Bir Tayyareci: Vecihi Hürkuş

Vecihi Hürkuş'un hikâyesi tiyatro sahnesine taşındı. Mansur Erk’in yazıp Orhan Karataş’ın yönettiği tek kişilik ve tek perdelik “Bir Tayyareci: Vecihi Hürkuş” tiyatro oyunu gerçek bir hayat hikâyesine dayanıyor. Vecihi Hürkuş’a can veren Murat Demirbaş ise oyunculuğunun yanında değerli bir sanat ve tiyatro adamıdır. Turneye çıkmış olan oyun sizin de ilinize de uğrarsa sanatın doğurduğu hazdan payınıza düşeni almanız dileğiyle...

Sami Günal

Hangisi hangisinden esinlenilmiş bilinmez ama iki anonim söz var. Bunlardan birisi, “Hiçbir iyilik cezasız kalmaz!”, benzeriyse “Hiçbir başarı cezasız kalmaz!” (Bu ikincisinin bir TV dizisi repliği olarak yansıtılmasına bakmayınız, anonim bir esinlenmedir.)

Oyunun akışı bu iki özlü sözü doğrular nitelikte. Hatta bu sözlere, ana fikri destekleyen yan düşüncelerden birisidir diyebiliriz. Esas itibarıyla oyunda kurulu olan ana omurga, onulmaz bir havacılık tutkusu ve bu tutkunun iteklemesiyle doğan kahramanlıklar üzerinedir. Kahramanın yaşamını çevreleyen temel eksen ise “yurtseverlik” duygusudur.

Bir Tayyareci Vecihi Hürkuş

‘VECİHİ HÜRKUŞ KİMDİR?’

Bu hikâyedeki kahramanın adı “Vecihi Hürkuş”tur. Tarihin derinliklerinde onu şöyle ya da böyle unutmuş olanlar ile yeni nesil içerisinde bilmeyenler için soralım, “Kimdir bu Vecihi Hürkuş?”

Kimdir, kim değildir faslına gelmeden önce bir es vererek Hürkuş’a geri dönmek üzere oyunun künyesine bir göz atalım.

Yine de sabırsız olanlar için künye aktarımından önce şöyle bir açılım yapalım:

Ertem Eğilmez’in “Gülen Gözler” filminde Şener Şen’in canlandırdığı pilot karakterine “Vecihi” adının neden verildiğini sanıyorsunuz? Tesadüfen ya da rastgele mi? Hayır hayır! Peki, neden verilmiş olabilir? Evet evet, dilimizin altındaki bakladan onun kim olduğunu bildiniz. Tarihte ilk uçağımızı yapan Pilot Vecihi Hürkuş’a atfen filmdeki pilot karakterine “Vecihi” adı verilmiştir.

‘BİR HAYAT KESİTİNİN DARACIK BİR ORTAMDA KONSANTRE HALE GETİRİLMESİ’

Yazdığım bir diğer yazıda tiyatro tanımlaması üzerine şunları demiştim: “Tiyatroya, koskocaman hayatın sınırları içinde algılanması büyük ya da küçük olan herhangi bir hayat kesitinin sahne denen daracık bir ortamda konsantre hâle getirilmesi diyebilir miyiz? Neden olmasın? Tam da böyledir.”

İşte anlatacağımız bu oyun, birebir bu tanıma uyan bir hayatın yoğunlaştırılmış hâlde anlatımıdır.

‘ŞİİRSEL TATTA BİR TİYATRO OYUNU’

Mansur Erk’in yazıp Orhan Karataş’ın yönettiği meddah geleneğine denk düşen tek kişilik, tek perdelik “Bir Tayyareci: Vecihi Hürkuş” adlı soluk soluğa izleyeceğiniz gerçek bir hayat hikâyesine dayanan şiirsel tatta bir tiyatro oyunudur bu. Nasıl ki akrostişin bir düzeneği var, satır ya da cümle atlanılmaması gerekir; Mansur Erk, satır atlamadan uyaklı bir anlatım içinde heyecanı ve dilsel hazzı ilk sözden son söze kadar capcanlı ayakta tutmuş. Araya denk düşen havacılığa ait teknik vurgular bile kafiyeli sözlerin örsü altında yumuşayıp yutulur olmuş. Murat Demirbaş’ın yerli yerinde olan performansıyla tadına vardıra vardıra akıp giderken bitmese de olur dediğiniz bir oyundur bu.

