Mülteci Film Festivali kapanışı, Haluk Levent ile yaptı

Bu yıl ilki düzenlenen İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali, Philippe Lioret’in "Welcome" adlı uzun metrajlı filmi ile sona erdi. Festivalin son gününe katılan Haluk Levent ise, "Irkçılığın bu denli arttığı bir ülkede mültecilerin yaşamlarını önemseyen, onların hikâyelerini başka insanlara ulaştıran bu festival çok kıymetli' dedi.

İZMİR- Birbirinden farklı hikâyelerle mülteci meselesini gündeme alan İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali sona erdi. Festivali son gününde şarkıcı Haluk Levent de ziyaret etti. Programı internetten gördüğünde festival ekibiyle tanışmak istediğini söyleyen Levent, “Irkçılığın bu denli arttığı bir ülkede mültecilerin yaşamlarını önemseyen, onların hikayelerini başka insanlara ulaştıran bu festivalin ne kadar kıymetli olduğunu, düzenleyici ekibe direkt söylemek istedim” dedi.

Festival son güne dünyaca ünlü yönetmen Ai Weiwei’nin “İnsan Seli” adlı belgeseliyle başladı. 2018 yapımı belgesel 65 milyon insanın savaş, açlık ve iklim değişikliği nedeniyle zorla yerlerinden edilmesini anlatıyor. Afganistan, Bangladeş, Fransa, Yunanistan, Almanya, Macaristan, Irak, İsrail, Meksika, Pakistan, Filistin, Sırbistan, Suriye, Türkiye ve diğer ülkelerde 1 yıl boyunca çekilen yapım, ülkelerde yaşanan afetleri görüntüler ve fotoğraflarla yansıtıyor.

Festival, yönetmen Philippe Lioret’in “Welcome” adlı uzun metrajlı filmi ile sona erdi. 17 yaşında Iraklı bir gencin göç ederek İngiltere’ye geçmek için çıktığı yolda yaşadıklarını anlatan film, Fransa’da sıkışıp kalan mültecilerin yaşadığı dramı gözler önüne seriyor.

AMACIMIZ TOPLUMDA EMPATİ DUYGUSUNU HAREKETE GEÇİRMEK

Festival koordinatörü Ufuk Tambaş, 4 gün boyunca süren festivalin büyük ölçüde amacına ulaştığını ifade etti. Amaçlarını gündelik hayatta mültecilerle temas etmemiş insanların mültecilerin hikayesine tanıklık etmesini sağlamak ve sinemanın gücü ile toplumda empati duygusunu harekete geçirmek olarak tanımlayan Tambaş, aynı zamanda yönetmenler ve filmlerde gerçek hikâyesi anlatılan mültecilerin katıldığı söyleşilerle de bu farkındalığın daha da arttığını söyledi. Amatör gönüllülerden oluşan özverili bir ekiple bu çalışmayı yürüttüklerini belirten Tambaş, ilk başta zorluk gibi görünen bu durumun, sanıldığının aksine festival boyunca festival ekibi, festival konukları ve izleyici arasında pozitif bir enerji oluşmasını sağlayan bir faktöre dönüştüğünü dile getirdi. Bu bağlamda bütün festival emekçilerine, festivale ev sahipliği yapan Fransız Kültür Merkezi’ne ve destekleyenlere teşekkür ettiğini ekleyen Tambaş, seneye yapılacak festivale şimdiden herkesi davet etti.

BURADAKİ YÜZLERCE İNSANIN BİNLERCE İNSANA DÖNÜŞECEĞİNE İNANIYORUM

Festival kapsamında yer alan “Misafir” filminin yönetmeni Andaç Haznedaroğlu, “Türkiye’de bir mülteci film festivali olması çok değerli ama bu kadar kısa zamanda, bu kadar güzel bir organizasyonun nasıl yapıldığı hakikaten şaşırtıcı ve çok keyifli. Festival ekibine çok teşekkür ederim beni buldukları için…” dedi.

İzmir’deki seyirciyle birlikte olmanın kendisi için çok gurur verici olduğunu dile getiren Haznedaroğlu “İzmir seyircisi her zaman anlayış ve duyarlılık bakımından çok özel oldu benim için. Seyircinin çıkarken bana sarılması benim derdimin o insanlar tarafından paylaşıldığını gösteriyor. Beni çok tatmin eden bir gösterim oldu. İstanbul’da mülteci sayısı daha fazla ama İzmir’in duyarlılığı daha farklı diye düşünüyorum seyirci kitlesi açısından. Belki de İzmir’in kıyılarında yaşanan dramı yakından görmek insanları çok etkiledi. Bu duyarlılık oradan kaynaklanıyor olabilir” dedi.

