Can Oflaz: Pop bitmiyor, içeriği değişiyor

Müzisyen Can Oflaz, “Pop bitti, yerini rap aldı” diyenlere yeni şarkısı 'Aşk Mı Meşk Mi' ile cevap veriyor. Amacının pop müzikte var olmak olduğunu söyleyen müzisyen “Aslına bakacak olursanız pop müzik bitmiyor ama içeriği değişiyor” diyor.

Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com

Loop tekniğiyle yaptığı coverlarla dikkat çekerek kısa sürede dinleyici kitlesini büyüten Can Oflaz, şimdi sözü ve müziği kendisine ait bir şarkıyla müzikseverlerin karşısında. 90’lar popunu aratmayan, düzenlemesinde Gürsel Çelik imzasının dikkat çektiği şarkı ‘Aşk Mı Meşk Mi’ ile kariyerinde yeni bir döneme işaret ediyor sanatçı. 90’lar pop müziğini çok sevdiğini söyleyen Oflaz, “Benden de o tarz melodiler ve sözler çıkmasına çok şaşırmıyorum” diyor.

‘Fikrimin İnce Gülü’ yorumuyla dizilerde yer alan, hem Türkiye hem de Avrupa konserleriyle sıkı bir takipçi kitlesi kazanan sanatçı, aynı zamanda son dönemde jüri üyesi olarak yer aldığı ‘Benimle Söyle’ programında da büyük ilgi uyandırdı. Youtube’ta yaptığı çalışmaları 100 milyon izlenmeyi geçen sanatçı ile konuştuk. Yeni single çalışmasından loop tekniğine, müzik sektöründen oyunculuk serüvenine kadar birçok konuya değindik.

“Pop bitti yerini rap aldı” diyenlere şarkınızla cevap verdiniz ama bu konuda sizin düşüncenizi de merak ediyorum… Cidden pop bitti mi?

Aslına bakacak olursanız pop müzik bitmiyor ama içeriği değişiyor. Benim amacım sevdiğim şekilde ve emek verilmiş, üzerine çalışılmış şarkılarla pop müzikte var olmak. Rap müzik ben kendimi bildim bileli hayatımda olan bir genre. Fakat bir müzisyen olarak genre ayırmanın çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Ben Ezhel dinleyince de çok keyif alıyorum ve etkileniyorum, Mor ve Ötesi dinleyince de, Levent Yüksel dinleyince de. İyi müzik her şekilde iyi müzik. Tabii rap’in popülerleşmesini de çok iyi anlıyorum fakat her popüler kültürde olduğu gibi maalesef daha az emek harcanmış biraz daha vasat işler de olabiliyor ki bu da çok normal. Ama gerçekten çok çok iyi müzisyenler de var bu genre’da ve bu beni çok mutlu ediyor.

‘BENDEN 90’LAR POP’U ÇIKMASINA ŞAŞIRMIYORUM’

‘Aşk Mı Meşk Mi’ sounduyla ve sözleriyle 90’lar popunu andırıyor. Peki günümüzde bu kadar 90’lar popuna özlem duyulmasını neye bağlıyorsunuz?

90’larda üretilen müzik hem bu kadar sık bir şekilde dinleyiciyle buluşma şansına sahip değildi hem de çok daha özenilerek yapılan işlerdi. O yıllarda bir albüm çıktığı zaman yıllarca arabalarda aynı albüm dinlenirdi. Şu an müziğe bu kadar kolay ulaşabilmemiz hızlı tüketimi de yanında getiriyor maalesef. Yine de çok iyi işler çıkıyor çünkü hala kafa yoran emek veren yetenekli müzisyenler var. Benim kişisel olarak keyif aldığım pop müzik 90’larda üretilen işler, bu yüzden benden de o tarz melodiler ve sözler çıkmasına çok şaşırmıyorum. Ayrıca parçamın aranjmanının da bunda etkisi büyük etkisi var. Aranjmanda Gürsel Çelik ile çalışmam büyük şans oldu.

Sözü ve müziği size ait olan bu parçanın ardında yatan hikaye nedir? Nasıl hislerle doğdu bu parça?

Kimi şarkılarımı gerçekten bir kaç ay içinde bitirebiliyorum belki de yıllar sürebiliyor. Bazı şarkılarım bir anda ortaya çıkıyor nadir de olsa. ‘Aşk Mı Meşk Mi’ bu şarkılardan biriydi. Stüdyomdaydım ve elime hiçbir şey düşünmeden gitarımı aldım. Yaklaşık 5-10 dakika içinde tüm hatlarıyla şarkıyı bitirmiştim. Bitirdiğimde ilk dinlettiğim kişi Merve Deniz oldu. Onun da cesaretlendirmesiyle ilk konserimde çaldım bestemi. Gelen tepkileri hala unutamıyorum inanılmaz bir akşamdı. O konser sonrası karar verdim ilk single çıkış şarkımın ‘Aşk Mı Meşk Mi’ olmasına.

