Pink Martini: Keşke Zeki Müren ve Müzeyyen Senar'la tanışabilseydik

Dünyaca ünlü grup Pink Martini'nin şimdiki rotası Türkiye... Grup, İstanbul, Bursa, İzmir, Çukurova, Ankara ve Konya'daki hayranlarıyla buluşma hazırlığında. Türkiye turne öncesi Gazete Duvar'a konuşan grup üyelerinden Thomas Lauderdale, "Türk müziği melodik açıdan çok zengin… Biz nostaljik şarkıları çok seven bir grup olduğumuz için eski Yeşilçam şarkıları, Türk Sanat Müziği şarkılar bizim çok hoşumuza gidiyor. Keşke Zeki Müren ve Müzeyyen Senar ile de tanışma fırsatımız olabilseydi…" diyor.

Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com

DUVAR – Kendilerini ‘müziğin arkeologları’ olarak tanımlayan dünyaca ünlü grup Pink Martini, yeniden Türkiye’deki dinleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor. ‘Sympathique’, ‘Hang on Little Tomato’, ‘Get Happy’, ‘Je Dis Oui’ albümleriyle Türkiye’de de büyük bir hayran kitlesine sahip olan, her albümü ile altın ve platin plak kazanan grup, dünya turnesi kapsamında Pasion Turca organizasyonu ile 14-21 Mayıs tarihleri arasında Türkiye’de ve 16 Mayıs’ta İstanbul ayağında Volkswagen Arena’da hayranları ile buluşacak. En son yayınladıkları stüdyo albümleri ‘Je Dis Oui’ de birbirinden güzel ve unutulmaz eserlerle yepyeni şarkıları yorumlayan grup, Türkiye’deki sevenlerine de büyük bir sürpriz yaparak ‘Aşkım Bahardı’ şarkısına yer vermişti. Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransız şansonlarından Brezilya sokak şarkılarına kadar geniş bir müzikal birikimi dinleyiciyle buluşturan topluluk, son albümleri Je Dis Qui’den şarkıların yanı sıra klasikleşen ve çok sevilen şarkılarını söyleyeceklerini belirttiler. Grubun vokalisti China Forbes ve piyanisti Thomas Lauderdale ile konser öncesinde konuştuk.

.

Sivil toplum kuruluşlarının organizasyonlarında sahne alırken dünyaca ünlü bir grup haline gelmeniz nasıl oldu?

Thomas Lauderdale: Üniversitede edebiyat ve tarih okurken çeşitli gruplarda çalıyordum. Aklımda hep 1930’ların Hollywood orkestralarındaki ruhu yansıtan bir orkestra kurma fikri vardı. Dünyada uçsuz bucaksız bir müzik mirası var. Biz farklı kültürlerin müziklerini araştırıp, şarkıları kendi tarzımızda yorumlamayı, farklı dillerde şarkılar söylemeyi çok seviyoruz. Sanırım bu sayede dünyanın her yerinden dinleyicilerimiz var. Amerikalı bir grubuz ama Avrupa’da da çok seviliyoruz.

Kendinizi müzik arkeologları olarak tanımlıyorsunuz. Dünyanın farklı bölgelerini keşfetmek size nasıl hissettiriyor?

Thomas Lauderdale: Yeni yerler, ülkeler, kültürler, müzikler keşfetmek aslında Pink Martini’ye esin veren şeylerin başında geliyor ve bize çok heyecan veriyor. Grubumuz da çok farklı ülkelerden, farklı diller konuşan müzisyenlerden oluşuyor. Hepimizin ortak noktasıysa müzik. Dünyada keşfedilmeyi bekleyen muazzam bir müzik mirası var. Kendimize bu yüzden müzik arkeologları diyoruz.

‘İŞ ARKADAŞINDAN ÖTE AİLE GİBİYİZ’

Kalabalık bir grup olmanın avantajları ve dezavantajları nedir?

China Forbes: Biz çok uzun yıllardır birlikte müzik yapıyoruz. Ve yılın çok büyük bir kısmını ailemizden, sevdiklerimizden uzakta ve seyahatlerde geçiriyoruz. Sanırım uzun yıllardır devam edebilme gücünü aramızdaki sağlam bağdan ve sevgiden alıyoruz. Artık birer iş arkadaşından öte aile gibiyiz. Arada fikir ayrılıkları olduğunda da bunu büyük bir olgunlukla çözebilmeyi öğrendik.

‘DİL UZMANLARINDAN DESTEK ALIYORUZ’

Farklı dillerde şarkı söylemenin zor yanları var mı?

China Forbes: Farklı dilde şarkı söylemek hem çok eğlenceli hem de zorlu. Biz yıllardır çok farklı dillerde şarkılar söylediğimiz için artık bu konuda bir pratiğe sahibiz, nispeten daha az zorlanıyoruz. Şarkıları repertuvarımıza alırken o dili çok iyi bilen insanlardan ya da dil uzmanlarından destek alıyoruz. Birlikte telaffuz üzerinde çalışıyoruz. Şarkının hikâyesini, ne anlattığını iyice öğreniyoruz. Çok kolay olmasa da biz her aşamasından çok keyif alıyoruz.

‘TÜRKİYE’DE SADIK BİR DİNLEYİCİ KİTLEMİZ VAR’

“Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” gibi Türkçe şarkıları da seslendirdiniz. Bu iki şarkının sizin için nasıl bir önemi var? Bu şarkıları söylediğinizde nasıl dönüşler alıyorsunuz?

