Yeni AKM ticari bir havaya bürünecek

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, yıkılarak opera binasına dönüştürüleceğini açıkladığı yeni Atatürk Kültür Merkezi (AKM) projesinin tanıtımı bugün yapıldı. Opera salonu, sanat galerisi, tiyatro salonu, restoranlar, ofis alanları, tasarım mağazası, kafeler ve dükkanların yer alacağı proje ticari bir havaya da bürünecek. Erdoğan, yeni projenin 2019'un ilk çeyreğinde açılacağını duyurdu.

DUVAR – Yıkılarak opera binasına dönüştürülecek olan İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) projesinin tanıtımı, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapılıyor.

Kapılarını 2008’de kapatan AKM’nin yeni hali için Haliç Kongre Merkezi’nde toplantı düzenlendi.

Mimar Murat Tabanlıoğlu‘nun tasarladığı projenin tanıtım toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş “AKM yenileniyor. AKM kendi şartları içerisinde önemli bir projeydi. İstanbul’un son derece önemli bir binasıydı. İnsanlar gibi binaların da ömürleri var. AKM yoruldu, yaşlandı. AKM’nin yenilenmesine ihtiyaç var. Böylesine güzel bir proje ile Türkiye kamuoyu ile paylaşıyoruz. Beni hiçkimsenin AKM konusuna ideolojik yaklaşmamasını temenni ediyorum” dedi.

ERDOĞAN AĞIRLIĞI MUHALİFLERE ELEŞTİRİYE VERDİ

Kurtulmuş’tan sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kürsüye geldi. Proje hakkında bilgiler veren Erdoğan, konuşmasını ağırlıklı olarak muhalif kesimlere yönelik sert ifadeler kullandığı eleştirilere ayırdı.
Erdoğan’ın konuşmasında şu konular öne çıktı:

2019’UN İLK ÇEYREĞİNDE TAMAMLANACAK: Mimarımızın da ifade ettiği gibi 2019’un ilk çeyreğinde tamamlanıp hizmete girdiğinde Atatürk Kültür Merkezi, İstanbulumuz için gerçekten yüz akı, gerçekten sembol bir mekan haline gelecektir. Beraberce bakanımla birlikte şu uygundur, şu değildir, hazırlıklarını yaptık. Adım adım bunları takip edeceğiz. İşimize sahip çıkmazsak bunun sonucunu yakalamak da mümkün değildir. Bu olmazsa olmaz bir süreç. 15 yıl önce başlaması gereken bir işe bugün başlanıyor. AKM’yi çoktan bitirmiş, milletin hizmetine sunmuş olmalıydık. Ülkemizin kaybettiği yılların hesabını kim verecek.

OPERASYONLARIMIZI SABOTE EDEN AYNI GÜÇ: İstanbul’da inşa etiğimiz yeni havalimanı ve diğer büyük projeleri engellemek için uğraşan güçle Suriye ve Irak’taki operasyonlarımızı sabote etmeye çalışan el de aynıdır. Biz proje tanıtım töreninde bir arada bulunduğumuz AKM’nin yeniden inşası konusunda da sabırlı bir duruş sergiledik. Hedeflerimizden de taviz vermeden işte bugüne geldik. Daha işlevsel bir şekilde inşa edilecek yeni Atatürk Kültür Merkezi’nden en çok sabote etmek için uğraşanların yararlanacağını da biliyorum. Onların yanlış yolda gidiyor olmaları bizi doğru işler yapmakta alıkoyamadı.

AKM’NİN ÖNÜNDE ARAÇ TRAFİĞİ OLMAYACAK: Taksim Meydanı’nda inşallah araçları da görmeyeceğiz. Gümüşsuyu’ndan yerin altından Taşkışla’ya doğru devam edecek. AKM’nin önünden araç trafiğini görmeyeceksiniz. Yayalaştırılmış bir Taksim Meydanı’nı göreceksiniz. 2500 kişi içeride programları izleyecek ama bunun dışında da, dışarıda dev ekrandan halkımız meydanda çimlerin üzerinde, banklar üzerinden veya ayakta orayı izleme imkanı bulacak. Dünyada gelişmiş ülkeler meydanları ile anılır. Hepsinin kendilerine has meydanları vardır, bizim maalesef bu tür meydanlarımız hep yok oldu.

ANKARA’DA DA PROJELER OLACAK: Yeni bazı adımlar Ankaramızda da atacağız. Orada da yine bu tür meydanlarımıza kavuşacağız. Bunlar aynı zamanda örnek hale gelecektir. Bunu kısa zamanda gerçekleştireceğiz. Proje üretemeyenlerin milleti hedef alan tavırları ise içinde bulundukları çaresizliğin ifadesidir. Çalışsalar, terleseler, dirsek çürütseler bütün sorunlar çözülecek. Bunun yerine sen ben bizim oğlan mantığıyla hareket ederek ‘küçük olsun benim olsun’ kolaycılığına kaçtıkları sürece milletimiz onları yedek kulübesinde tutmayı sürdürecektir.