‘HİÇBİR ZAMAN FORMÜL ÜZERİNDEN MÜZİK YAPMADIM’

Bundan önce dinleyiciye sunduğunuzdan farklı bir Can Oflaz olarak çıktınız bu kez. Kendinizi tekrarlamamayı ve yeni şeyler denemeyi önemsiyorsunuz belli ki…

Evet, bu benim gerçekten çok önem verdiğim bir şey. ‘Fikrimin İnce Gülü’ ile daha akustik bir yerde duruyordum. Ama ürettiğim müzik başka bir yerdeydi. Aslında Youtube’da yaptığım coverlarla müziğimin değişmeye başladığını hissettirmiştim dinleyicime. Her yeni cover’ımda özellikle synthesizer soundları çoğalıyor ve biraz daha elektronik ve akustik müziğin birleşimi haline geliyor. Formül üzerinden müzik hiçbir zaman yapamadım, her stüdyo gününde farklı şeyler denemeyi çok seviyorum.

Eğitimli olmanız da bakış açınızın geniş olmasında bir etkendir belki. Bahçeşehir Üniversitesi’nde Caz Vokal eğitimi aldınız. Caz müzik tercih etmemenizin sebebi nedir?

Bilgi Üniversitesi’nde hali hazırda Müzik bölümünde çift anadal yapıyordum Bahçeşehir Caz Sertifika Bölümü’ne girdiğimde. Farklı müzik tarzlarını öğrenmekten ve araştırmaktan her zaman çok keyif aldım. Gitara ilk başladığımda sadece rock müzikle ilgileniyordum, sonrasında bir gün Justin Timberlake konserine denk geldim televizyonda. Gerçekten büyülenmiştim, aslında belki de o gün anladım hiçbir zaman tek bir müzik tarzından keyif alamayacağımı. Enstrüman çaldığım için özellikle caz çalışmak bana gerçekten çok şey kattı. Caz tekniğinin müziğime yansımasını da seviyorum. ‘Fikrimin İnce Gülü’ yorumumun armonik yapısı da genelde caz akorlardan oluşuyor. Bunu tüm şarkılarıma ve aranjmanlarıma yansıtmaya çalışıyorum elimden geldiğince.

Peki ‘Aşk Mı Meşk Mi’ sonrakiler için bir ipucu olarak değerlendirilebilir mi?

Aslında evet. Kendi şarkılarımdan oluşan bir albüm gelecek yakında ve sound olarak biraz daha 90’larda sevdiğimiz Türkçe pop tarzında olmasını istiyorum.

‘FİKRİMİN İNCE GÜLÜ’NÜ KENDİ ŞARKIMMIŞ GİBİ HİSSETTİM…’

Youtube’a baktığımızda onlarca ‘Fikrimin İnce Gülü’ yorumuna rastlamak mümkün. Size bu şarkıyı ‘benim yorumumla da dinlemeliler’ dedirten ne oldu?

Türk müziğine çok önem veren bir ailede yetiştim. Çok da severim dinlemeyi. Her bayramda rahmetli dedemle birlikte ailecek şarkılar, türküler söylerdik. Fakat kendi söylediğim tarzlar içerisinde çok söylediğim bir tür değildi Türk Müziği. Bunu kendi tarzıma çekebileceğimi anladığım andan itibaren yaklaşık 2 gün içinde her şeyiyle bitirmiştim şarkıyı. Sanki kendi şarkımmış gibi hissettim yaparken.

Cover’ın artmasıyla birlikte bunu kolaycılığa kaçmak olarak değerlendirenlere cevabınız ne olur?

Bunu tek bir cümleyle özetlemek zor. Eğer cover yapan kişi gerçekten kendinden hiçbir şey katmıyorsa ve bire bir orijinalini yapıyorsa bunu bir kariyer planı olarak sürdürmesinin çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Fakat geçmişe baktığımızda hayran olduğumuz pek çok sanatçının belli dönemlerde cover yaptığı şarkılar var. Queen’den Guns N Roses’a kadar kendi ürettikleri besteler haricinde coverlar yapmayı da tercih etmiş. Bu yüzden kolaycılık burada çok hassas bir kelime bence.

‘MÜZİKAL GÜNDEMİ NE BELİRLİYOR BİLMİYORUM…’

‘Fikrimin İnce Gülü’ Kalp Atışı, Kadın ve Bizim Hikaye gibi dizilerde de kullanıldı. Birçok alternatif ses diziler sayesinde keşfedilip geniş kitlelere ulaşıyor. Diziler için ‘müzikal gündemi belirliyor’ ifadesi doğru olur mu sizce?

