Azerbaycan'ın en bilinmeyen aşk şarkıları!

Kemanda Utku Barış Andaç, piyanoda Ozan Sarıboğa tarafından icra edilen ve Azerbaycan'ın aşk temalı şarkılarından oluşan ‘Azerbaijan Love Songs’, Ahenk Müzik etiketiyle raflardaki yerini aldı. İkili, "Müzik bizim en samimi dostumuz" diyor.

Google Haberlere Abone ol

Naz Erdoğan

DUVAR - Şimdiye kadar Türkiye’de Azerbaycan kaynaklı benzer şarkılar icra edilmiş olsa da, bu albümde Azerbaycan’da bilinen ama Türkiye’ye ulaşamamış, gün yüzüne çıkmayı hak eden birçok güzel eser de yer alıyor. Hali hazırda Laçın, Dut Ağacı, Ay Gız, Nazende Sevgilim gibi Türkiye’de çok bilinen ve sevilen eserleri de albümde keman-piyano eşliğiyle dinlemek mümkün. Tüm düzenlemelere beraber imza atan ikili, batı kültürünün değişmez enstrümanlarına yaslanmalarına rağmen, albümde Türk mirasını ve Azerbaycan coğrafyasının dokusunu ustalıkla dinleyiciye hissettiriyor.

Albüm vesilesiyle bir araya geldiğimiz Andaç ve Sarıboğa ile müziği ve hayatı konuştuk.

Neden özellikle Azerbaycan şarkılarını tercih ettiniz?

Ozan: İkimizde her ne kadar batı müziği eğitimi kökenli bir geçmişe sahip olsak da halk müziğiyle iç içe büyüdük. Kardeş ülkemiz Azerbaycan'ın Halk Şarkıları gerek tınısal gerek melodik özellikleri bakımından kendi kültürümüzle bir bakıma benzerlik gösterse de konu lirik temalar olunca Azerbaycan Müziği'nin tüm dünya müziklerden ayrılan yönleri var. Bu eşsiz müziğin farklı yorumlarla çok daha sıra dışı ve etkileyici olabileceğini icra aşamasında fark ettik ve bu derin müziği kendi stilimizle bir albüm projesine dönüştürerek geniş kitlelerle paylaşmayı ve sevdirmeyi amaç edindik.

'DİNLEYİCİMİZİN HİSSEDECEĞİNE İNANIYORUZ'

Azerbaycan Aşk Şarkıları albümünde dinleyici neler bekliyor?

Utku: Yorumlarımızda çoğu zaman dokunaklı ve lirik tınıları, kimi zaman da sevginin ve aşkın insanın içini kıpır kıpır eden mucizevi etkisini her dinleyicimizin hissedeceğine inanıyoruz. Bu proje için büyük bir özveri ve titizlikle aranje ettiğimiz, keman ve piyano formunda toplam yirmi halk şarkısı ve beste kaydettik. Sadece iki parçada, eserlerin bestecisi tarafından piyano ve şan için yazılmış orijinal versiyonunu kullandık. Özetle dinleyicilerimizi aşk dolu çok uzun bir yolculuk bekliyor...

Hazırlanırken, en çok nelere dikkat ettiniz?

Ozan: Türkiye'de bir çok kesimce bilinen ve sıklıkla icra edilen Nazende Sevgilim, Aygız, Dut Ağacı gibi eserlerin yanı sıra bu coğrafyada hiç duyulmamış Saçlarına Gül Düzüm, Uzun Geceler, Kipriklerin Okdur gibi şarkılara da repertuvarımızda yer vererek renkli ve yenilikçi bir seçki hazırlamak istedik ve her bir şarkıyı ayrı ayrı aranje ve yorum fikirleriyle süsleyerek dinleyicilerimizi yormadan baştan sona keyif alacakları bir müzik yelpazesi hazırlamaya dikkat ettik. Hatta seslendirdiğimiz eserlerden birisinde vokalli bir versiyon da var. Tofig Guliyev'in "Sene de Galmaz" eserinde bize sevgili ablam Bahar Sarıboğa eşlik etti.

Müzik yolculuklarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?

Utku: Müzik eğitimine orta okul yıllarımda bağlama ile başladım. 2001 yılında ise Kocaeli Güzel Sanatlar Lisesi'nde kemanla tanıştım ve lisans, yüksek lisans evrelerini 2005 yılında girdiğim Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünde tamamladım. Öğrenciliğimden bu yana klasik, etnik, rock, popüler gibi farklı müzik türlerini içeren çeşitli gruplarla yurt içinde ve dışında onlarca konser performansı sergiledim ve onlarca albüm projesinin keman kayıtlarında yer aldım.

