Cinsel istismara karşı farkındalık için 'Benim Hula-Hop’um Var'

Nar Kadın Dayanışması tarafından hazırlanan "Benim Hula-Hop’um Var" kitabı, cinsel istismarla mücadele için çocuklarda ve yetişkinlerde farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Psikolog Cemre Erten tarafından hazırlanan kitap, çocuklara hem keyifli bir hikâye anlatıyor hem de sınırlar ve beden güvenliği üzerine bilgi veriyor.
Nar Kadın Dayanışması tarafından düzenlenen cinsel istismarla mücadele için farkındalık atölyeleri, çocuklara sınırlar ve beden güvenliği hakkında bilgi veriyor.

Aynur Tekin  atekin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Cinsel istismarla mücadele etmek için çocuklarla farkındalık atölyeleri düzenleyen Nar Kadın Dayanışması, bu alandaki deneyimini kitaplaştırdı. Psikolog Cemre Erten’in kaleminden çıkan Benim Hula-Hop’um Var, çocukları cinsel istismardan korumayı hedefleyen bir kaynak niteliğinde. Cinsiyetsiz çizimler kullanarak tüm çocukların risk altında olabileceğine dikkat çeken kitabı, Nar Kadın Dayanışması’ndan Başak Grammeşin ile konuştuk.

Öncelikle “Çocukluğa Adanmış Kitaplar” serisinin hikâyesiyle başlamak isteriz. Bu seri ne zaman ve nasıl bir ihtiyaç sonucu doğdu?

İçinde yaşadığımız dünya güzel bir yer olsun istiyorsak güzel çocukluk hikâyelerine ihtiyacımız var. Oysa yaşıyoruz ve biliyoruz ki çocukluk hikâyelerimiz bu topraklarda bir süredir şiddet, istismar, tecavüz ve ölümle yazılıyor. Çocuklar her türden şiddetin hedefinde duruyor. Onları bu kötülükten sakınmak bizim birinci vazifemiz olmalı. Yeniden kurulacak bir dünya için bizim en çok çocuklara; çocukların da umutlu, eşit, özgür, sağlıklı bir çevrede yaşamaya ihtiyacı var. Bu amaçla ve bu ihtiyaçla çocuklar için öyküler yazmaya niyet ettik ve bir seri yaratma projesi böyle hayat buldu.

‘ÇOCUKLARLA İLGİLİ YAPILACAK HER ÇALIŞMANIN BİRÇOK SÜZGEÇTEN GEÇMESİ GEREK’

Çocuk kitapları hazırlamak yetişkin kitapları hazırlamaktan daha zor olmalı diye düşünüyorum. Kitapla beraber ortaya çıkabilecek etkileri iyi düşünmek ve bir süzgeçten geçirmek gerekiyor. Sizin seriniz özelinde nasıl bir çalışma var? Kitaplar nasıl bir süreç sonucu yayına hazır hale geliyor?

Çocuklarla ilgili yapılacak her çalışmanın birçok süzgeçten geçmesi gerekiyor. Biz de kocaman bir ekip olarak bunu sağlıyoruz. Aramızda eğitimci, psikolog, hekim, ressam, avukat ve sahada çocuklarla çalışan arkadaşlarımız bulunuyor. Herkes kendi alanı açısından çocuklara ulaşacak materyalleri gözden geçiriyor ve böylelikle en azından hiçbir şekilde zarar vermeyeceğimize emin oluyoruz.

Güncel işlerinizden Benim Hula-Hop’um Var, ilhamını cinsel istismarla mücadelede farkındalık yaratmak için düzenlediğiniz atölyelerden alıyor. Bu atölyelerin kitaba nasıl bir katkısı oldu? 