Bu konuda sizin de dediğiniz gibi kendi tecrübe ettiğim de bir şey olduğu halde hala müzikal gündemi ne belirliyor bilemiyorum açıkçası. Evet dizilerin gerçekten bir gücü var bu konuda ama eğer ürettiğiniz şarkı içinize sinmiyorsa bir noktaya kadar yolu olduğunu düşünüyorum. Fikrimin İnce Gülü benim hayatımı gerçekten değiştiren bir şarkı oldu. Darısı yeni şarkılara…

‘AKLIMA YAŞADIĞIM STRESLER GELİYOR’

Loop tekniğini biraz açalım mı? Size nasıl özgürlükler sağlıyor?

Vallahi açıkçası özgürlük kelimesini loop ile yan yana getirdiğimizde biraz gülesim ve aklıma yaşadığım stresler geliyor (Gülüyor). Sahne üzerinde tek başına olmanın getirdiği çok sorumluluk var ve buna gerçekten çok hazırlıklı olmak gerekiyor. Eskiden orkestrayla performans yaptığımda hazırlık sürecim 3-4 prova oluyordu üçer saatten, son konserime toplam 100 saat hazırlanmışım loop tekniği ile çalacağım için. Özünde olay şu aslında, şarkının altyapısını sahnede canlı olarak tek başıma yapıyorum. Gitarıma vuruyorum o benim davulum oluyor, ikinci bir mikrofonum var. Oraya kendi back vokalimi yapıyorum sonra sahnenin diğer ucuna koşup başka enstrümanlar çalıyorum. Çaldığım her partisyon beni şarkının sonuna kadar takip ediyor. Tabii hatasız bir şekilde doğru zamanda doğru şeyi çalmak, hatırlamak ve bunu şarkı söylerken yapmak epey zor oluyor. Fakat beni asıl heyecanlandıran şey de tam olarak bu zorluğu. Yakın zamanda bu teknik ile turneye çıkıyorum.

“Benimle Söyle” isimli müzik yarışmasında jüri üyeliği yaptınız. Size nasıl katkıları oldu?

Gerçekten harika insanlardan oluşan bir program, sanırım en büyük katkısı oradaki dostluklarım oldu. Bunun haricinde yarışmacıların hepsi gerçekten çok büyük yetenekler. Yeni sesleri o şekilde keşfediyor olmak çok değişik bir duygu. Ama orayı bir yarışma olarak görmedim ben hiç bir zaman, çünkü gerçekten hiç öyle bir ortam yoktu. Tüm yarışmacılar birbirine her zaman çok destekti.

‘SANATTA YARIŞMA FİKRİNE UZAĞIM’

Sanatta yarışma fikrine nasıl bakıyorsunuz?

Çok hassas ve riskli olduğunu düşünüyorum. Sanatı eleştirirken ya da derecelendirirken onun kıstasını kim nasıl belirliyor burası her zaman çok büyük bir soru işareti. John Cage adlı sanatçının mesela, 4:33 adlı bir eseri var. 4 dakika 33 saniye boyunca sessizlikten oluşuyor eser. Bu eseri bir yarışmaya koyduğunuzda kim nasıl değerlendirecek o ‘deneyim’i? Bu yüzden yarıştırma fikrine aslında biraz uzağım.

Teknolojinin de desteğiyle birçok müzisyen kolayca müziğini dinleyiciyle buluşturabiliyor. Bu geniş havuzda yorulup boğulma korkusu yaşadığınız oluyor mu?

Hiç bunu yaşamadım, çünkü benim en büyük hedefim müziğimi üretebilmeye devam etmek. Teknolojinin de bir müzisyen olarak elimden geldiğince nimetlerinden faydalanmaya çalıştığım için diğer kısmı beni çok ilgilendirmiyor.

‘ÇOK STRESLİ VE ZOR BİR İŞ YAPIYORUZ’

Sektörde var olmanın zorlukları neler?

Çok fazla zorluğu olmasına rağmen eğer kendinize dönük bir yaşam ve kariyer sürdürüyorsanız o zorluklar sizi çok etkilemiyor. Burada beklentinizin ne olduğu çok önemli. Eğer beklentiniz iyi müzik yapmak ise iş zaten sizde bitiyor, ki bence her müzisyen bu şekilde bakmalı. Çok stresli ve zor bir iş yapıyoruz, ama büyüsünü kaçırmazsanız diğer zorluklar bir şekilde aşılıyor psikolojik olarak.

Oyunculuk serüveninizde ne aşamadasınız?

Aslında müzikle hep paralel gitti bir noktaya kadar oyunculuk maceram. 3-4 yaşından beri tiyatrolarda reklam setlerinde yer aldım. Fakat son birkaç senedir müzik aşkı bana çok daha kuvvetli geldi ve kendimi daha iyi ifade edebildiğimi hissettim burada. Ama oyunculuğu bıraktım demem gerçekten çok zor, çünkü o da benim gerçekten çok büyük bir parçam. Eğer karşıma bana uygun seveceğim bir proje çıkarsa neden olmasın…