Erkin Arslan: Göbeklitepe neden bir Eyfel gibi olmasın...

Müzisyen Erkin Arslan, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan Göbeklitepe'den esinlenerek ürettiği 'Mesopotamia' isimli enstrümantal single çalışması ile dinleyici karşısında. Arslan, "Düşünsenize tüm kıtalardan ve farklı milletlerden insanlara müzikle ulaşarak bu güzellikleri görmesine vesile olabiliriz. Bugün Tac Mahal, Eyfel Kulesi, Big Ben Özgürlük Heykeli nasıl ziyaret ediliyorsa Göbeklitepe'de tarihteki yerini almalı" dedi. 

Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com

DUVAR – Levent Yüksel, İrem Derici, Özcan Deniz, Emre Altuğ gibi birçok pop müzisyeniyle çalışan Erkin Arslan, solo kariyerine bir enstrümantal single çalışması ekledi. İnsanlık tarihinin ilk tapınaklarının bulunduğu Göbeklitepe’den etkilenerek ürettiği ‘Mesopotamia’ isimli parça ile dinleyiciyi medeniyetin beşiğinde mistik bir yolculuğa çıkarıyor müzisyen. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve tüm dünyanın dikkatini çeken Şanlıurfa’daki Göbeklitepe, bu kez Erkin Arslan’ın notalarından süzülüyor. Göbeklitepe’nin söze ihtiyaç duymayacak kadar zamansız ve diller ötesi bir bölge olduğunu düşündüğünü söyleyen Arslan “Müziğin gücünü kullanarak insanları bölgeyi ziyaret etmelerinde aracı olmayı isterim. Bu anlamda elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım” diyor. Arslan ile single çalışmasını konuşuk.

Erkin Arslan

‘Mesopotamia’nın hikayesi nedir?

2005 yılında Mardin’de vatani görevimi kısa dönem er olarak yapmıştım. Orada bulunduğum 6 ay her fırsatta Mezopotamya’yı gezme şansım oldu ve adeta büyülendim. İnanın üzerinden yıllar geçmesine rağmen o coğrafi doku sizinle yaşamaya devam ediyor. Geçen sene pop bir şarkıyla çıkış yapmama rağmen tek bir türe bağlı kalmak istemediğim için enstrümantal eserler üretmek arzusundaydım ve müzigimle bir yerleri ya da olayları tasvir etmek istiyordum. Bu ilk olarak beni çok etkileyen mezopotamya bölgesi oldu. Çünkü medeniyetin beşiği dünya mirası bu yeri anlatmak istedim.

Göbeklitepe hangi özellikleriyle sizi şarkı yapmaya yöneltti?

Göbeklitepe insanlık tarihini değiştiren bir keşif olduğu için bir sanatçı olarak buna kayıtsız kalamadım açıkçası. Hatta oradan etkilenmek için sanatçı olmanıza da gerek yok. Kesinlikle her şeyiyle çok büyüleyici. Bilinen tarih değişti resmen… Bugüne kadar bildiğimiz tarih kavramı resmen yeniden yazılmış oldu. Ve belki de devam edilirse tarih bizi şaşırtmaya devam edecek. Bunu düşündüğümde kendimce bir şekilde ifade etmeliydim ve Göbeklitepe’nin duyulması için elimden geleni yapmak istedim. Bu da ‘Mesopotamia’ ile ortaya çıktı.

‘MESOPOTOMIA BİR SOLUKTA ÇIKTI’

Peki bir tarihi mirasa şarkı yazmak zor oldu mu?

Eser yazmanın ne zaman, ne şekilde geleceği pek belli olmuyor. Bazen uykunuzdan uyanıp bir kayıt cihazı arıyorsunuz bazen araba kullanırken bazense yemek yerken. Yani hayatın her anında bir melodi, söz,aranje aklınıza düşebiliyor. Ama ‘Mesopotamia’ özellikle düşünerek ve üzerine çalışarak yazılmadı. Aklıma geldi, bir oturuşta içimden çıkıverdi. O yüzden zorlandığımı söyleyemem.

