Emre Kula: Aşk şarkısı döneminde değiliz

Müzisyen Emre Kula, yeni single çalışması 'Out Loud' ile dinleyici karşısında. Gazete Duvar'a konuşan Kula, yeni albüm çalışmasını şöyle anlatıyor: “Out Loud'la ilgisi olmayan bir albüm olacak. Sound olarak da daha başka. Yaşlandıkça daha heavy şeyler sevmeye başlıyorum. Aşk şarkısı olmayacağı kesin. Öyle bir dönemde yaşamıyoruz zaten.”
Fotoğraf: Dilan Bozyel

Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com

DUVAR – Rock grubu KES’in üyesi; Can Bonomo, Ceza gibi isimlerle sahne alan Emre Kula, solo kariyerinde de sağlam adımlarla ilerliyor. Her adımında dinleyiciyi yeni bir yolculuğa çıkaran Kula, şimdi yeni teklisi ‘Out Loud’u müzikseverlerle buluşturdu. İlk albümü ‘Theory Of Change’i dinleyenler bilir özgünlüğünü korurken yeni arayışlarla da dinleyiciyi şaşırtmayı başarıyor Kula. Sound’u kadar sözleriyle de yine tam bir ‘Emre Kula tarzı’ dedirten şarkı gitar, bas ve vokaliyle kendi imzasını taşıyor. Müziğini İngilizce sözlerle paylaşmasının sebebini ana dili kadar cazibeli ve ilginç gelmesi olarak açıklayan Kula, duymak istediği müziği yaptığını söylüyor. Kula ile single’ını, yeni albüm çalışmasını ve müzik serüvenini konuştuk. Sözü kendisine bırakalım…

Emre Kula, Fotoğraf: Atıf Ülkü

Yeni single çalışmanız ‘Out Loud’un hikayesiyle başlayalım…

O şarkıyı diğerlerinden çok farklı bir yere koyduğum için single olarak yayınlamayı tercih ettim. Albüm için çalışmalarımı sürdürüyorum ama Out Loud’un yeri ayrı. İki farklı hikayenin birleşmesiyle ortaya çıktı. Biri tanıdığım biri tanımadığım iki yaşlı adamla alakalı. Onların hissettirdikleriyle… Yaşlandığın zaman acaba nasıl hissediyorsun düşüncesinden doğdu diyebilirim.

Hikayesi böyle ama nasıl kaydedildiğine gelecek olursak o daha ilginç. Bir gün Cenk Turanlı’yı bekliyorum Maslak’ta. İşi çıktığı için gelemedi. Ben de arada bas çalıyorum ama o gün o şarkıya çalacak halim yoktu. Aklıma melodileri geldi. Dur şunun demo gitarını kaydedeyim dedim. Daha sözleri yoktu. O gün yazdım. Vokalini kaydettim. Basını da davulunu da çalayım dedim. Şarkı 4-5 saatte bitti. Vokal ve gitarı Maslak’ta, bas, keyboard’u Brooklyn’de, davulu da Kadıköy’de kaydedildi.

’50 ADET PLAK BASILACAK’

Out Loud için plak sürpriziniz de var. Koleksiyonerler için müthiş fırsat…

Ankara’da Easy Cut Records diye bir plak basımhanesi var. Orada 7 inç plağını basacağız. 50 tane olacak sadece, hepsini imzalayacağım. Bir tarafında yeni single Out Loud, diğer tarafında da Hold On-Sorry şarkısının demo akustik gitar ve sadece vokal olduğu versiyonu olacak.

Şarkıda vokal, gitar, bas ve sözler size ait. Müzikte pimpirikli olduğunuzu söylemiştiniz. Bu hakimiyetin sebebi olabilir mi?

Bu hakimiyetin sebebi her şeyi ben yapayım değil aslında. O vokalleri ben pilot diye bıraktım ama sonra öyle kaldı mesela. Gecenin 11’inde adamı çağıramazsın. Programlama yapman lazım. Ben de bu konuda kısmen başarısızım. Yoksa her şeyi ben yapayımcı bir insan değilim. Zorunda kalınca yapıyorum. Bu şarkıda da hikaye öyle gelişti.

Vokal konusunda çok iddialı olmadığınızı söylüyorsunuz ama gayet başarılısınız. Siz vokal kimliğinizi nasıl değerlendiriyosunuz?

Vokal konusu da gecenin bir yarısı nasıl davulcu bulamıyorsam şarkıcı da bulamadığım için bana kalan bir şey. Kendimi çok iddialı bulmamamın sebebi bayağıdır üzerinde durmamam. 8-9 sene önce daha iddialı olabilirdim bence. Ama şu anda kendimi ifade edecek kadar vokal yapıyorum ve bu konuda kendimi geliştirme çalışmalarımı sürdürüyorum.