China Forbes: Bu iki şarkı Thomas’ın keşfi, şarkıları bulduğunda yanında değildim ama repertuvarımıza almaya karar verdiğimizde, şarkıların üzerinde çalışırken gerçekten çok sevdim ve sahnede de çok keyif alarak söylüyorum. Özellikle hikayesini, sözlerinin anlamını dinleyince daha da çok sevdim. Türkiye’de bizi uzun yıllardır takip eden çok sadık bir dinleyici kitlemiz var, giderek de artıyor. Bu şarkıları onlarla birlikte konserlerde söylemenin tadı bambaşka. Melodik olarak da çok güzel şarkılar, bu yüzden başka ülkelerde söylediğimizde de dinleyicilerden çok güzel dönüşler alıyoruz.

Peki Türkiye’deki müzik kültürünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Thomas Lauderdale: Türk müziği melodik açıdan çok zengin… Biz nostaljik şarkıları çok seven bir grup olduğumuz için eski Yeşilçam şarkıları, Türk Sanat Müziği şarkılar bizim çok hoşumuza gidiyor. Belkıs Özener, Zeki Müren, Müzeyyen Senar şarkılarını dinlediğimizde çok etkileniyoruz. Belkıs Özener ile Açıkhava’daki bir konserimizde birlikte Aşkım Bahardı söylemiştik. Keşke Zeki Müren ve Müzeyyen Senar ile de tanışma fırsatımız olabilseydi…

‘TÜRKİYE’NİN GÖNLÜMÜZDEKİ YERİ AYRI’

Türkiye’deki dinleyici kitlesi için neler söylersiniz?

China Forbes: Müthiş tatlılar. Yıllar içinde, giderek daha da güçlendi aramızdaki sevgi… Çok katılımcı ve coşkulular. Konser sonrasında mutlaka bir araya geliyoruz. Birlikte fotoğraflar çektiriyoruz. Türkiye’nin gönlümüzdeki yeri gerçekten ayrı.

Türkiye’deki dinleyiciler için nasıl bir repertuvar hazırladınız?

China Forbes: Son albümümüz Je Dis Qui’den şarkıların yanı sıra klasikleşen ve çok sevilen şarkılarımızı söyleyeceğiz.

Türkiye’den bir dinleyiciniz “Bazen ihtiyacın olan tek şey Pink Martini dinleyebilme cesaretidir” demiş. Bununla yorum size ne hissettirdi?

China Forbes: Sanırım bizim müziğimiz insanlara en çok umut ve devam edebilme gücü veriyor. Enerjilerini yükseltiyor. Bunu biraz olsun başarabildiğimizi bilmek bizi de çok mutlu ediyor. Farklı ülkelerden, farklı kültürlerden çok geniş bir dinleyici kitlesine hitap ediyorsunuz.

.

‘MÜZİK, ARAMIZDA ORTAK DİL YARATIYOR’

Müziğin birleştirici gücünü siz nasıl tanımlarsınız?

Thomas Lauderdale: Bizim müziğimizin temelinde farklı kültürlere olan merakımız, saygımız ve hoşgörümüz var. Konserlerimizde şunu çok açık bir şekilde gözlemliyoruz. İnsanlar şarkıların sözlerini bilmese bile müziğin, melodinin içimizde uyandırdığı duyguyu çok güçlü bir şekilde hissedebiliyor. Müzik, tüm dillerin, kültürlerin, farklılıkların ötesinde insanları bir araya getiriyor. Aramızda ortak bir dil yaratıyor.

‘BEDEL DEMEK YAPTIĞIMIZ İŞE HAKSIZLIK OLUR’

Dünya çapında bilinen bir grup olmanın bedelleri var mı?

Thomas Lauderdale: Bedel demek çok ağır ve yaptığımız işe haksızlık olabilir. Biz işimizi o kadar severek yapıyoruz ve önce kendimiz o kadar çok eğleniyoruz ki… İşin hep iyi taraflarını görüyoruz. Konser ve turne programlarımızın yoğunluğundan dolayı çok seyahat ediyoruz. Yılın 150 günden fazlasını farklı ülkelerde, şehirlerde geçiriyoruz. Ailemizden, arkadaşlarımızdan uzak kalıyoruz yani… Ama bu da bizim için bir bedel değil. Çünkü çok yorulduğumuzda molalar veriyoruz. Üstelik dinleyicilerimizden öyle güzel dönüşler alıyoruz ki tüm yorgunluğumuza değiyor.

‘FİLMİN SENARYOSUNA VE BİZİ NE KADAR YANSITTIĞINA BAKIYORUZ’

Şarkılarınız birçok TV dizisinde, sinema filminde kullanılıyor. Şarkılarınızı dizi ve filmlere verirken hangi kriterleri gözetiyorsunuz?

Thomas Lauderdale: Sinema benim için vazgeçilmez bir tutku. Sanırım müzikle ilgilenmeseydim kendimi ifade edebileceğim bir alan olarak sinemayı seçebilirdim. Şarkılarımızın film müziği olarak kullanılması elbette bizi çok mutlu ediyor. Şarkılarımız paylaşıldıkça ölümsüz oluyor. Souvenir’deki şarkılar filmde Isabelle Huppert tarafından seslendirildi mesela… Bu seçimleri filmin senaryosuna, bizi ne kadar yansıttığına ya da filmle şarkılarımızın ne kadar uyduğuna bakarak yapıyoruz.

‘YİNE BİR OPERA ALBÜMÜ KAYDETMEK İSTİYORUM’

Pink Martini’nin bundan sonraki hedefleri, hayalleri neler?

China Forbes: Benim hayalim, tıpkı ikinci albümümüzde yaptığımız gibi, Thomas ile birlikte yazdığımız daha fazla orijinal şarkının yer aldığı bir albüm yapmak. Ben de eski günlere özlem duyuyorum ve böyle bir albüm daha yayınlamak istiyorum. Ve yine Thomas ile bir opera albümü kaydetmek istiyorum.