Mimarlardan 'Kapadokya' teklifine tepki: Alan kanunu değil talan kanunu

AK Parti'nin 'Kapadokya Alan Başkanlığı'nın kurulmasına ilişkin kanun teklifi TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda görüşülecek. Meclis'teki toplantı öncesi açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan teklife ilişkin kaygılarının olduğunu belirterek, "Kapadokya’da bu idare oluşursa her şey çok kötü olacak" dedi.

Serkan Alan  salan@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – AK Parti’nin, Kapadokya’nın tarihi, kültürel ve doğal dokusunun birlikte korunması, farklı kurumlara ait tüm planlama yetkilerinin kurulacak Kapadokya Alan Başkanlığında toplanmasını öngören kanun teklifi bugün TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacak.

“Kapadokya Alan Başkanlığı” kurulmasına ilişkin 11 maddelik kanun teklifine dair komisyon görüşmeleri öncesi açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Koruma kurullarının devreden çıkmış olması demek bu sistemin bir alan kanunu sistemi değil talan kanunu sistemine dönüşeceğinin göstergesidir. Kapadokya’da bu idare oluşursa her şey çok kötü olacak” dedi.

‘TÜM SÜREÇ TEK ELDE TOPLANACAK’

Kapadokya’da kurulması planlanan “Kapadokya Alan Başkanlığı”na ilişkin kaygılarının bulunduğunu belirten Candan kanun teklifinin içeriğini Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde düzenlediği basın açıklamasında değerlendirdi. Kurulacak idarenin kimlerden oluşacağının belli olmadığını, yerel yönetimlerin ve uzman kuruluşların bölgeyle ilgili alınacak kararlarda devreden çıkarıldığını belirten Candan’ın açıklamalarının satır başları şu şekilde:

YETKİ SINIRLARINI GENİŞLETMİŞLER: UNESCO, dünya mirası listesindeki alanların yönetilmesine ve korunmasına ilişkin ortak akılla yürütülen süreci istiyor. Bu kanun maddesinde bizim gördüğümüz kurumlar arası iletişim diye bir şey yok. Kanun maddesi daha önceki alan yönetimi kanunlarına baktığımızda da farklılıklar içeriyor. Kapadokya bölgesini bir alan olarak belirliyor ve yetki sınırlarını genişletmişler. Bu sınırların genişletilmesi iyi bir şey olabilir ama nasıl bir sistem uygulanacağı önemli.

TÜM SÜRECİN TEK ELDE TOPLANMASI DENETLENEBİLİRLİĞİ OLUMSUZ ETKİLEYECEK: Bir idare kuracaklar ama nasıl bir idare olacak bilmiyoruz. İdarenin bir başkanı var ve altında da bir komisyon var. Bu komisyonun kimlerden oluşacağı da belli değil. Daha sonra yönetmeliklerle teşkil edileceği söyleniyor. Komisyona ve idareye verdikleri yetkilere baktığımızda 2863 sayılı kanunu, imar kanunu, yerel yönetimleri bay pass ediyor. Yani var olan yerel yönetimin imar kanunundan gelen hakları ve Kültür Bakanlığı’nın koruma kurulları üzerindeki haklarının tamamı komisyona veriliyor. Bu kabul edilemez bir durum. Tüm sürecin tek elde toplanması denetlenebilirliği de olumsuz etkileyecek.

BAŞKANLIK SİSTEMİNİN KENTLERE NASIL TEZAHÜR EDECEĞİNİN GÖSTERGESİ: Tanımlanan idare çok net olmadığı için para cezalarından ortaya çıkacak bütçenin nasıl kullanılacağı da öngörülmüyor. İdaresi , başkanı, komisyonu, bütçe oluşturma yetkisi var ve Cumhurbaşkanlığı ile karar verecek bir organizasyon. Bu aslında Başkanlık sisteminin kentlerde nasıl tezahür edeceğinin bir kültürel miras alanında göstergesidir. Yerel yönetimleri, kültürel mirasın korunduğu Anayasa’yı devre dışı bırakan bir yapı öneriliyor. Bunun doğru yaklaşım olmadığını tekrar hatırlatmak istiyoruz.

KAPADOKYA’DA RANT SÜRECİNİ TEKELLER YÖNETECEK: Yatırımcıyı teşvik etmek için bürokrasiyi azaltmak adı altında hızlı bir çözüm üretmeye çalışıyorlar. Buralar sizin yüz kere düşünüp bir kere adım atmanız gereken yerler. Bu yapı hızlı hareket edecek, muhtemelen otelleşmelerin önünü açacak. Kapadokya’daki rant sürecini tekeller yönetecek ve bu konudaki uzman alanlar da devre dışı bırakılacak gibi görülüyor. Kapadokya’da bu idare oluşursa her şey çok kötü olacak.

KAPADOKYA TALAN EDİLİRKEN HERKES KULAĞININ ÜZERİNE YATTI: Nevşehir, Kapadokya talan edilirken herkes kulağının üzerine yattı. Kültür Bakanlığı da yerel yönetimler de diğer idareler de kulağının üzerine yattı. Kulağın üzerine yatarken bu kadrolar kimin kadrolarıydı, iktidarın kadrolarıydı. Bunlar kulağının üzerine yattığı için cezalandırıldı mı, cezalandırılmadı. Şu anki kurulan sistemle bütün bunlar devre dışı bırakılarak tıpkı varlık fonundaki gibi bir idare kuruluyor ve altında komisyon kuruluyor. Komisyonun görüşünü almadan siz kamu kurum ve kuruluşlara ait yerde kiralama dahi yapamazsınız deniyor. Koruma kurullarının devreden çıkmış olması demek bu sistemin bir alan kanunu sistemi değil talan kanunu sistemine dönüşeceğinin göstergesidir.

KAPADOKYA ÜZERİNDE YOĞUNLAŞMASINI MANİDAR BULUYORUZ: Kültür Bakanı’nın Muğla’da Bodrum’da yaptıklarını biliyoruz. Kendi sahip olduğu firmasının nasıl bu alanları talan etmeye çalıştığını biliyoruz. Firmasının Kapadokya üzerinde yoğunlaşmasını çok manidar buluyoruz. Aynı şekilde Berat Albayrak’ın da o bölgeye ilgisini anlamakta güçlük çekiyoruz. O bölgede ciddi bir Azeri sermayesinin varlığı tartışılıyor. Bu kanunun kendisi aslında yapının kendi içerisindeki birbirini denetleyen sürecinden kopartılarak şirket yönetimi potansiyeli taşıyor.