‘İŞLEVSELLİĞİ ÜST SEVİYEDE BİR SAHNE YÖNETİMİ’

Sahneye konuluş düzeni nasıl, derseniz? Yönetmen Orhan Karataş’ın maharetindendir ki konunun heyecanını ve sıcaklığını dağıtmayan, oyuncuyla sahne ve anlatım nesnelerinin (dekor) sarmaş dolaş olduğu hem sade hem işlevselliği en üst seviyede olan bir sahne yönetimi var. Sahneyi tamamlayan dekor-kostüm ve ışık deseniz oyunun ruhunu okşamış durumda.

Oyunun müziğinde İlke Türkdoğan harikalar yaratmış. Hele benim gibi bağlamaya ve geleneksel halk müziğine düşkünlüğü olanlar için sahne kenarında aralıklarla sergilenen bağlama eşlikli, hikâyenin akışına denk düşen, resitaller oyuna ayrı bir tat ve keyif katmış durumdadır.

‘TİYATRO ADAMI’

Vecihi Hürkuş’u oynayan tiyatro adamı: Tahsin Murat Demirbaş. Dikkat edilecek olursa sadece tiyatrocu ya da oyuncu demek istemedim. Tiyatro adamı, dedim. Evet, Vecihi Hürkuş’a can veren Murat Demirbaş oyunculuğunun yanında tiyatro titri hayli kabarık önemli ve değerli bir sanat adamıdır. Birden çok şapka giymiş durumdadır. Bu tiyatro adamına tekrar geri dönmek üzere ona da bir es vererek daha önce es verdiğimiz Vecihi Hürkuş’u tanımaya geçelim.

‘İLK PİLOT OLMASININ YANINDA TUTKULU BİR HAVACI KAHRAMAN’

O, sadece bir pilot değil aynı zamanda ilk uçağımız olan “Vecihi K-6”yı yapan tutkulu bir havacı kahramanımızdır. Kahramanlar, ulusların zor anlarında ortaya çıkarlar. Vecihi Hürkuş da Kurtuluş Savaşı’mızın o zor günlerinde ortaya çıkmış ulusal bir kahramandır.

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın planlayıcısı ve yürütücüsü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gelecek göklerdedir!” işaretinin gereğine inanarak sadece havada savaş pilotluğu yapmakla kalmamış üstün zekâsıyla ilk savaş uçağını da üretmiştir. Hem de ne savaşla! Savaşların anası olan bürokrasiyle savaşarak daha doğrusu ona rağmen üretmiştir. Engel tanıma gibi bir kavram yok kafasında. O, ince ve kıvrak zekâsıyla bir uçağın üretimine dair ne varsa tüm planlamaları ve hesaplamaları yapar. İnanılacak gibi değil ama çuldan çaputtan ibaret ilkel teknolojili uçağını Kadıköy’deki bir çatı katında imal etmiştir.

‘MÜCADELECİ BİR ADAM’

Sadece bir adet uçak yapmakla kalmamış fabrikasını da kurmaya yeltenmiştir. “Uçak yaptın ama izinsiz yaptın” denir. E tamam, başı gözü üzerine de uçuş için ulusal tescil yaptıracak, izni alacak bir merci ve bir yetkili bile yok o zamanlar. İzin verecek yetkili makam olmasa da uçak yapmaktan vazgeçmediği gibi rahat duramayıp yaptığı uçağı da uçurunca bu sefer 15 gün hapse atılır. Yılacak hâli yok ya! Sen tut uçağını parçalara ayırtıp bir trene yükleyerek ver elini Çekoslovakya. Orada gerekli testleri yaptırtarak uçuş “izin belgesi” alıp yurda döner.

Az mücadeleci bir adam değildir. Bir keresinde esir düştüğü Kafkas Cephesi’nden kaçmayı başararak 15 bin kilometrelik yolu yürümek suretiyle İran sınırına kadar gelir. Bitmez! Bir adaya hapsedildiği diğer bir esirliğinden ise yüzerek kaçar. Uçağın parçalanan kanat bezlerini paça suyuyla yapıştırıp sedir ağacından pervane üretmeyi başarır. (Böylece paça suyunun “zamk” özelliği olduğunu da öğrenmiş olduk.)

TAHSİN MURAT DEMİRBAŞ KİMDİR?

