Deniz Özer: 'Politik' kelimesine alerjim var

Stand-up'çı Deniz Özer, Mîrzayê Biçûk (Küçük Prens) performansı ile izleyici karşısında. Özer, "Söz konusu Kürtler olunca konuya mutlaka 'politik' kelimesi sızmak zorunda mı? Benim bu kelimeye alerjim var" diyor.

Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com

DUVAR – Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupery’nin dünyaca ünlü eseri ‘Küçük Prens’ bugüne kadar birçok dile çevrilerek farklı yorumlarla film ve tiyatro sahnesine taşındı. Bu kez “özünden uzaklaşmama” kaygısı taşıyan Kürtçe versiyonu ile tiyatro sahnesinde. ŞA Performans tarafından sahnelenen oyunda Küçük Prens rolünü ise stand-up’çı Deniz Özer canlandırıyor. Özer bu performansı “Hikayeyi Dicle Nehri’nin kıyısına taşıdık ve sevginin peşinden Dicle boyunca bir yolculuğa çıktı Prensimiz” diye anlatıyor. Aynı zamanda ‘Ez û Deno’ isimli stand-up gösterisiyle de izleyiciyle buluşan Özer, gündelik politik konulardan uzak, salt güldürmeyi amaçlıyor. Özer ile Mîrzayê Biçûk (Küçük Prens) performansı ve Kürtçe stand-up üzerine konuştuk.

Güldürebildiğinizi nasıl farkettiniz?

İnsanlar anlattıklarıma gülünce…

Kürtçe stand-up’ın Kürt toplumundaki yerinden bahseder misiniz?

Geleneksel Kürt anlatısında Qirdik û Qeşmer gibi tiplemeler var. Benim yaptığım da bunlara uzak değil. Benden önce de stand-up yapıp insanların beğenisini kazanan insanlar vardı. Murat Batgî gibi…

Eski zamanların QYRDIK’ı şimdinin stand-up’ına nasıl evrildi?

Evrilmiş mi, haberim yok benim. Bu çağın olanakları ile ilgili bence yoksa anlatı aynı anlatı. Şimdilerde insanlara ulaşmak daha kolay. Yaptığım şaka anında bütün dünyaya yayılabiliyor.

‘ŞARTLAR ZORSA GÜLMEYE DAHA ÇOK İHTİYAÇ VARDIR’

Özellikle zorluklar yaşamış bir coğrafyada yetişmiş insanları güldürmenin daha zor olduğu görüşüne katılır mısınız?

Katılmam. Öncelikle zorluklar yaşamamış yaşamayan bir coğrafya tanımıyorum. Dünyanın refah seviyesi en yüksek ülkelerinin intihar oranları bize fikir verebilir. Psikolojide mizahlaştırma diye bir savunma mekanizması var. Şartlar zorsa gülmeye daha çok ihtiyaç vardır.

Kürtçe mizahın inceliklerinden bahseder misiniz?

Kürtçe, mizaha çok uygun bir dil ve Kürtlerin çoğu ikinci bir dil bilmekteler, bu da mizaha hizmet eden bir şey.

Türkiye Kürtlerinin politik mizaha bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Söz konusu Kürtler olunca konuya mutlaka “politik” kelimesi sızmak zorunda mı? Benim bu kelimeye alerjim var.

Türkiye’de Kürtçe yapılan her şey cesaret istiyor. Bu anlamda nasıl zorluklar yaşıyorsunuz?

Bir şey yapıyor olmanın her türlüsü zor elbette Kürtçe daha zordur ama ben yaptığım işten büyük keyif aldığım için zorlukları rahatlıkla aşabiliyorum.

.

Stand-up’ı Kürtçe yapmayı tercih etmenizin sebebi nedir?

Ben mizahı kendimi ifade etme aracı olarak görüyorum ve en iyi bildiğim dil şüphesiz Kürtçe. Çünkü Kürtçe benim anadilim.

İzleyici kitlesinin niteliği gösteriyi nasıl etkiliyor?

İzleyicilerimi niteliklerine göre kategorize etmiyorum doğrusu. Beni izlemeye/dinlemeye gelen herkes bir şekilde kendine dair olanı bende bulduğu için geliyor ve ben bu duygudan güçlü bir enerji alıyorum.

Türkiye Kürtlerinin sanat anlayışını dair ne söylemek istersiniz?

Sanırım bu soruyu cevaplamak benim haddim değil. Ben sanatın küçücük bir kolunun küçücük bir parçasıyım. Bazen öyle şeyler okuyorum ki bu tarz sorulara verilen cevaplara cevap verenler adına utanıyorum.

‘HAYALİME HAYAT VERMİŞ OLDUM’

Küçük Prens’i canlandırmak sizin için ne ifade ediyor?

Bir hayalime daha hayat vermiş oldum. Ölmeden önce yapılacaklar listesinden bir şey daha eksildiği için çok mutluyum.

Küçük Prens’i ilk kez ne zaman okudunuz?

Hafızam beni yanıltmıyorsa ilk okuduğumda 13-14 yaşlarındaydım. Tiyatro ile haşır neşir olduktan sonra tekrar okuma fırsatım oldu ve bunu mutlaka sahneye taşımalıyız diye düşünmüştüm.

Küçük Prens pek çok kez tiyatroya uyarlandı. Sizin uyarlamanızda orijinaline göre farklar var mı?

Küçük Prens’in özünden uzaklaşmadan, hikayeyi Dicle Nehri’nin kıyısına taşıdık ve sevginin peşinden Dicle boyunca bir yolculuğa çıktı Prensimiz. Çok bilinen bir hikayeyi tekrar aynı formda yapmamak konusunda bütün ekip hemfikirdik. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Gerçekten çok iyi bir yaratıcı ekiple çalıştık, herkes kendi imzasını atınca ortaya harika bir Küçük Prens adaptasyonu çıktı.

Küçük Prens’i artık çanta, anahtarlık gibi birçok objenin üstünde görüyoruz. Bir kapitalizm objesi haline gelmesi sizce onu özünden uzaklaştırıyor mu?

Küçük Prens’i okuyup doğru anlayanların Küçük Prens mağazalarında işi olmaz bence ama maalesef kapitalizm kendisini eleştirenleri bile metaya dönüştürme konusunda çok başarılı.