Nisan ayında gidilebilecek 4 oyun

Sürekli değişim içinde olan bir dünyada, gündemde gelişmeler yaşanırken, olayları oluş yoluyla gösteren sahne sanatı tiyatroda buluşalım. Nisan ayında sahnede 4 farklı oyun önerisi...

Nuray Büyükdağ

Dünyada ve ülkemizde ilginç gelişmeler yaşanıyor. Sudan’da 30 yıllık diktatörlüğü bitiren kitlesel protestoların sembolü 22 yaşındaki  Alaa Salah,“Kadının yeri devrimdir” sözünü tarihe kazırken, “Kurşun öldürmez. Öldüren şey, halkın sessizliğidir” dizeleriyle sanki Türkiye zindanlarından yükselen çığlıkları duyuyor. Bilimin gözlerimizin önüne getirdiği kara delik ise sanki yerel seçimler sonrası ortaya çıkan ruh halimiz! Çok güzel bir şey olacakmış gibi hissetmek ile yere göğe sığmaz, taşa anlatsan taşı çatlatacak, suya eğilsen suyu kurutacak açıklamalarla içimize yerleştirilen kaygılı bir bekleyişin fotoğrafı… Sürekli değişen bir dünyada her zamankinden daha yeni ve çoğulcu toplum düşü kurarak “dirsek temasında” olduğumuzu hissetmek istediğimiz yerlerden birinde, mesela tiyatroda buluşalım derseniz Nisan ayı için dört farklı oyun seçeneği önerisi… Tiyatro bize iyi gelecek.

At Gözü

AT GÖZÜ

Oyun yazarı ve tiyatro insanı Sermet Çağan’ın hayata geçiremeden aramızdan ayrıldığı ‘At Gözü’ oyunu, ‘bitirilmemiş bir masal öksüz kalmış bir çocuk gibidir’ şiarı, Seçkin Selvi’nin aktarım ve emanetiyle, Yiğit Sertdemir tarafından yazılıp tamamlanarak sahnelendi.

‘BAZI MASALLAR UYUTMAK İÇİN DEĞİL, UYANDIRMAK İÇİN ANLATILIR’

Ülkelerin birinde korku ve ayrışmanın yönetmek için en kadim yol olduğunu fark eden bir diktatörün ülke halkına her şeyi iki kat büyük gören ‘at gözü’ taktırmasını konu alıyor oyun. Korku ve birbirine düşmanlaşma kaçınılmaz oluyor bu durumda. “Bazı masallar uyutmak için değil, uyandırmak için anlatılır” dan hareketle oyunun finali, yeniden kurgulanarak bir uyanmayla son buluyor.

Yiğit Sertdemir’in masalsı anlatımına uyan, her zamanki kendi grotesk biçimiyle sahnelenmiş oyunda yönetmen yardımcılığını Şebnem Köstem yapıyor.

Oyunda Aslı Can Kortan, Erkan Baylav, Hazal Şahin, Ladin Avşar, Meriç Rakalar, Selen Şeşen, Sinem Öcalır, Tolga Bayraklı, Y. Ömer Erzurumlu, Yeşim Sarı rol alıyor.

Zabel

ZABEL

Zabel BGST’nin feminist tiyatro oyunlarından biri. Birkaç sezondur oynanan oyun Üsküdar’da doğup ölüm yeri belli olmayan yazar, edebiyatçı, mücadeleci Zabel Yaseyan’in doğumundan başlayarak İstanbul’dan Fransa’ya oradan da Sovyetler’e uzanan yolculuğunu, sürgün yaşamını ve bir hapishane hücresine uzanan hayat hikayesini anlatıyor. Zabel Yaseyan’ın hücresinin karanlığında zihninde renklenen hatıralarına tanık oluyoruz oyunda. Oyun Yaseyan’i sadece romantik bir figür olarak ele almamış. Oyunda tarihsel dönem arka plana alınarak, bir kadın, bir azınlık mensubu, bir aydın olarak Zabel’in verdiği mücadele anlatılmış.