Ozan: Müzik yolculuğuma 5 yaşlarında müzisyen babamın desteği ile vurmalı sazlar, bağlama ve sonrasında piyano eğitimi ile başladım. 2008 yılında Kayseri Güzel Sanatlar Lisesi'nden mezun oldum ve aynı dönemde İstanbul Teknik Üniversitesi Ses Tasarım Ve Kayıt Teknolojileri bölümüne kendimi ses mühendisliği alanında geliştirmek üzere devam ettim. Müzik eğitimim boyunca farklı birçok popüler müzik gruplarıyla ve sanatçılarla yurt içi ve yurt dışı konserlerinde performans yaptım ve ayrıca stüdyo çalışmalarında aranjör, ses mühendisi ve besteci olarak çalıştım. Halen stüdyomda profesyonel olarak film, reklam müzikleri çalışmalarım ve çeşitli sanatçılarla albüm, single çalışmalarım devam etmektedir.

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin kuruluşunun 100. yıl dönümüne ithafen 2 Mayıs'ta konseriniz olacak; bu özel günden de söz edebilir misiniz?

Utku: Aslında sadece bize özel bir konser olmayacak. Bu etkinliğe katılacak olan sevgili dinleyiciler içeriğinde Azerbaycan ve Türk bestecilerinin hem enstrümantal hem de şan eserlerinden oluşan karma bir konser izleyecekler. Azerbaycan Kültürünü Yayma ve Yaşatma Derneği bünyesinde, Marmara Üniversitesi Dr. Üzümcü Kültür Merkezi'nde yapılacak olan anma etkinlikleri kapsamında, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin 100.yılı ve “Bir Millet İki Devlet” temalarına ithafen, bizimle beraber bir çok akademisyen ve onların öğrencileri de sahne alacak.

'AZERBEYCAN HALK ŞARKILARI EN ZOR MÜZİKLER ARASINDA'

Albümünüzde yerelden evrensele doğru müziksel bir yolculuk söz konusu. Bu iki farklı boyutu tek bir potada eritmek için teknik ve duygusal bağlamda nelere özen gösterdiniz?

Ozan: Azerbaycan halk şarkıları icra ve yorum bağlamında dünyada zorluk derecesi en yüksek müzikler arasındadır. Hem kullanılan çalgılar hem makamlar hem de ritmik özellikler açısından özgünlüğü su götürmez olan bu derin müziğin, üst düzey bir yetkinlik gerektirdiğini yaşayarak tecrübe ettik. Sadece piyano ve keman eşliğinde bu düzeyi yakalamak, hatta büyütmek için teknik bilgimizle beraber kalbimizi de ortaya koyduk diyebiliriz.

Utku: Tabii ki tüm bunlarla birlikte ciddi bir literatür çalışması yaptık. Dünya çapında tanınmış bir çok Azerbaycanlı sanatçının yorumlarını dinleyip analiz etmeden de bunu başarmamız mümkün olmazdı. Her bir eserin kaydına başlamadan önce günlerce nasıl bir üslupla yaklaşacağımız konusunda kafa yorduk. Özetle sonuna kadar özgün olmaya çalıştık.

Günümüzde elektronik alt yapıya yaslanan müzikler revaçtayken,enstrümantal bir albüme imza atmak, sizi korkutmadı mı?

Ozan: Sözlü müziğin çokça rağbet gördüğü bir dünyada, enstrümantal müzik yapmak ve bunu albüm projesine dönüştürmek kesinlikle cesaret istiyor. Ama müzik zaten her dilde konuşur. Hem Türkiye'de hem de dünyada bu türün takipçisi olan milyonlarca insan var. İşin en zor boyutu bu sistem içerisinde onlara ulaşmaya çalışmak. Açıkçası anlaşılamamaktan değil ulaşamamaktan ötürü endişeliyiz...

Peki, müzik sizin için en anlam ifade ediyor, kendinizi müzikte nasıl tanımlıyorsunuz?

Utku: Çocukluğumdan beri içinde müzik olan her şeyi tür ve tarz ayırmaksızın merakla dinlerim. Özellikle lise yıllarımda fark ettim ki bu tamamen bir seçim ve bir yaşam şekli. Hiç duymadığınız bir müziği tanımak ve içselleştirmek aynı bir insanı tanımak gibi zorlu bir süreç. Böylesine sonsuz bir müzik evreninde binlerce dostum varmış gibi hissediyorum ve onların arasında da bir kemancı olarak kendimi sempatik ve duygusal olarak tanımlıyorum.

Ozan: Kendimi bildim bileli, müzik hayatımın hep en başında yer aldı. Çocukken dinlediğim müzikleri şuan dinlediğimde halen aynı heyecanı yaşıyorum. Elimden geldiğince müziği sürekli öğrenmeye, icra etmeye yeni gelişen teknolojiyi de yakından takip ederek, daha çok araştırarak kendimce müziğe ve müziğimize katkı sağlamaya çalışıyorum. Müzik benim için sonu olmayan canlı bir varlık gibi. Okyanustan da öte sonsuzlukta bir yerde ve benim en samimi dostum. Ondan daha öğrenecek ve onunla yapacak daha çok şey var.