Bu görkemli yapıyı notalara dökmenin sorumluluğu olsa gerek…

Evet, özellikle global çapta bir merak uyandırıp, ziyaret edilmesini sağlamak için ne yapabilirim diye düşünüyor insan ister istemez… Ben bir müzisyen olarak elimden geleni bu parçayı yaparak yaptım belki ama iş orada bitmiyor. Takip edebildiğim kadarıyla Doğuş Grubu ve Kültür Turizm Bakanlığı’nın ciddi tanıtım faaliyetleri var. Şayet bu parçaya destek verilirse güzel bir informatik klip hatta belgesel tadında videolandırıp, müziğin gücünü kullanarak insanları bölgeyi ziyaret etmelerinde aracı olmayı isterim. Bana bu anlamda ne görev düşerse seve seve yerine getiririm. Düşünsenize tüm kıtalardan ve farklı milletlerden insanlara müzikle ulaşarak bu güzellikleri görmesine vesile olabiliriz. Bugün Tac Mahal, Eyfel Kulesi, Big Ben, Özgürlük Heykeli nasıl ziyaret ediliyorsa Göbeklitepe’de tarihteki yerini almalı bence.

‘KENDİMİ PİYANO İLE DAHA ÖZGÜR HİSSEDİYORUM’

Neden enstrümantal bir anlatım seçtiniz?

Çünkü söze ihtiyaç duymayacak kadar zamansız ve diller ötesi bir bölge olduğunu düşünüyorum. Ayrıca söz insanı koşullandırıyor. Enstrümantal müzikteyse herkesin kendi algısına göre şekilleniyor. Ben çok fazla enstrümantal müzik dinleyerek büyüdüm. Gençliğimi klasik müzik dinleyerek geçirdim. Kendimi piyano ile daha özgür ve betimsel hissedebiliyorum.

Türkiye’deki dinleyicinin enstrümantal müziğe bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence çok zengin bir ülkeyiz. Ve bence geniş bir dinleyici kitlesine sahip. Cenk Erdoğan, Bilal Karaman, Çağrı Sertel, Ercüment Orkut ve ismini saymakla bitmeyecek onlarca başarılı müzisyen var. Dünya çapında da çok güzel örnekler var. Mühim olan bunu ısrarcı bir şekilde global kanala taşıyabilmek kanımca.

‘İSTANBULLU GELİN, TANINMASINA ÇOK KATKI SAĞLADI’

Mesopotamia İstanbullu Gelin dizisiyle geniş kitlelere ulaştı. Şarkının dizide anlatılan hikayeyle olan etkileşimi sonucu duygusunun değişebilme riskini düşündünüz mü?

Açıkçası dizinin prodüksiyonunu, yönetmenini ve oyuncularını çok beğendiğimden herhangi bir endişe duymadım. Hatta eserin tanınmasında çok büyük katkısı oldu. Son derece naif bir vefat sahnesinde kullanıldığı için insanları ve beni çok etkiledi. İyi ki kullanılmış.

Solo kariyerinize 5 tane single çalışması sığdırdınız. Bundan sonraki kariyer planlamanız nasıl?

Evet solo kariyerimin bir yılını 5 single çalışmasıyla tamamladım. Geçen hafta ‘Zaman Olur’ isimli yeni single’ım çıktı. Çok olumlu dönüşler aldım. ‘Mesopotamia’nın da henüz çiçeği burnunda. O yüzden kısa bir tatilin ardından tekrar çalışmalarımı sürdüreceğim. Yetiştirebilirsem Temmuz sonu ya da Ağustos’un ilk haftaları enstrümantal bir single daha çıkarmayı planlıyorum. Ardından yine sözü müziği bana ait bir eserler üretimime devam edeceğim.