplam 31 tiyatrocunun işine son verilmiştir. Diyarbakır’ın merkez Sur İlçe Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Vali Yardımcısı Bilal Özkan ise; geçici görevle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu bünyesinde çalışan üç tiyatrocunun görev süresini uzatmayarak, oyuncuları Sur Belediyesi Zabıta Amirliği’nde görevlendirmiştir (Emin Abi, bu oyunculardan biridir). Zabıta olarak atanan Emin Abi, Vural Tantekin ve Şehabettin Dağ ile istifa etmiş; 1 Kasım 2016 tarihi itibariyle de bu isimlerin belediye ile ilişikleri kesilmiştir. Tarih bir anlamda tekerrür etmiş, işlevsiz hale getirilen kurumsal tiyatronun yerini yine özel bir tiyatro almıştır. 11 Şubat 2017 tarihinde Diyar Galeria Alışveriş Merkezi’nin içinde DBŞT oyuncularından oluşan bir grup tarafından “Şanoya Bajer ya Amedê” (Amed Şehir Tiyatrosu) adıyla özel bir tiyatro kurulmuştur (Emin Abi’nin son tiyatro durağı burası olmuştur).

Türkiye tiyatrosu resmi tarihinin yoluna çekilen şerit, Kürt tiyatrosu için devamlı yol çizgisidir. Öndeki araç geçilemez ve şerit değiştirilemez. Bilen bilir; bilenlerin bilmeyenlere anlatması gerekir: Bu yolda en çok dengbêjler dinlen(mişt)ir. Dengbêj Gazin, en kıymetlilerindendir.

Gazin Abla (Dengbêj Gazin) ile ilk karşılaşmamız 2013 yılının kışında Van’daki “Kadın Sanatçılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği”ndedir. 2011 yılında Van’da yaşanan depremin ardından konteynerlerde yaşayan kız çocuklarına bu dernek çatısı altında dengbêjlik öğretilir. Gazin Abla ve dengbêjlik öğrettiği küçük kadınları, eril dilin “kadın dengbêj” tanımlamasını paramparça etmek için kurulmuş küçük bir çete gibidir. Bu çetenin her üyesinin üzerine çalıştığı bir kadın ağzı kilamı vardır. Kilamların nasıl seslendirileceği Dengbêj Gazin taklit edilerek öğrenilir, anlatılan kilamların hikayesi bilinir. Gazin Abla, çocukluğunda köylerine gelen dengbêjleri dışarıdan dinlemek zorunda kaldığını anlatır.

DERSİM DÖRT DAĞ İÇİNDE, İKİSİNİN ADI: KEŞKE 

Kadınların ve çocukların eşiğinden geçemediği küçüklüğündeki kapıyı bu küçük kadınlara açar; Türkiye’nin ilk dengbêj korosunu kurar. “Eyşe Şan gitti. Meryem Xan gitti” der. Gözü arkada kalmasın diye kadın olmanın en direngen halini sesle aktarır küçük kadınlarına. 17 Ağustos’ta misafirlerini evinin bahçesinde ağırlarken elini başına koyar ve son nefesini “Xinis” kilamına verir, Gazin Abla. 21 Ağustos sabahı cümle değişir: “Eyşe Şan gitti.”

Meryem Xan gitti. Dengbêj Gazin gitti.

Dersim dört dağ içinde. İkisinin adı: Keşke.

12 Mayıs 2016. 2. İstanbul Kürt Kültür ve Sanat Günleri kapsamında “Spîmend” oyunu seyirciyle buluşmadan önce, mahremiyetini bozmadan kulise doğru başımı uzatıyorum. Emin Abi’yle uzaktan merhabalaşıyoruz. Naifliğini olgunluk çizgilerine doldurmuş yüzünün fotoğrafını çekiyor, zamanı durduruyorum. O fotoğraf 11 Ağustos günü önce karanfillerle bezeniyor, sonra fotoğrafın altına “Em te ji bîr nakin” (Seni Unutmayacağız!) yazısı ekleniyor. Mehmet Emin Yalçınkaya (1968-2018)!

Dersim dört dağ içinde. Birinin adı: Keşke.

Emin Abi’ye en son Mayıs 2018’de sarılıyorum. Ayaküstü Kürt tiyatrosu hakkında konuşuyoruz. “Tezini çok merak ediyorum.” diyor. “Geleceğim Abi. O zaman getiririm” diyorum. Ölümü unuttuğum için tutamadığım bu söz yüreğimi dağlıyor. Gazin Abla’nın sesini en son 16 Aralık 2016’da kaydediyorum. “Memê û Eyşê” kilamının hikayesini anlatıyor. “Sen öğrendiklerini benle de paylaş” diyor. Tezim bittikten sonraki konuşmamızda “Görüşelim!” diyoruz. “Van’a geleceğim Gazin Abla” diyorum. Ölümü unuttuğum için tutamadığım bu söz yüreğimi dağlıyor.

Yıkılan dağların altında ölüm yatıyor. Avuçlarına korkmadan yanağınızı dayayacağınız bu güzel insanlar “Keşke Dağları”ndan bir kilam, bir tirat olarak bize sesleniyor.

Dersim dört dağ içinde. Dördünün de adı: Ah!

Dipnot: 

  1. “Dengbêjlik Geleneği ve Türkiye’deki Kürt Tiyatrosuna Etkileri”, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Fakültesi, Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Ana Bilim Dalı, 2017.