‘ANA DİLİM KADAR CAZİBELİ’

İngilizce söz konusunda da istikrarınızı koruyorsunuz. Bunun sebebi İngilizce sözlerin rock müziğe uyumu olarak açıklanabilir mi?

Bunu söylemek ayıp olur Türkçe rock yapanlar için. Mesela ben Kurban’ı çok severim. O başka bir şey. Ne anlattığımla alakalı biraz. Bu konuya ilk albüm çıktığında biraz takmıştım. “İngilizce yaptın evet ama Türkiye’de yaşıyorsun. Tamam şarkılar bir yerlere gidip geliyor ama sen buradasın. Türkçe sözlerin hakim olduğu müziklerle hayatını kazanıyorsun” düşüncesi olabilir insanlarda. Ama artık biraz rahatladım o konuda. Çünkü etrafına bak, kim ne anlatıyor ki… Dolayısıyla onu işin erbablarına bırakıp ben kendi bildiğimi yapıyorum. Bu da ana dilim kadar cazibeli ve ilginç geliyor. Bir de sesler daha uyumlu olduğu zaman hoşuma gidiyor. Duymak istediğim şeyi yapıyorum aslında.

İngilizcenin genel geçerliği ve elbette sound’un da etkisiyle dünyadan sizi şaşırtan dönüşler alıyor musunuz?

İngiltere’de bayağı yazdılar albümü, radyolarda çaldı. Almanya’da dinlendiğini biliyorum. İngiltere’de çıkan bazı yazılar çok iyiydi. Bu hafta İngiltere’de Out Loud çıkacak. Başka herhangi bir yerde dinlenmesi tabii ki eğlenceli bir şey.

‘DÜZİNELERCE ÇALINMIŞ GİTAR SOLOLARININ ÖNEMİ KALMIYOR’

Tekniği doğaçlamalarınızda ve bestelerinizde ne kadar önemsiyorsunuz? Müzik bilgisi söz konusuyken yapmak istediğiniz şey için kendinizi kısıtlıyor musunuz?

Geçen bir yerde bir nota okumaya çalıştım. Unutmuşum her şeyi. O biraz tercih. Zamanla ‘o’ olmak istediğin şeyler değişiyor. Başka şeylerden daha çok heyecan duymaya başlıyorsun. Düzinelerce çalınmış gitar sololarının çok bir önemi kalmıyor. Çünkü öyle müzikler çok yapıldı. Şimdi böyle büyük büyük konuşuyorum da bu söylediğim şu anda hissettiğim. Ama benim için davul, bas ve gitarın belli bir seviyedeki uyumu çok önemli. Bazı şeyler değişmiyor ama tavırların değişmesi bence güzel. Bir gitarcı olarak kesinlikle yapman gereken şeyler bir anda duyup seni hiç düşünmediğin bir şeyi çalmış bir müzisyen tarafından yerle bir edebiliyor. O zaman diyorsun ki ‘Hmm daha önemli şeyler varmış.’

Out Loud’un video klibinden de bahsedelim isterim. Sıradanlıktan uzak olmuş.

Nezih Yaman yaptı. Biz ilk kez çalıştık. Hiç tanışmadık ama görüntüyü yolladılar ve ben ‘tamam budur’ dedim. Yeni şarkılar için yine birlikte çalışacağız. Gitarlı, kameralı bir şeyler yapasım gelmedi. Eskidi artık bunlar. 15 yıldır aynı şeyi yapıyoruz. O yüzden bu tarzı daha çok sevdim. Beraber çalışırsak daha ilginç şeyler yapılabilir.

Yeni albüm çalışmalarınız nasıl gidiyor? Konsepti nasıl olacak?

Aslında yine 4 şarkıyla başlayıp 7 şarkıyla sonuçlanan bir süreç oldu. Hala kayıtlarını yapıyorum ama yol aldığım bir yere geldim. Bir ara bayağı ümitsizdim ama şimdi elimde materyaller var. Out Loud’la ilgisi olmayan bir albüm olacak. Sound olarak da daha başka. Yaşlandıkça daha heavy şeyler sevmeye başlıyorum. Aşk şarkısı olmayacağı kesin. Öyle bir dönemde yaşamıyoruz zaten. Daha içe dönük ama belli temalar üzerinde dolaşan bir albüm. Sound olarak ilk albümden ve son şarkıdan daha farklı. Yeni şarkılar daha uzun. Bu hızla giderse belki bu senenin sonunda çıkabilir. Çabuk çıkması için elimden geleni yapacağım.