Şimdi, asıl böylesine kutu kutucuk yazılmış, tasarlanmış, sahnelenmiş bu oyuna can katan tiyatro adamı Tahsin Murat Demirbaş’a geri dönebiliriz.

Tahsin Murat Demirbaş

‘SAHNEDEN KOPMAYAN OYUNCULUK’

Tek kişilik oyunlar çok kolay sanılır ama değil işte! Hele tarihin derinliklerinden gelen ve pek de popüler olmayan bir konuyu oynarken izleyiciyi sahneye bağlayınız bakalım! Eğer ki tekste canlı kanlı bir vücut vermeyi beceremezse o oyuncu gelecek kariyeri açısından sahnede yandı gülüm keten helvası olacaktır. Hem enerji sarfiyatı hem göz, diz dermanı açısından tek kişilik oyunlar yüksek enerjili performanslar ister. Her bir replik ayrı bir cana bürünmeli ki seyircisiyle sahne arasında bir kopukluk olmasın. Tek kişiyken sahnede çoklu bir algı yaratma dinamiği içinde oyunu sürdürmek lazım gelir ama her babayiğidin harcı olmayabilir bu sahneleme sanatı. Bu sanatsal özellikleri taşımayan bir oyuncunun dinlenilmeyen bir şiir okuyucusu olma riski vardır. İşte T. Murat Demirbaş sahneden tüm bu olumlu özellikleri çıkartan, izleyiciyi bir lahza olsun sıkmayan ve sahnede koparmayan bir oyunculuk yeteneğine sahip.

Murat Demirbaş, benim de kültürel alan olarak çokça sömürdüğüm Ankara’da tiyatro denilince başlı başına bir ekol ve toplumsal mücadelede sarsılmaz bir yeri olan AST’da keyifle izlediğim(iz) “Bir Halk Düşmanı” adlı oyunla profesyonel tiyatroya adım atar. Yine tiyatro hitlerimizden olan “Jan Dark Davası”, “Pazar Keyfi” ile beraber unutamayacağım oyunlardan biri olan efsane hukukçumuz -hayranlık duyduğum- Faruk Erem’in eseri olan “Bir Ceza Avukatının Anıları” oyunlarında roller almıştır. AST’a sınavla girmekle birlikte DTCF’nin Tiyatro-Kuram Bölümünü de kazanır.

Birçok belediyenin Şehir Tiyatroları’nı kurmakla birlikte sanat yönetmenliklerini de yaparak oldukça kabarık sayıda oyunu yönetip sahneye koymuştur. Antalya Belediye Tiyatrosu’ndan, Ordu Belediyesi’ne, Van Devlet Tiyatrosu’ndan, Mamak Belediyesi’ne kadar. Yine Ankara’da AST’ın dışında özel tiyatrolarda oyunlar sahneledi ve oynadı. Devlet Tiyatroları’ndaki çalışmalarına değinirken Ankara Devlet Tiyatrosu’nda birçok oyun sahneleyip oynadığını da özel olarak not düşelim.

‘EN İYİ ERKEK OYUNCU ÖDÜLÜ’

Yurt içi ve yurt dışında çeşitli kereler “En İyi Erkek Oyuncu” ve “En İyi Yönetmen” ödüllerinin sahibi oldu. Avrupa’da oynadığı oyundaki performansıyla “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü aldığını da bir köşeye ekleyelim. Yayın yönetmenliğini de üstlenip 15 yıldır özenle çıkardığı “Sahne” adlı tiyatro opera-bale dergisinin yayınını sürdürmüştür. Bu dergiyle de “Jüri Özel Ödülü” ve “Basın Ödülü”ne layık görülmüştür. Pek yakın zamana kadar “Devlet Tiyatroları Sanat İletişim Koordinatörlüğü” görevini sürdürmekteydi.

Hâlen “Ankara Sanat Kurumu” ve “ASSİTEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği) Türkiye Merkezi Yönetim Kurulu” üyeliğini sürdürmektedir Murat Demirbaş. Sanatını değerlendirmeye çalıştığımız sanatçının “Tiyatro Adamı” tanımlamasının içeriğini doldurup doldurmadığına bir de siz karar veriniz. Turneye çıkmış durumda olan bu oyun ihtimal ki bir gün sizin de ilinize uğrayacaktır. Sanatın doğurduğu hazdan payınıza düşeni almanız için izlemenizi salık vermiş olalım.