Burcu Tatlıses: Alternatifin reddettiği popülerlik şimdi onu sınıyor

Müzisyen, şarkı sözü yazarı Burcu Tatlıses, şimdi ikinci stüdyo albümü Uzaklar ile dinleyici karşısında. Yakın zamanda bildiğimiz pop'un kabuğuna çekileceğini ve popülerlik algısının değişeceğini söyleyen Tatlıses, “O alternatifin reddettiği popülerlik şimdi onu sınıyormuş gibi geliyor bana” diye konuştu.

Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com

DUVAR – “Yanar yanar yanmaya yanmış gönül, kanar durur içimde bir alagül”… Funda Arar’ın sesi ve yorumuyla bütünleşen bu sözleri kimin yazdığını çoğumuz bilmeyiz. Halbuki en az yorumu kadar şarkı sözleri de önemlidir bir şarkının. Ancak Türkiye’de ne yazık ki yorumculuk şarkı sözü yazarlığının önüne geçiyor. 2002’den bu yana 20’den fazla şarkıda çınladı kulağımıza Burcu Tatlıses’in sözleri. Yalnızca Funda Arar değil, Fatih Erkoç, Zuhal Olcay, Ziynet Sali gibi birçok isme şarkı sözü veren Tatlıses, Bir İstanbul Masalı, Öyle Bir Geçer Zaman ki gibi dizi müzikleri ve sinema filmi müziklerinin de olduğu onlarca albümde 50’den fazla esere imza attı.

Onun tek meziyeti söz yazmak değil tabii. Tatlıses 2015 yılında çıkardığı ‘Güzel Kokuyorum’ isimli solo albümü ile müzik piyasasına sağlam bir giriş yaptı. Şimdilerde ise ikinci stüdyo albümü ‘Uzaklar’ı dinleyiciyle buluşturan müzisyen, yazdığı şarkılara kendi sesiyle hayat vermeye devam ediyor. Tatlıses ile 8 şarkılık albümünü ve müzik serüvenini konuştuk.

 

Gıda Mühendisliği’nden müzisyenliğe geçiş yaptınız. Öncelikle bu geçişe ‘tesadüfen’ denebilir mi? Öyleyse bile çok iyi bir çıkış yakaladınız. Bu serüvende kendinizi çalışkan olarak mı yoksa yetenekli olarak mı tanımlarsınız?

Tesadüf olmadı aslında. Gıda Mühendisliği yaptığım esnada da şarkı söylüyordum. Söz yazarlığı biraz şans ve doğru insanlarla bir araya gelmekle oldu. Yetenekli olduğumu düşünüyorum. Çalışkanım da aslında ama o dönem dönem değişiyor. Bazen gerçekten hiçbir şey yapmak istemediğim zamanlar oluyor. Kendimi dinlediğim zamanlarım da oluyor. İşim için çalışmayı seviyorum çok. Harıl harıl, ince ince… Yetenekliysen ama üzerine bir şey koymuyorsan zaten yol alamıyorsun ve pek şansın olmuyor. Bu yüzden çalışmak zorundayız.

Fatih Erkoç, Zuhal Olcay, Funda Arar gibi birçok popüler isme şarkı sözü verdiniz. Şarkılar tamamlandığında ilk dinlediğinizdeki hislerinizi nasıl ifade edersiniz?

Şarkıları yazarken önce ben söylüyorum doğal olarak. Mırıldanıyorum, bittiğinde bir demo kaydı yapıyorum. Bir şekilde Burcu’nun söylediği bir şarkı olarak çıkıyor aslında önce ortaya. Yorumculara teslim ettiğimde tabii ki kendi yorumcu kimliklerini ortaya koyuyorlar kuvvetli bir şekilde.

Hiç keşke şurası şöyle olsaydı dediğiniz oluyor mu?

