Beral Madra: Türkiye’de kadın sanatçılar müzesi kurulmalı

Sabancı Müzesi’nde Linda Nochlin’in anısına ‘Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?’ başlıklı bir konferans veren Beral Madra, konuşmasının sonunda “Türkiye’de kadınların kimlik sorununun aşılması için kadın sanatçılar müzesi açılması gerekiyor” dedi.

Melishan Devrim  melishandevrim@gmail.com

DUVAR – Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde açılan ve 1 Nisan 2019’a kadar devam eden “Rus Avangardı. Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek” sergisi kapsamında 9 Ocak Çarşamba günü küratör Beral Madra konferans verdi. Linda Nochlin’in 1971’de yayınlanan ve sanat dünyasında büyük dikkat çeken ‘Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?’ makalesiyle aynı ismi taşıyan konferansta Madra, 20.yüzyılın başından bugüne, sanat dünyasında kabul gören kadın sanatçılar hakkında kısa bilgiler verdi ve son dönemde yaşayan kadın sanatçılarla düzenlediği sergiler üzerinden deneyimlerini aktardı.

Rusya’da 1910-1930 arasında önemli kadın sanatçıların etkin olduğuna dikkati çeken Madra, Rus avangardındaki kadın sanatçıların kentli olmaları sebebiyle toplumsal sorunlar yerine avangard akımlara yöneldiklerinin altını çizdi. 2000-2001’de Guggenheim Müzesi’nde açılan “Amazons of the Avant-garde” (Avangardın Amazonları) sergisiyle Rus avangard kadın sanatçıların bütün dünyada bilinirlik kazandığını belirten Madra, Stalin sonrası dönemde, avangardın tam tersi biçimde, sistemin istediği formatta üretim yapan diğer Rus kadın sanatçılardan da örnekler verdi.

Aidan Salakhova, Pers Minyatürleri serisi, 2008

RUS ÇAĞDAŞLARININ ODAK NOKTASI: TOPLUMSAL CİNSİYET ELEŞTİRİSİ

Rusya’nın dağılmasına şahit olan sanatçıların zihniyet değişimi yaşadığını ve ciddi eleştiriler ürettiklerini belirten Madra, kuşaklar arası farka örnek olarak, birlikte çalıştığı Aidan Salakhova’dan söz etti. Babası Tahir Salakhov Rusya ütopyasını idealize eden resimler üretmiş biriyken Aidan Salakhova, kadın kimliğini eleştiren yapıtlarıyla dikkat çeken bir isim, hatta 2011’de Venedik Bienali için Beral Madra’nın küratörlüğünü yaptığı Azerbaycan pavyonunda hükümetin sansürüne maruz kaldı. Beral Madra, 2012’de Moskova Modern Sanat Müzesi’nde Aidan Salakhova’nın retrospektif nitelikli “Fascinans And Tremendum” başlıklı sergisinin de küratörlüğünü üstlendiğini ve Venedik’te Azerbaycan hükümeti tarafından sansürlenen heykellerin Moskova’da sergilendiğini anlattı.

Waldron, Siyah Kare, 2009

Stalin dönemini eleştiren çağdaş sanatçılardan bir başkası olarak Ira Waldron’dan söz eden Madra, 2018’de Selanik’te Waldron’un bir sergisinin açıldığını ve Rusya’nın yaşayan kadın sanatçılarının artık dünya çapında tanındığını ifade etti.

GUGGENHEIM ve WHITNEY KOLEKSİYONLARINDA BİLE KADIN YOKTU

Beral Madra, Avrupa ve Amerika’da etkin olan kadın sanatçıların en önemli feminist yapıtlarına değinerek Linda Nochlin’in 1971’de sorduğu ‘Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?’ sorusunun günümüzde halen geçerli olduğunun altını çizdi. Amerika’da 20.yüzyıl başında, yaşayan sanatçıları destekleyen en önemli iki kadın koleksiyoner olan Peggy Guggenheim (Guggenheim Müzesi’nin kurucusu) ve Gerthrude Vanderbilt Whitney’in (Whitney Müzesi’nin kurucusu) koleksiyonlarına kadın sanatçıların yapıtlarını almadıklarını vurgulayan Madra, bu zihniyetin ancak 1960’lardan sonraki feminist sanatçılar ve sanat tarihçileri aracılığıyla kırılabildiğine dikkat çekti.

Kadın sanatçıların sanat tarihine kazandırılmasına dair çabaların halen devam ettiğini belirten Madra, Kazakistan gibi Sovyetlerden koptuktan sonra çağdaş sanatla tanışan ülkelerden sanatçılara da değindi. Şu sıra Dresden’de açılan ve Mart 2019’a kadar devam eden “Medea muckt auf” (Medea’nın Başkaldırısı) sergisinin ise Demir Perde ülkelerinde yaşayıp isimleri bilinmeyen kadın sanatçıları keşfetmeye yönelik ilgiyi gösterdiğini anlatan Madra, bu noktadan bakıldığında Türkiye’deki kadın sanatçıların 1980’lerden itibaren Batı ile yarışacak seviyede üretim yaptıklarını düşünüyor.

‘TÜRKİYE ZEİD’İ 1990’LARDA KEŞFETTİ’

Kavramsal sanatın ve yerleştirmelerin Türkiye’deki sanat dünyasına 1970’lerde kadın sanatçıların öncülüğünde ulaştığını kaydeden Madra, 1980 sonrasından itibaren etkin olan ve halen yaşayan kadın sanatçılarımızın eserlerinin bir müzede sergilenmesi gerektiği görüşünde. Dünya genelinde kadın sanatçıları yadsımaya yönelik bakış açısının Türkiye’de de uzun süredir mevcut olduğunu belirten Madra, bu durumun Fahrelnissa Zeid’in bile Türkiye’de ancak 1990’larda keşfedilmesinden anlaşılabileceğini söylüyor.

Mihri Müşfik

DOĞULU MUYUZ? YOKSA BATILI MI?

“Mihri Müşfik gibi erken dönem kadın sanatçılarımızın resimlerindeki tül peçeli veya Fransız türbanlı portreler, kadınlarımızın Doğulu olmakla Batılı olmak arasında bir kimlik sorunu yaşadıklarını gösterir” diyen Madra, son dönemde Türkiye’de yetişmiş çok fazla kadın sanatçı olduğunu ifade etmek için sadece isimleri sıralamakla yetindi.

Özgül Arslan, Maruz, 2015

Türkiye doğumlu kadın sanatçılarımızdan bazılarının üretimleri yüzünden tepki görmemek için yurt dışında yaşamak zorunda kaldıklarını da vurgulayan Madra, konferansın sonunda, “Kadınlarımızın doğu batıya dair bu kimlik sorununu aşmaları için, sadece kadın sanatçılara özel bir müzenin kurulmasına ihtiyacımız var. Aksi halde kadınlarımızın kimliğine dair tartışmaların sonu gelmeyecektir” görüşünü dile getirdi.

Not: Beral Madra’nın konferansının tamamı, yakında Sabancı Müzesi’nin YouTube sayfasında yayınlanacak.