İLK PROJEYİ DE BABA TABANLIOĞLU YAPMIŞTI: Projenin ilk AKM’nin tasarımcısı olan Hayati Tabanlıoğlu’nun oğlu Murat Tabanlıoğlu tarafından yapılacak olması tarihten güç alınarak yüründüğünün ifadesidir. Burada tüm halkımızın, milletin gelip programları izlediği bir yer olacak.

KÜLTÜR SANATI TEKELLERİNDE GÖRÜYORLAR: Ülkemizde bir kesim eskiden beri belirli alanları kendi tekelinde görmekte, kimseyi buralara yaklaştırmamaya çalışmaktadır. Kültür sanat da bunun başında geliyor. Şu acı gerçeği tespit etmek durumundayız. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra üç tarzlı siyasetten muasırlaşma yolunda kati bir tercih ortaya konmuştur. Ancak sorun bu tercihin altının doldurulamamış olmasıdır. Türkiye taklit seviyesinin gerisinde bir kültür üretimine mahkum edilmiştir. Ağızlarını her açtıklarında batılılıktan, modernlikten, çağdaşlıktan söz edenlere soralım bakalım. Dünya çapında hangi eserleri ortaya koyabilmişler? Örneğin dünya çapında bir opera sanatçısı, bir aktör, bir gitarist yetiştirebilmişler mi? Nasıl bir uçak, telefon, işletim sistemi ortaya çıkartamamışsak, kültür ve sanat alanında aynı başarısızlığı ne yazık ki yaşadık. Bu bir ortam, iklim, zihniyet meseledir. İklim çorak olunca, bir taraf kavrulurken bir taraf yeşermiyor. Aslında hedef doğruydu, yöntemler yanlış olunca hedefe ulaşılamadı.

Yeni projeden iki kare…

EN BÜYÜK ÇAĞDAŞLAŞMA HAMLESİ: Sadece bu hedefe ulaşmak için daha farklı yöntemler kullanıyoruz. Geçtiğimiz 15 yılda Türkiye’yi üç kat büyütmüş olmamız, Cumhuriyet tarihinin en büyük çağdaşlaşma hamlesidir. Sayın Bakan da onu tespit ettiler. Burada tüm halkımızın milletin gelip bu programları izlediği bir yer olacak. Eğer mazruf vasatsa, zarf istediği kadar şatafatlı olsun oradan bir şey çıkmaz. İkisi birbirini tamamlayacak ki, dünya çapında isimler yetiştirebilelim, eserler ortaya koyabilelim. Türk milleti olarak bizim kültür sanat kaynaklarımız geniştir, zengindir. Doğuya doğru gidin, Kafkasya kültürü, Orta Asya kültürü, bunlar bizim kültürümüzdür. Balkan kültürü, doğu Avrupa kültürü bizim kültürümüzdür. Kırım kültürü bizim kültürümüzdür. Mezopotamya kültürü, ecdadımızın ayak izlerini sürebileceğiniz kültürlerin hepsi de aslında bizim kültürümüzdür. Anadolu zaten başlı başına bir kültür vahasıdır. Sorun, aslında bizim sahip olduğumuz bu kıymetli hazinenin farkında olmayışımızdır.

HAKİM KÜLTÜR: Geçtiğimiz yüzyıldan beri hakim kültür haline gelen batı medeniyetinin yol açtığı sorunlar sadece bize mahsus sorunlar değildir. Açıkçası bugün artık devasa bir tüketim canavarı gibi önüne gelen her şeyi yutan batı kültürü denen olgunun kesin bir tarifini yapmak mümkün görünmüyor. Amerikalı antropolog şöyle diyor: “Sabah uyanan bir Amerikalının altındaki karyola, yakın doğuda icat edilmiş, Kuzey Avrupa’da uğradığı değişikliklerle bu hale gelmiştir. Yorganın hammaddesi pamuksa Hindistan, ketense yakın doğu, ipekse Çin menşeilidir. Ayağına giydiği terlik kızıl derililerin icadıdır. Ayakkabısı eski mısır, kravatı Hırvat, cüzdanındaki bozuk para Anadolu, tabak Çin, çatal İtalya kaynaklıdır. Sofrasındaki yemeklerin her biri başka bir coğrafyaya aittir. Okuduğu gazete Almanya’da icat edilen yöntemle, Çin’de geliştirilmiş madde üzerine basılarak ortaya çıkmıştır. İşte bu kişi gazetesinde söz konusu coğrafyalarda karışıklıklarla ilgili haberleri okuduğunda yüzde yüz Amerikalı olduğu için şükredecektir.