Bazen ufak tefek aslında şurasında şöyle bir söyleme biçimi olsa mıydı diye düşündüğüm oluyor. Ama o çok doğal bir şey. Çok şanslıyım ki hep iyi yorumcularla bir arada olduğumuz için çıkan sonuçlardan hep mutluydum bugüne kadar.

Siz de şarkı söylüyorsunuz ve başkasının sesi ve yorumuyla duymak değişik bir duygu olsa gerek…

Zaten söz yazacağım şarkıları ve birlikte çalışacağım insanları seçme şansım oldu. Daha doğrusu seçmeyi tercih ettim. O yüzden de mutlu olmayacağım bir şeye ihtimal vermedim aslında.

‘ŞİİRDE ŞARKI SÖZÜNE GÖRE DAHA ÖZGÜRSÜN’

Sen Dur Ben Gölge isimli bir şiir kitabınız da var. Şarkı sözü yazarlığı ile şiirin ayrımını nasıl yapıyorsunuz?

Benzer şeyler ama şiirde daha özgürsün. Belli bir kalıba sokmak zorunda değilsin yazdıklarını. Tabii ki ben hece ölçüsü ve kafiyeyi seviyorum. Yine de hem kullandığın kelimeler, anlattığın hikayeler anlamında bir şeyin üzerine yerleştirmek zorunda değilsin çok daha özgür bir alan. Şarkı sözü yazarken ise hem genel kabul görmüş belli kalıplara uymak durumundasın hem de üstüne söz yazdığın bestenin sınırlamaları dahilindesin. Yazdığın müzik türüne göre de değişiyor durum. Kısacası anlatmak istediğin şeyi belli bir matematik içinde anlatmak zorundasın. O seni biraz zorluyor şarkı sözü yazarken.

Nasıl bir matematik bu?

Yazdığın sözlerin o müzikle doğru bütünleşmesi, hecelerin yanlış yerlerde kırılmaması ve anlam bozukluğu oluşmaması. Birinci matematiği bu. Bir de orada da bir hece ölçüsü var. Melodik ve notasal bir sistem var. Yazdığın şeyleri onun içine oturtmak zorundasın ki dinlendiğinde doğru bir şey geçsin karşıya. Orada bir matematik gizli.

Burcu Tatlıses ve Işıl Çalışkan

Yeni bir şiir kitabı çıkarmayı düşünüyor musunuz?

Yazdıkça şiirleri kenara atıp biriktiriyorum. Şu an önceliğim değil ama çok birikirse onları yine bir kitaba dönüştürürüm herhalde.

Müziğinizle Burcu Tatlıses müziği türü oluşturdunuz. Ama klasik tanımlamalar içinde bir kalıba koymak gerekirse en yakını alternatif oluyor. Peki siz müziğinizi neye alternatif görüyorsunuz?

Bunu son dönemde çok konuşuyoruz. Alternatif müzik nedir? Burcu sen alternatif müzik mi yapıyorsun? Sorularıyla karşılaşıyorum. Biraz kavram kargaşası var orada sanki. Türkiye’de alternatif müzik çok geçerli olan popüler müziğe karşı doğmuş gibi geliyordu bana ilk başta. Ama şu an her şey çok karıştı. Alternatif müzik yapan insanlar da popüler öğeleri kullanabiliyor ya da arabesk öğeleri tercih edebiliyorlar. Benim müziğimde de tam bir konumlandırma yapmak zor. Ne çok alternatif ne çok popüler bir müzik. Kendi yolunda seyreden Burcu Tatlıses müziği oluşuyor yavaş yavaş sanırım.

Pop’a alternatif desek?

Yanlış bir tanım olmaz aslında. Ama yine de illa bir kalıba koyunca onun gerekliliklerini yerine getirmek gerekiyor. Ne hissediyorsan ne yazıyorsan onu doğru anlatmak önemli herhalde.

‘POPÜLER MÜZİK ESKİ DİNAMİZMİNİ KORUMUYOR’

Günümüz pop müziğine nasıl bakıyorsunuz?