Oyun Aysel Yıldırım ve Duygu Dalyanoğlu tarafından yazılmış. Ve yine Sevilay Saral’ın da dahil olduğu bir rejiyle sahnelenmiş. Bir sahneden diğerine geçişteki akıcılık, ara ara kullanılan Ara Dinkjian’ın parçaları, anlatım dilindeki sıcaklık, bütün oyuncuların özellikle de Aysel Yıldırım’ın karekteri hem aksanıyla hem ruhuyla yansıtabilmesi, oyunun yazım aşamasından başlayarak uzun süren bir çalışma ürünü olduğunu gözler önüne seriyor.

Kral Lear

KRAL LEAR

Oyun Atölyesi’nin Haluk Bilginer’in çevirisiyle sahnelediği “Kral Lear” bu sezonun en çok ilgi gören oyunlarından biri. Oyun, krallığını kızları arasında paylaşmış fakat gücünün, görkeminin ve kutsallığının baki kalacağını düşünen Lear’in vahşi yeni iktidarın onu mağdur etmesiyle sona erer. Gerçekleri görmeyen gülünç duruma düşen Lear, kaderin soytarısı haline gelirken; Soytarı, kendi aptallığını bilmesi ve diğerlerininkini görebilmesi nedeniyle bir süre Lear’in düşe kalka yarım akılla gittiği yollarda ona kılavuzluk eder.

Muharrem Özcan rejisi oyunun geçişlerini ve dinamiğini, Lear’in etrafında toplanan soytarı ve askerlerle sağlamış. Fiziksel senkronize hareketlerle ve yer yer acapella eşliğinde kederli bir olayı mizahi bir zemine oturtmuş. Sahnede Haluk Bilginer’in usta oyunculuğuyla görkemli bir kralın aklını yitirmiş bir soytarıya dönüşüm sürecini ve hepsini burada sayamayacağım Berfu Öngören, Hare Sürel, Deniz Celiloğlu, Kaan Turgut, Hüseyin Sevimli ve diğer oyuncuları seyretmek isterseniz Oyun Atölyesi’nde yerinizi ayırtın.

Gece Sempozyumu

GECE SEMPOZYUMU

Zorlu PSM’nin 2018 prodüksiyonu oyun, Belçika merkezli Platform 0900, Bruksel KVS Flaman Kraliyet Tiyatrosu ve İstanbul Tiyatro Festivali işbirliğiyle sahneleniyor. Eric De Volder adlı Belçikalı yazarın, Karaburun’da yazdığı oyunun rejisi yaratıcı yönetmen Mesut Arslan’a ait. Daha önce yönettiği “When in Roma” oyunundaki gibi sahne-seyirci-oyuncu ilişkisi yine kendine has üslubuyla oyununun merkezinde.

‘SİSTEMİN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ AİLE ÜZERİNDEN ANLATILIYOR’

Oyun, ailesini demir pençesinde tutan ve oyunun sonunda görebildiğimiz kayıp bir babanın çevresinde gelişiyor. Sistemin kıskacında bir ailenin çürümüşlüğü, vahşiliği, nasıl birbirinin kurdu haline getirildiği yine sistemin en küçük parçası olan aile üzerinden anlatıyor. Bir anne, üç oğlu, ortada olmayan bir baba ve büyük bir arenada sağa sola fırlayan, oyunun önemli karakterleri diyebileceğimiz topaçlar… Bizi tiyatroda yeni tanımlamalara, yeni biçimlere zorlayan, estetik algımızı genişleten bir oyun Gece Sempozyumu. Üzerinde dengede durmaya çalışarak oturduğunuz taburelerden izlediğiniz oyundan biraz kafa karışıklığı, ne izlediğinizi anlama çabası ve ilginç bir hazla ayrılabilirsiniz oyundan.

Oynayanlar; Güven Kıraç, Derya Alabora, Serhat Kılıç, Mert Fırat / Ersin Umut Güler, Yaşar Bayram Gül / Gökhan Girginol, Pervin Bağdat.