BOĞAZ’A NAZIR LOKANTA: Biz teslimiyeti reddediyor, Türkiye’yi her alanda küresel düzeyde söz ve iddia sahibi ülke haline getirmenin mücadelesini veriyoruz. Ve Taksim meydanı inşallah çok daha farklı hale geliyor. Atatürk Kültür Merkezi, sadece 2 bin 500 kişilik salonda yapılan toplantılarla anılmayacak. Tüm içerideki etkinliklere imkan hazırlayacak, gerek tiyatro noktasında gerek diğer kitap teşhir alanlarıyla, bütün oralardaki ben tabi kafe demeyeceğim, oralardaki dinlenme noktalarında adeta kıraathaneleriyle çok daha farklı zenginliğe sahip olacak. En üst katındaki gerçekten hakikaten lokantası boğaza nazır, herhalde İstanbul’da benzeri olmayacak tabi tüm mesele oradaki takdim çok çok önemli. Türk mutfağının oradaki takdimi inşallah bir çekim alanını ayrıca oluşturacak. Sadece belli günlerde, akşamlarda değil her an hareket halinde olan bir mekan olarak tüm dünyaya hizmet verecek.Binanın en üst noktasında bence İstanbul’un en güzel lokantası olmalı.

DÜNYANIN EN BÜYÜK OPERALARI ARASINA GİRECEK: Atatürk Kültür Merkezi’nin yeni projesinin, binanın mimarı Hayati Tabanlıoğlu’nun oğlu Murat Tabanlıoğlu çizdi. Murat Tabanlıoğlu, “2019 yılında bu bina bu şekle girecek. İlk opera binası olarak yapılırken daha sonra kültür binası olması istenmişti. İçinde konser, tiyatro sahneleri vardı. Yeni yapılan bina, içindeki opera binası 2 bin 500 kişilik olacak, dünyanın en büyük operaları arasına girecek. Aynı zamanda 800 kişilik konser salonu, tiyatro salonu, oda tiyatrosu, kütüphaneler, kafeler ve restoranlar olacak. Bizim 365 gün kullanabileceğimiz bir bina olacak. Bir önemli şey daha var. Operalar genellikle zengin ailelerin gittiği bir yerdi. Ama artık operalar hepimizin gittiği, baleler hepimizin gittiği yer olmalı. Tüm cepheyi aynı zamanda içeride temsiller yapılırken burada çeşitli balelerin, operaların dışarıda gösterilmesi için büyük bir dev ekran haline getireceğiz. Bunun dünyada uygulamaları var ama bu en güzeli olacak. Bu kültür sokağımız AKM’nin içinden 365 gün insanların gezebileceği, kitap okuyabileceği, tiyatrolara gidebileceği bir bölge. Burası bence cıvıl cıvıl İstanbul’un yeni merkezi olacak.

AKM’NİN TARİHÇESİ

AKM’nin, 1946’da tiyatro binası olarak projelendirilerek inşaatına başlandı. Mimar August Perret tarafından Taksim Meydanı’nda, 1946’da tiyatro binası olarak projelendirilerek inşaatına başlanan merkez, 1969’da İstanbul Kültür Sarayı adıyla hizmete açıldı. 1970’te bir oyun sırasında çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale gelen bina, onarımların ardından 1977’de yeniden sanatseverlerle buluştu. Koruma kurulu kararıyla binanın bulunduğu alan 1993’te “kentsel sit alanı”, bina da 1999’da “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığının talebiyle Sakarya Üniversitesi’nin 2007 tarihinde hazırladığı binanın betonarme taşıyıcı sisteminin dayanımı hakkındaki raporda, binanın takviye edilmesi gerektiği belirtildi.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından imzalanan protokol çerçevesinde 2009’da tamirat ve tadilat işi ihalesi yapıldı. Yapılacak işler, kurul tarafından da onaylanmasına rağmen İstanbul 9. İdare Mahkemesi, aynı yıl içinde, dava konusu Koruma Kurulu Kararı’nın ve eki avan projenin iptaline karar verdi.

Bunun üzerine, merkezin mevcut hali ile korunması, sadece güçlendirme, tamirat ve tadilat yapılmasına ilişkin projeler hazırlandı. Bakanlıkça 2012’de, “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi Güçlendirme, Tadilat ve Tamirat İşleri” işinin ihalesi gerçekleştirildi.

Binada söküm işleri tamamlandıktan sonra, İTÜ İnşaat Fakültesince yapılan inceleme sonucu tahribatın beklenenin üzerinde olduğu raporu sonrasında, 23 Mayıs 2013 tarih ve 101321 sayılı Bakanlık Makamı oluru ile binanın tadilat işleminin durdurulmasına karar verildi.
(HABER MERKEZİ)