Türkiye’de popüler müziğin altın çağı 90’lar. Müthiş bir üretimin, iyi yorumcuların ve şarkıların olduğu bir dönem geçirdik müzikal olarak. Sonrasında Türk pop müziği başka bir kimlik oluşturmaya başladı. Daha hızlı tüketilen, daha çok insana daha çabuk ulaşmak ama sürekliliğini sağlamanın zor olduğu. Çok hızlı koşmayı gerektiren bir dünya var orada. Çok dinleyicisi var. Müzik bir eğlence aracı neticesinde. Ne kadar bir şey anlatma çabasında da olsa. Sinema ve diğer sanat dalları gibi. Bence popüler müzik Türkiye’de o eski dinamizmini eski yürürlülüğünü korumuyor. Çok fazla yeni şeyler üretenler var. Yakın zamanda hikaye başkalaşacak ve bildiğimiz pop kabuğuna çekilip başka şeylerin popülerliği artacak belki de.

Alternatifin belki de?

Evet. O alternatifin reddettiği popülerlik şimdi onu sınıyormuş gibi geliyor bana.

Biraz daha yeniliğe açık olan gençler için geçerli belki bu durum. Klasik kafada olanlar yine o popülerliği arayacak olabilir?

Yeni jenerasyon uçsuz bucaksız bir çeşitliliğin içine düştü aslında. Sosyal medyayı çok iyi kullanıyorlar. Araştırıyorlar, dinleyebiliyorlar. Ve onlara sunulan bir sürü yeni şey var. Dolayısıyla kendilerine yakın gördüklerini seçiyorlar. Hem kuşak olarak, hem anlatım dili olarak. Genç jenerasyonda da popüler müziği çok dinleyen insanlar var. Ama ben biraz daha araştırmaya meyilli, kafası farklı çalışan gençlerin daha yeniliğe açık olduğunu düşünüyorum. Biraz dönemle ilgili galiba.

‘HALA YETERİNCE İNSANA ULAŞAMADIM’

İnternetle birlikte herkes kolayca müziğini dinleyiciye ulaştırabiliyor. Çok geniş bir havuz. Bu havuzda siz kendinizi nerede görüyorsunuz?

Ben hala yeterince insana ulaştığımı düşünmüyorum. Bu anlamda çalışıyoruz. Çetin Cem Yılmaz bu konuda Çekme Kaset programında çok güzel bir kritik yapmıştı. Benim müziğimde ne pop müzik ne alternatif müzik algısı var. Belki o da biraz nereye konumlanacağım konusunda kafa karışıklığı yaratıyor. Hala albümün çıktığından haberi olmayan çok insan var. Eski şarkılarımı henüz keşfeden çok insan var. Bu anlamda biraz daha yol almak zorundayım. Bunun için de ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyorum. İyi şarkılar üreterek, daha çok insanın önüne düşürmeye çalışarak çok ve uzun soluklu çalışmak gerekiyor biraz da. Bir noktadan sonra o bilinirlik zaten oluşmaya başlıyor.

Alternatif müziğin bir ayağında son dönemde sözler yutularak veriliyor. Siz sözleri vurgulayarak ve net bir şekilde dinleyiciye geçiren biri olarak bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

Evet öyle bir tercih var. Belki orada daha bütünlüklü yaklaşıyorlar galiba müziğe. Orada sözü de vokali de aslında müziğin eşit derecede bir parçası olarak gördüklerini düşünüyorum. O da bir yol çünkü. Yabancı müzikte de böyle yaklaşımlar var. Ben söz temelli biri olduğum için orayı biraz daha ister istemez ön plana çıkarıyorum. Daha anlaşılır söylemek benim kimliğimin bir parçası. Orada enstrümanlar düzenleme bana hizmet ediyor.

Albüme gelelim… Neden Uzaklar dediniz?

