İhraç edilen kadınlar 'Hakikatin Gücü’nü anlatıyor

İhraçlara karşı eylemlerini sürdüren KESK’li kadınların mücadeleleri ve dayanışmaları belgesel oldu. KESK Haber-Sen 5 No’lu Şube Kadın Sekreteri Deniz Çankaya Salmanlı’nın yönetmenliğini yaptığı, Hakikatin Gücü: KESK’li Kadınlar Anlatıyor belgeseli 5 Ekim Perşembe günü seyirciyle buluşacak.

Aynur Tekin  atekin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Çekimlerine haziran ayında başlanan Hakikatin Gücü: KESK’li Kadınlar Anlatıyor belgeseli, KHK ile kamu görevinden çıkarılan kadınların mücadelesinin peşine düşüyor. Kolektif bir emeğin ürünü olan belgesel, aynı zamanda bir sözlü tarih projesi… Galası (ilk gösterimi), 5 Ekim Perşembe saat 19.00’da Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yapılacak olan belgeseli, yönetmen Deniz Çankaya Salmanlı ile konuştuk. İhraçların bir rakamdan ibaret olmadığını ifade eden Salmanlı, KHK’ların insan hayatını bir gecede değiştirdiğine dikkat çekiyor.

Öncelikle belgeselin hikayesiyle başlamak isterim. Hakikatin Gücü belgeselini çekmeye nasıl karar verdiniz, çıkış noktası neydi?

Belgesel fikri, İstanbul KESK Kadın Meclisi’nin mayıs ayında yaptığı KHK ile işlerinden ihraç edilmiş KESK’li kadınlarla dayanışma kahvaltısında doğdu. Kadınlar, orada gözümüzün içine baka baka anlattıklarını kamera önünde, tarihe anlatmalılardı. KHK ile işlerinden olanlar, tüm hayatları bir gecede değişenler bir rakam değil insandı. İstanbul’da Bakırköy, Kadıköy, Kartal’da alanlarda söylediklerini duyurmak sendikamızın sorumluluğuydu.

Peki, KESK’li kadınlar belgesel fikrini nasıl karşıladı, ne gibi geri bildirimler aldınız?

Elbette olumlu geri dönüşler oldu. Kadın olduğumuz için hızlı organize olduk. Pek çok kadın emekçi katılmak istedi; fakat yalnızca çekim ekibinin uygun olduğu tarihte gelebilenler belgeselimize katılabildi.

‘PARANIN 1 KURUŞU GEÇMEDİ’

Çekimlere ne zaman başladınız? Yanılmıyorsam belgesel 3 ay gibi bir zamanda tamamlandı. Biraz bu süreçten bahsedebilir misiniz?

Haziran’da röportaj çekimlerini yaptık. Alan çekimleri son zamana kadar belirli aralıklarla yapıldı. Bu belgesel kolektif bir üretimdir. Paranın 1 kuruşu geçmemiş, emek ortaklığı ile ortaya çıkmıştır. Yarı profesyonel kameralar ile televizyon ve sinema emekçisi dostların yardımı bizim belgeseli kıymetli kılan unsurlardan biri.

 

‘HAKLILIKLARI BANA DA YOL GÖSTERİYOR’

Hukuksuzlukla mücadele eden kadın öğretmenlerin sesini duyurmak başlı başına bir kadın dayanışması diye düşünüyorum. Bu durum, belgesele ve sizin gündelik hayatınıza nasıl yansıyor?

Belgeselimizde sadece öğretmenler yok, büro emekçisi ve sağlık emekçisi kadınlar da var. 7 Şubat KHK’sı ile öğretmenler de alana indi. İvme kazanan direniş nedeniyle, belgeselimiz öğretmen ağırlıklı oldu. Uzun süredir KESK’li kadınlar benim beynimde ve yüreğimdeler. Söyledikleri sözleri, maruz kaldıkları hukuksuz uygulamaları her ortamda dile getiriyorum. Direnişleri, haklılıkları bana da yol gösteriyor. Bilgisayarım ve içindeki belgesel, günlük yaşantımın önemli bir parçası.

