Kürtçe Büyük Diktatör: Miting alanlarından sahneye!

Teatra Jiyana Nû, Charli Chaplin’in 1940’ta çektiği Büyük Diktatör filmini sahneye taşıdı. Filmi Türkiye ve Kürtlere ait bir oyuna dönüştüren Teatra Jiyana Nû, Diyarbakır ve Batman’dan sonra İstanbul’da sahne aldı.

Vecdi Erbay  verbay@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Teatra Jiyana Nû deyince 1990’lı yıllar geliyor aklıma. Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) Beyoğlu’ndaki yerinin kalabalığı, Kürtçe müzik, edebiyat, tiyatro ve diğer sanat dallarının gelişmesi için umut veriyordu. Böyle de oldu. MKM’den çok sayıda müzisyen, Rewşen dergisinden yazarlar ve şairler çıktı.

Teatra Kiyana Nû, işte bu günlerde MKM çatısı altında faaliyet sürdürüyordu. Yıllar içinde profesyonel işlere imza attılar. Burada yetişen kimi sanatçılar başka tiyatrolar kurdular. Ama Teatra Jiyana Nû çalışmalarına hep devam etti.

Tenê Ez (Sadece Ben) Teatra Jiyana Nû’nun yeni oyunu. Oyunu Diyarbakır’da, Amed Şehir Tiyatrosu’nda izleme olanağı buldum. Oyun ikinci kez sahneleniyordu ama salon doluydu. Tiyatro için sevindiriciydi bu elbette.

FİLMDEN SAHNEYE

Teatra Jiyana Nû, Charlie Chaplin’in 1940’da yazıp yönettiği ve oynadığı Büyük Diktatör filmini Têne Ez (Sadece Ben) adıyla sahneye uyarlamış. Filmi, Türkiye’ye ve Kürtlere ait bir oyuna dönüştürmüşler demek de mümkün. Ancak bir filmi uyarlamanın güçlükleri de vardır elbette. Bunların başında dekor geliyor. Bu sorunu da Xebat Bayram’ın çizimleriyle animasyon kullanarak çözmüşler ki gayet başarılı olmuş. Mekan değişimleri bu sayede hiç malzeme kullanmadan animasyon marifetiyle yansıtılıyor. Malzeme olmayınca pantomimden yararlanmak zorunda kalmış ve bunun da üstesinden gelmişler. Filmin kalabalık oyuncu kadrosunu sahnede beş kişi kılıktan kılığa girerek sahneye taşıyor.

Oyunun metnini yazan Cihat Ekinci, Rugeş Kırcı ve Ömer Şahin ile birlikte rejiye de imza atmış. Serhat Kural koreografide, Nurhak Kılagöz ise müziklerini yaparak oyuna katkı sunmuş. Oyunun ana karakterini üstlenen Mehmet Musaoğlu ve diğer oyuncuların başarılı bir performans sergilediğini de belirtmeliyim.

.

MİTİNG ALANLARINDAN SAHNEYE

Oyunun rejisinde de imzasını gördüğümüz Ömer Şahin ile Teatra Jiyana Nû ve Tenê Ez’i konuştuk. Şahin, Teatra Jiyana Nû’nun bugüne kadar kaç oyun sahnelediğini şu sözlerle dile getirdi: “Teatra Jiyana Nû 1992 yılında İstanbul’da MKM bünyesinde çalışmalarına başladı. Önceleri daha çok çeşitli sokak ve miting alanları gibi halk etkileşiminin yoğun olduğu yerlerde sahne alan grup daha sonra köy seyirlik oyunları ve çeşitli doğaçlamalardan oluşan çok sayıda kısa oyunun yanı sıra dramatik açıdan çağdaş oyun diyebileceğimiz ürünler ortaya koydu. Dönemin sosyal ve politik atmosferini kendi oyunlarında işledi. 2000’lerden sonra yapısal anlamda bazı değişiklikler geçiren grup sonraları daha çok klasik ve modern tiyatro örnekleri ile gelişimini sürdürdü. Bu değişim dönüşüm her yıl farklı oyunlar içeren repertuarlarla günümüze kadar geldi. Bu açıdan bugüne kadar toplam kaç oyun oynandığı veya ne kadar seyirciye ulaşıldığı konusu biraz tartışmalı. Doğaçlama ve kısa oyunları da katarsak 100’ü aşkın ürün çıktığını söyleyebiliriz. Tenê Ez oyunu da bu gelişim sürecinde yapılmış deneysel bir gösteri diyebiliriz.”

.

BÜYÜK DİKTATÖR HÂLÂ GÜNCEL

Büyük Dikatör’ün anlattığı sorunların hâlâ güncel olduğunu belirten Şahin, şöyle devam etti: “Teatra Jiyana Nû zaten kuruluşundan itibaren Kürtçe oyunlar çıkarmış bir grup Tenê Ez ise yine Kürtçe dilinde seyirci ile buluştu. Yabancı dilde bir oyunun bu dille seyirci ile buluşturulmasındaki ihtiyaca gelince; hali hazırda çeviri oyunlar oynamış olan ekipte bu sefer bir sinema filmini tiyatroya uyarlama fikri gelişti. Cihat Ekinci arkadaşımız tarafından böyle bir öneri gelip üzerine de metin hazırlanınca başlamış olduk. Oyunun içeriği ve hâlâ dünyada güncelliğini koruyan iktidar ve politik gerçeklik bağlamında günümüze hitap edebilecek olması bizi bu tercihe itti diyebiliriz. Tabi ki sinemadan tiyatroya uyarlama yapınca bazı problemler olabiliyor. Mesela sinema art arda birçok sahnenin geldiği ve kurgusal olarak montajlandığı bir tekniğe sahip. Tiyatroda bu kadar bağımsız hareket etme şansınız yok. Uzun bir süre bu iki disiplini nasıl bir konseptte buluşturabiliriz diye çalışmalar yaptık. Bu sahnede projeksiyon cihazı ile derinlikli görüntü elde etme gibi biraz tiyatroda alışık olmadığımız bazı yenilikleri de içeriyordu. Biraz zor oldu ama nihayetinde izlenebilir bir sahne gösterisi haline geldi diyebiliriz. Oyun finalini olduğu gibi oynadık yani zaten oyunda yer alan diyaloglar bunlar. Tabi ki başta da söylediğim gibi güncelliğini koruyan dinamik bir oyun. Günümüz sorunlarına da ışık tutabilecek mesajlar içeriyor.”

Oyun Diyarbakır’dan sonra Batman ve İstanbul’da sahnelendi. Şahin, oyun için bir turne tasarladıklarını dile getirdi.