Bizden biri: Joss Stone

İlk albümü The Soul Sessions’ı 2003 yılında yayınlayan İngiliz şarkıcı Joss Stone'u, 11 Temmuz’da Volkswagen Arena’da izleyeceğiz. Röportajlarında gözlerinin içi gülen, söylemek istediklerini çoğunlukla filtresiz şekilde dile getiren, canı isterse arada birkaç küfür sallayan, içi dışı bir görünen bu ışıltılı kadını izlemek için dinleyicilerin sabırsızlandığına eminim.
Joss Stone.

Melis Danişmend

DUVAR- ‘Girl next door’ tanımlamasına oldum olası ısınamadım. Zaman zaman dilimizde de kullanıldığında hissettiğim buram buram çeviri kokma halini geçtim, yan komşu kızının karakterine dair nasıl bu kadar kesin bir varsayımda bulunulur ve genelleme yapılır diye yıllardır -niyeyse- düşünür dururum. Komşu kızının illa bizden biri, tanıdık, samimi, candan ve sıcak olması fikrini bir tuhaf bulurum.

Buna rağmen Joss Stone’un 2016’da, 23’üncü İstanbul Caz Festivali kapsamında Zorlu PSM’de verdiği konserin fotoğraflarını gazetelerde gördüğüm ilk ânı bu benzetmeyle beraber hatırlıyorum. Türkiye’nin çalkantılar içinde olduğu, uluslararası sanatçıların birer birer konser iptal ettiği bir dönemde, 15 Temmuz’dan sadece bir hafta sonra İstanbul’a gelip konsere çıkmış ve yalnızca bu hareketiyle bile Türk izleyicisinin kalbinde baş köşeye yerleşmişti. Konsere gidememiştim fakat ertesi günlerde gazetelerden ve sosyal medya yansımalarından anladığım şey, bu kızın ‘bizden biri’ olduğuydu. Neşeli, güler yüzlü, enerjik ama en çok da pervasız görünüyordu o uçuş uçuş elbisesi ve çıplak ayaklarıyla. Küçük Çiftlik Park’ta yapılması planlanan konser Zorlu PSM’ye alınmış, daha ilk şarkının ardından, “Haydi hepiniz öne gelin!” diyerek seyirciyi oturma düzeninden kurtarmış ve sahne önünde unutulmaz bir konser geçirmelerini sağlamıştı.

Asıl adıyla Joscelyn Eve Stoker, müzik dünyasına esaslı bir giriş yaptığında henüz 17 yaşındaydı. Ses rengi ve soul/R&B kulvarındaki yürüyüşüyle kimi zaman Amerikalı sanılsa da kendisi adalı; Dover, İngiltere doğumlu. 10 yaşında televizyonda Aretha Franklin’in Greatest Hits albümünün reklamını görmesiyle gönül vereceği müziği belirlemiş oluyor. Annesinden Noel hediyesi olarak bu albümü istiyor ve kısa süre içerisinde kendini ’60 ve ’70’lerin soul ve R&B deryasının içinde buluyor. Çeşitli yarışmalarda, “Bu küçücük kızdan bu ses nasıl çıkıyor?” hayretleri eşliğinde dereceler alıyor ve kapılar kendisine ardına kadar açılıyor. İlk albümü The Soul Sessions’ı 2003 yılında yayınladığında kendisini görmemiş olanlar, onun 30’larında siyahi bir vokal olduğunu sanabiliyordu. Arka arkaya yayınladığı albümlerle listelerin tepesine yerleşmeyi, en büyük ödülleri almayı, en önemli festivallerde ve mekanlarda sahne almayı sürdürdü. Joss Stone sadece müzik yapmakla yetinmedi, aralarında The Tudors’un da olduğu birçok dizi ve filmde rol aldı. Aynı zamanda çeşitli markaların yüzü oldu ve başta PETA olmak üzere pek çok organizasyon için destek verdi.

James Brown, Herbie Hancock, Stevie Wonder, Sting gibi birçok efsaneyle sahne alan, Jeff Beck, Sting, Mick Jagger ve Damian Marley gibi müzisyenlerin albümlerine katkıda bulunan Stone’un 2015 çıkışlı albümü Water for Your Soul, Billboard tarafından ‘yılın en iyi reggae albümü’ seçildi. Röportajlarında gözlerinin içi gülen, söylemek istediklerini çoğunlukla filtresiz şekilde dile getiren, canı isterse arada birkaç küfür sallayan, içi dışı bir görünen bu ışıltılı kadını 11 Temmuz’da Volkswagen Arena’da izleyeceğiz. Türkiyeli dinleyicinin ona kavuşmak için sabırsızlandığına eminim.