Bir önceki soruma ek olarak KESK’li kadın öğretmenlerle geçirdiğiniz süre boyunca ne gibi dayanışma anlarına tanık oldunuz? İhraçlardan sonra gündelik hayat, nasıl bir dayanışma etrafında örülüyor?

Direniş ve dayanışma hep yan yana… Bu süreçte ameliyat olan arkadaşlarımızdan birinin yanında yine alandan kadınlar vardı. Kadınlar, evlenen arkadaşımızın da yanındaydı. Alana su getiren üniversite öğrencileri, karnelerini alıp alana öğretmenlerinin yanına gelen öğrenciler, müzikleri ile alana ses veren sokak sanatçıları, imza veren halk, dayanışma konseri… İhraç dostlarımızın en çok istedikleri şey, onların yanlarında bulunmak ve seslerini, haklılıklarını, taleplerini duyurmak…

Ayrıca bir anekdot paylaşmak isterim; Bakırköy’de alanda çekim yaparken, telaşla bir genç geldi “Aranızda doktor var mı? Baygınlık geçiren biri var” dedi. Eski hemşire ve felsefe öğretmeni Nuray Şimşek ve diğer emekçiler yardıma koştular. Halk, yardım istemek için ilk önce alana yönelmişti. Bu da ihraç edilseler de, hâlâ halkın emekçileri olduğunun bir göstergesi.

KHK ile işten çıkarılan kadınlar, ekonomik özgürlüklerini kaybettikleri için ataerkil ilişkilere dönmek zorunda kalabiliyorlar. Belgesel bununla ilgili neler söylüyor? Sizin kişisel olarak bununla ilgili bir tanıklığınız var mı?

KHK ile işten çıkarılmak kadın, erkek herkes için önemli etkileri olan bir durum. Kadınlar, toplumsal cinsiyet rollerin ağırlığı ile eve kapanmış, kimisi evini kapatıp ailelerinin, arkadaşlarının yanına taşınmış ve beraberinde mahalle baskısı görmeye başlamışlar. Belgeselimizde bu duruma da bir direniş söz konusu… Ayrıca bu süreçte hamile olup, eşi ile birlikte ihraç edilen ve erken doğum yapan bir öğretmen arkadaşımız var. Alana bebeği ile gelip direniyor. Alanın Bahar bebeği, KHK bebek.

‘İŞLERİNE DÖNMEMELERİ İÇİN HİÇBİR NEDEN YOK’

Belgeselin afişini kim tasarladı? Afiş, doğrudan mesajını iletiyor ve yılgınlığa yer vermiyor. Ayrıca, fragmandan da anladığım kadarıyla yaptığınız görüşmelerde de “geri döneceğiz” vurgusu hakim. Bununla ilgili ne söylersiniz?

Afişimiz de kolektifin bir parçası… Kolektif olduğu için isim vermiyoruz. OHAL koşullarında, Meclis onayı olmaksızın çıkarılan 23 KHK var. 5 KHK Meclis onayı ile yayınlandı. Sadece yarım paragraf bir yazı ve ekte isim listesi ile Resmi Gazete’de yayımlandı ve bu tebliğ sayıldı. En başta temel hukuk doktrini olan ‘masumiyet karinesi’; suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceği ilkesi ihlal edilmekte. Sendikal eylemlerin suç olmadığını hepimiz ve hukuk da biliyor. Vicdani ve hukuksal açıdan biliyoruz ki işlerine geri dönmemeleri için hiçbir neden yok ve mutlaka dönecekler.

İlk gösterim 5 Ekim’de Şişli Kültür Merkezi’nde yapılacak. Sonrasında yola nasıl devam edilecek? Belgesel, uluslararası platformlarda da yer alacak mı?

KESK İstanbul Kadın Meclisi ve KESK Haber-Sen olarak sunduğumuz bu belgesel, her platformda gösterilecektir. Amaç bu haklı sesleri duyurmak olduğu için; belgesel ulusal, uluslararası platformlarda ve sosyal medyada yaygınlaştırılacaktır.