KES çalışmalarınız nasıl gidiyor?

En son Borusan’da 3 tane yeni şarkı çaldık. Yarıladık albümü. Çok fazla materyalimiz varmış. 4 sene olmuş albüm çıkalı. Artık çalışmaya başladık. Ben heyecanlıyım, 2020’de çıkar. Yavaşız tabii biz biraz millet olarak da öyleyiz ya. Ama yine de iyi gidiyor diyebilirim.

‘SIRF GİTAR ÇALARAK HAYATTA KALAMAZSIN’

2017 yılında ‘Theory of Change’ albümünüz için yaptığımız röportajda 2010’dan beri eşlik müzisyenlerinin kazanç durumunuzun aynı olduğunu belirtmiştiniz. ‘Çark zor dönüyor’ ifadesini kulanmıştınız. O zamandan bu zamana ekonomi daha da kötüye gitti. Şu dönemde müzisyen olarak yaşamak nasıl?

Bizim paramızın değerinin çok kötü olması şansımızı biraz daha düşürüyor. Yoksa Türkiye’nin canlı müzik piyasası aslında çok kuvvetli. Her memlekette böyle şeyler yok. Almanya’da yok mesela popçuya çal, şuna çal, buna çal…

10 senedir aynı paraların alınması bence acayip saçma. Genç arkadaşlar soruyor “Nasıl olacak?” diye. Bir şey diyemiyorsun. Biz Taksim’de haftanın 5 günü cover çalıyorduk. O zamanlar barlarda canlı müzik vardı ve kiranı ödeyip enstrümanını alabiliyordun. Sanatla uğraşarak hayatta kalmak zor. O yüzden sen kendi zekanı kullanıp alternatif yollardan ilerlemelisin. Sırf gitar çalıyorsun diye hayatta kalamazsın. Adam oraya gelebilmek için bir sürü şey daha yapıyor. Hem sosyal becerisi iyi hem kayıttan anlıyor, bazen gidiyor tiyatroya müzik yazıyor. Ben sadece şuna çaldım, hayatta tutunamıyorum gibi bir şey de söz konusu değil. Kendi hayatına ve fikirlerine, bakış açına göre yönlendirebiliyor olman lazım. Bunu tam yapabildiğimi söylemiyorum ama uğraşıyorum.

.

‘BİRAZ DAHA ÖZVERİ BEKLİYORUZ’

Pegasus için attığınız tweette enstrümanınız için ekstra ücrete tabii tutulduğunuzu belirttiniz. Tweet çok fazla etkileşim aldı. Tam olarak nasıl oldu olay?

Biz Adana’dan geliyorduk. Cenk’le havalimanına ulaştık. Sırtımızda gitarlar var. Giriş kartımızı verdik. Görevli “Gitarlar için para ödediniz mi?” dedi. “Ne parası?” dedik. “Binerken 80 lira veriyorsunuz. Uçağa öyle sokuyoruz” dediler. Eminim bilet alırken sözleşmede onu yazmışlardır ve sen bunu söylediğinde cevap olarak onu göstereceklerdir ama konser için gittiğim bileti biz değil organizasyon alıyor. Twitter’da “Sözleşmeyi okumadınız mı?” Yazanlar da var. Herkesin gönlü ne kadar zenginmiş. Biraz empati yapsalar keşke. Böyle giremezsiniz dediler. ‘İnanamıyorum’ naraları eşliğinde bizi güvenlik kapısından dışarı çıkarıp havalimanının girişine kadar yürüttüler. Parayı verdik koşarak uçağa bindik. Herkes bize bakıyordu, çünkü uçak bizi bekledi.

Amerikan Airlines’da sizden para alıyor ama gitarını görevli alıyor. Onu uçakta ayrı bir bölmeye koyuyor ve yolculuk bittiğinde eliyle geri getiriyor. Ama bu da tam olarak kesin bir sigorta değil. Yine de müzisyenler enstrümanlarını yanında tutmak istiyor. Burada senden parayı alıyorlar ne fatura ne bir şey veriyorlar. Üstüne üstlük enstrümanı yine başımızın üstündeki valiz yerine koyduk. Yer bile zor bulduk. Sen bana o parayı verdiğim için özel bir hizmet vermiyorsun ki. Pegasus sevdiğim bir havayolu şirketi ama bu hareket aşırı derecede itici. Bunun şikayetini yapan çok fazla insan var. Bu bir şeye dönüşecek. Sanatçıyı para verip okutmuyorsun zaten. Bu memlekette sanatla, ilimle, irfanla uğraşıyorsa kendi tırnaklarıyla yapıyor. Biraz daha özveri bekliyoruz.