çocuk-içÇocukların istismardan korunması için birçok çalışma yapılıyor. Bu çalışmalar sırasında basılı bir materyalin çocukların bilgi almasını kolaylaştıracağı fark edildi. Bunun yanında atölyelerde standart bir söylem ortaya çıkması doğru bir süreç yürütülmesini ve kişilerin hatalarından arınmasını sağlayabilecekti. Atölyeler, “Çocuklara destek vermek istiyorum” diyen herkes için bir paylaşım noktası oldu ve kitap çalışmasına evrildi. Yapılan uygulamalar, yazılı ve basılı materyale dönüştürüldü ve yaygınlaştırılması hedeflendi.

Kitabın yazım süreci nasıl gelişti, ne kadar sürdü?

Yazım süreci alanda çocuklarla yapılan çalışmalardaki söylemlerden yola çıktı. İstismar vakalarının artış gösterdiği ve göz önünde olduğu bir süreç var. Küçük gruplarla yapılan farkındalık çalışmalarını “Daha fazla çocuğa nasıl ulaştırırız” diyerek yazılı hale getirmeye başladık. Metnin yazarı Cemre Erten, ruh sağlığı profesyoneli olduğu için deneyimlerini çocuklara keyifli gelecek bir formatta sunmaya çalıştı. Yaklaşık üç ay içerisinde metnin son haline ulaştık.

Bu süreçte, “Kitapta özellikle şuna da yer vermeliyiz,” dediğiniz bir şey oldu mu?

Anne babalar ve hatta eğitimciler, bazen çocukları korumak adına “Kimsenin sana dokunmasına izin verme” gibi söylemlerde bulunabiliyorlar. Çocuklar, yetişkinlerin ne demek istediklerini değil ne dediklerini algıladıkları için bu durumdan sosyal ve duygusal olarak olumsuz etkilenebiliyorlar. Örneğin oyun oynarken arkadaşı dokunduğunda hemen uzaklaşıp şikayet edebiliyor. Bu nedenle her dokunma ve yaklaşmanın zararlı olmadığını “Kötü hissediyorsan kötü bir şey oluyordur” diyerek aktarılmaya çalışıldı. Bunun dışında bütün çocukların aynı risk altında olduğunun vurgulanması için çizimlerde cinsiyetsiz bir görüntüye ulaşılmaya çalışıldı.

YETİŞKİNLERİN ‘NASIL ANLATACAĞIZ’ ENDİŞESİNİ GİDERİYOR’

Peki, çocukların kendini koruması için ne gibi önlemler alınabilir? Kitap çocukların kendini koruması için neler öneriyor?

Çocukları korumak öncelikle yetişkinlerin görevi. Çünkü merak ve ilgi ihtiyacı çocukları istismara açık hale getiriyor. Yetişkinlerin çocuklar için güvenli ortamlar oluşturmaları ve bazı temel bilgilere sahip olmaları önemli. İstismarın daha çok yakın çevre ve akrabalardan geldiğini kabullenmemek maalesef bunun önlenmesini zorlaştırıyor. Ayrıca çocuklarla sınırlar ve beden güvenliği hakkında konuşmaktan kaçınmak korumayı zorlaştırıyor. Bu kitapta anne babaların “nasıl anlatacağız” çekincelerinden kurtularak çocuklara önleyici bilgi aktarabilmeleri hedeflendi. Çocukların ne zaman yardım istemeleri gerektiği ve nasıl-nereden yardım isteyebilecekleri üzerinde özellikle duruldu.

Kitapla ilgili ne gibi geri bildirimler alıyorsunuz?  

Özellikle eğitimcilerin anne-babalar ve çocuklarla çalışırken somut bir kaynak olmasının, istismarın önlenmesi konusunda çalışma yapmak için teşvik edici olduğunu duyuyoruz. Gruplarla yapılan çalışmalardaysa, çocukların keyifli bir hikaye gibi algıladığını ancak gereken mesajları da aldığını fark ediyoruz. Anne babalar ise öncelikle kendilerinin bilgi edindiğini ve rahatladıklarını belirtiyorlar.