“Her gösterimde bir salon dolusu insan olması özellikle de Suriye meselesine ilgi gösterilmesi çok değerli. Ben bu yüzlerce insanın giderek binlerce insana dönüşeceğini düşünüyorum, bu yüzden bu tür festivalleri çok önemsiyorum’’ diyen Haznedaroğlu, Halkların Köprüsü Derneği’ne de gösterdikleri duyarlılık için teşekkür etti.

HALKLARIN KOROSU’NUN HEYECANI SAHNEDE YANSIMASINI BULDU

Halkların Köprüsü Derneği’nin mültecilerin sorunlarını görünür kılmak üzere bu kez de sinema yoluyla çok işlevsel bir işi başardığını ifade eden Pakrat Estukyan sözlerini şöyle sürdürdü:

‘’Derneğin gönüllü üyesi olarak her faaliyetinden heyecanlanıyorum ama bu festival gerçekten ekstra bir heyecan oldu. Festivalin beni en çok etkileyen tarafı bütünüyle amatör güçlerin çabasıyla yapılmış olmasıdır. Gösterilen filmler belli bir izleyiciye kavuştu, salonlar her zaman doluydu. Bunlar başarı için önemli kriterler benim gözümde. Bu festivalin önemli bir sonucu da filmlerin bir kısmının sesli betimleme yapılması ve görmeyenlerin filmi algılayabilmesi oldu. Bu da ayrı bir duyarlılığın, ayrı bir hassasiyetin ortaya çıkışıdır. Daha önce hiç bir festivalde rastlamadığım bir çalışma bu. Kimi yerlerde girişimler oldu ama ilk kez bu festivalde bu kadar yaygın bir şekilde hayata geçirildi. Bu da benim için çok heyecan verici oldu Ayrıca açılış gecesinde Halklarının Korosu’nun heyecanı da sahnede yansımasını buldu. Bu koro ‘’Türkiye Halkları’’ kavramını değerlendirerek farklı dillerde şarkı söylemeye gayret eden bir yapıydı. Bu kendi başına ideolojik olarak çok kıymetli. Çünkü biliyorsunuz bize Türkiye’de dayatılan bir teklik vurgusu var. Bu ‘tek’ dayatmasına karşı, ‘çok çok’ demek anlamlı bir mesaj. Bu nedenle Hakların Korosu girişimini çok pozitif bir girişim olarak görüyorum.”

.

FESTİVAL EKİBİNİN O GÜZEL RUH HALİ SEYİRCİYE DE YAYILIYORDU

Festivalin ötesinde Halkların Köprüsü Derneği gönüllülerine hayran kaldım diyen ‘’Ayrılığın Yurdu Hüzün’’ ve ‘’Yeni Bir Yurt Edinmek’’ filmlerinin yönetmeni Enis Rıza Sakızlı ise festivale dair şu değerlendirmede bulundu:

“Festival inanılmaz derecede içtendi. Bu kadar güzel insanın bir araya geldiği yerde güzel şeyler olmaması mümkün değildi zaten. İçeriye girdiğiniz an festival ekibinin sizi sardığını hissediyorsunuz. Bu duygu çok önemli. Bizim gibi büyük çabalarla film yapmak durumunda olan, özellikle de belgeselciler için bu çok değerli. Diliyorum ki bu festival profesyonelleşmeden bu içtenlikle sürsün’’

.

Mülteci Film Festivali’nin diğer festivallerle karşılaştırılamayacak kadar çok sıcak bir seyircisi olduğuna da değinen Sakızlı, “Açıkçası bu kadarını ummuyordum. Salonlar daima dolu, seyirci çok ilgiliydi. Bence festival ekibinin o güzel ruh hali seyirciye de yayılıyordu. Çünkü festival ekibi bu sıcaklıkta, bu enerji de olmasa, bu kadar kucaklayıcı olmasa seyirci de böyle olmazdı. Bu sıcaklığa çarpınca seyirci de de ister istemez karşılığını buldu. Dolayısıyla çok güzel duygularla ayrılıyorum” diye konuştu. (DUVAR)