Çok düşündüm öncelikle. Şarkılardan biri albüm adı olmasın düşüncesindeydim. Çünkü seçtiğin ismin albümü anlatabiliyor olması önemli. Orada anlattığın hikayeye dair bir ipucu veriyor olmasını önemsiyorum. Mahir Ah mı olsa dedik. Yine şarkılardan biri ve değişik tınlayan bir ikileme. Ben de çok seviyorum. Orada da kaygılarımız oldu. Doğru anlatamıyor olabiliriz yaptığımız işi dedik. Aslında çok düşünüp bir çıkış bulamayınca Uzaklar’ın şarkıları da anlatılan hikayeyi de temsil ettiğine karar verdim neticesinde.

Bu şarkıları ve albümü anlatırken uzaklara emanet ettiğim ama geride bırakamadığım hikayelerin, duyguların bir ifadesi dedim. Bunu da kafamda netleştirince ‘Tamam’ dedim. Güzel de tınladı. Kapak fotoğrafıyla da bütünleşti. Neticede doğru bir şey oldu gibi geliyor şu an.

Video klibinde sizin bakışlarınız da onu anlatıyor. Bu kez sade bir klip seçmişsiniz. Bakışlarınızın rol aldığı…

Evet öyle bir tercihte bulunduk. Özellikle Geyikli Masallar’da daha senaryo üzerine kurulu bir şeydi. Bu kez ben anlatmak istedim. Beni görsünler ve ne söylediğime odaklansınlar istedim.

Bu albümde aranjörlük de yaptınız. Nasıl bir deneyimdi?

İlk kez Geyikli Masallar şarkısında yapmıştım. Burada biraz daha içinde olmak istedim. Çünkü daha hakim olmaya başladım olaya. Çok güzeldi. Bir şarkı yazıyorsun. Düzenleme aşamasına geldiğinde birilerine teslim ediyorsan çok doğru anlatmak zorundasın. Ben geçmişte orada çok çatışmalar yaşadım. Kafamda bir şey var. Anlatıyorum ama tam olarak ifade edemeyebiliyorum. Karşıdan aldığım şey kafamdakini ortaya dökemiyor. ‘Benim biraz daha el atmam gerekiyor’ dedim. Başardım da galiba. En azından mutlu olduğum şeyleri ortaya koydum, çok keyif aldım. Bundan sonra daha yoğun orada duracağım gibi görünüyor.

Şimdiye kadar nasıl dönüşler aldınız albümden?

Bizim tahmin ettiğimizin dışında şarkılara ilgi gördük. Mesela Düşmedim Daha’yı çok sevdi insanlar. Ama bizim kafamızda muhtemelen şu şarkı daha çabuk kanıksanır dediğimiz şeylere biraz ters köşe olduk.

‘İNSANLAR ÖZLEDİKLERİNİ SÖYLÜYOR’

Hangi parçalar şaşırttı?

Uzaklar çıkış şarkısı olduğu için o şu an zaten dönüşlerini alıyor. Mahir Ah’ı çok seviyorum ben. Onunla mı açılış yapmalıyız kaygısını çok yaşadık. Herhalde Mahir Ah ikinci olur derken Düşmedim Daha, Bu Gökler çok seviliyor. Çok keyifli dönüşler alıyorum. İnsanlar çok özlediklerini söylüyor. Ve güzel olan şey yeni şarkılarla birlikte eski şarkılarım da aynı paralelde paylaşılıyor. Çünkü üç seneden fazla oldu ilk albümden bu yana. Geyikli Masallar’ı sene başında tekli olarak yayınlamıştık ama bu albüme tekrar girdiğinde ilginç bir şekilde çok dinlenmeye başladı.

Önümüzdeki projeleriniz neler?

29 Aralık’ta Karaköy’de bir mini akustik performansımız var. 16 Ocak’ta da Mask Pera’da bir İstanbul konseri. Diğerlerini en kısa zamanda sosyal medya hesaplarımdan duyuruyor olacağım.