Hem uzak hem de yakın: İzmir'in Agorası!

İzmir'deki Agora semtinin günümüz İzmir'i ile olan bağı ve kent belleğindeki temsilini fotoğraf diliyle anlatan "Yokuş Yukarı Agora" Belgesel Fotoğraf Sergisi K2 Sanat Galerisi'nde açıldı. Sergi 22 Mart tarihine kadar ziyaretçilere açık olacak.

Nuray Pehlivan  npehlivan@gazeteduvar.com.tr

İZMİR – K2 Güncel Sanat Merkezi, 8 sanatçının dahil olduğu “Yokuş Yukarı Agora” isimli belgesel fotoğraf sergisine ev sahipliği yapacak. Koordinatörlüğünü Mahzen Photos Fotoğraf Kolektifi ve No238 kurucularından Sinan Kılıç‘ın yaptığı sergi 22 Mart tarihine kadar ziyaretçilere açık olacak.

Sinan Kılıç’ın küratörlüğündeki belgesel fotoğraf projesi süresince sekiz fotoğrafçı, Agora’nın tarihsel bir mirası taşıyan belleğiyle iç içe yürüyen günlük yaşamına ve değişimine fotoğraf diliyle tanıklık ettiler. Sergi, tarihin farklı dönemlerinde çok çeşitli kültürlere ev sahipliği yapan Agora semtinin günümüz İzmir’i ile olan bağını ve kent belleğindeki temsilini fotoğraf diliyle anlatmayı amaçlıyor.

Agora, İzmir kent merkezinde bulunan, yaşadıkları coğrafyadan ayrılmak zorunda kalanların yerleştiği, farklı etnik kimliklerin yaşadığı bir semt. Agora, kent dokusunun yeniden tanımlandığı değişim süresince sosyal kırılmanın ve ayrışmanın etkilerine maruz kaldı. Bu anlamda mekansal olarak İzmir’in merkezinde olmasına karşın; kendine özgü uzaklığı da barındıran Agora, farklı coğrafyalardan zorunlu göçlerle ayrılan insanların yarım kalan hikayelerine ve yeni başlangıçlarına ev sahipliği yapıyor. Yüzlerce yıldır biriken bellek, adımlanan sokaklarda, terkedilmiş mekanlarda, birdenbire kendimizi içinde bulduğumuz avlularda, yüzlerde ve hikayelerde kendini ifade ediyor.

‘AGORA TEKİNSİZ MEKANLAR OLARAK NİTELENDİRİLİYOR’

Bu çalışmanın ilk belgesel fotoğraf projesi olduğunu söyleyen Behiye Hacıbekiroğlu, içinde yer aldığı projenin önemini, “Agora ve çevresi İzmirliler tarafından tekinsiz mekanlar diye nitelendiriliyor. Benim içinde 5-6 ay gidip orada çekim yapma fikri, deneyimlemeden kabul edebileceğim bir olgu değildi. Nitekim her gittiğimde farklı farklı insanlarla tanışmak, evlerine konuk olmak, sohbet etmek genel yargının hiç de doğru olmadığını bir kez daha kanıtlamış oldu bizlere. Ancak Agora’nın sizi kucaklayan yüzü kent belleğinin yavaş yavaş yok ediliyor olması gerçeğini değiştirmiyor ne yazık ki. Kent belleğine saygı duymadan yapılan bu dönüşüm o bölgenin geçmişinden gelen katmanları yok etmek üzere. Bu proje bunun için önemliydi. Geçmişten geleceğe iz bırakmak. Bu ilk belgesel fotoğraf projem, benim ilk kapsamlı sergim olması sebebiyle de ayrıca önemli ve heyecan verici” diyerek anlatıyor.

cof

‘BENİM İÇİN EŞSİZ BİR DENEYİM OLDU’

Agorayı anlamaya, tanımaya, anlatmaya çabalarken aslında kendisine de bir yolculuk yaptığını söyleyen Nurhayat Ünverdi ise şunları söylüyor:

“Sınırlarım, tepkilerim, sabrım, yaşadığım topraklara ilişkin bilgim, öngörüm. Nasıl biriydim ben? Fotoğraf beni tam da kalabalıklar içinde ihtiyaç duyduğum yalnızlığa ve yalınlığa taşıdı. Tüm bunları deneyimlerken cesaretlendiren, dinleyen, farklı bakış açıları sunan bir bütünün parçası olmak benim için eşsiz bir deneyim oldu. Önce Agoraya, sonra da no:238;e yaşamıma kattıkları bu ilk için yürekten teşekkürler…”

Projede yer alan fotoğrafçıların isimleri şöyle: Behiye Hacıbekiroğlu, Elif Şener, Ersin Kil, Eylem Yalçın, Gül Nurhan Doğan, Nurhayat Ünverdi, Özgür Şenergin, Serçin Altınöz Bağcı…