Eskişehir’in genç festivali 19 yaşında!

Eskişehir Film Festivali'ni takip ettiğim üç günde salonlar dolup taştı. Yeşim Ustaoğlu’nun ‘Tereddüt’ü, Mustafa Kara’nın ‘Kalandar Soğuğu’, Seıfollah Samadıan’ın 'Abbas Kiarostami ile 76 Dakika 15 Saniye’si, Ceylan Özgün Özçelik’in ‘Kaygı’sı üç gün içinde izlediğim yarışma filmleriydi... Her bir filmi uzun uzun anlatmak gerekecek ama... Çünkü kendi kulvarında oldukça başarılı filmlerdi...

Gülşen İşeri  giseri@gazeteduvar.com.tr

Türkiye’de pek çok kentte festivaller devam ediyor. Bu festivaller bazen ‘sansür’le gündeme geliyor bazen de iptaller ve ertelenmelerle… Zira her şeye rağmen festivaller ayakta kalmak için direnmeye devam ediyor. Direnen festivaller arasında 19 yıldır düzenlenen Eskişehir Uluslararası Film Festivali de var. 5 Mayıs’ta kapılarını sinemaseverlere açan festivali takip etmek için Eskişehir’deydim. Her yıl büyük bir emekle yapılan, öğrencilerin ve hocaların destekleri ve çabalarıyla ayakta kalan, üniversitesi içerisinde düzenlenen, bana göre, tek festival…

13 Mayıs’a kadar sürecek olan festivalin ilk üç gününe katılma şansım oldu. Açılış töreni o bildik şaşaadan uzak, oldukça mütevaziydi. Kusuru yok denecek kadar azdı. Gereksiz hiçbir konuşma yapılmadı, gerçekten festivale emek vermiş kurum ve kuruluşlar dışında kürsüye kimse çıkıp ‘ahkam’ kesmedi!

f7BU ÖDÜL ONURLU HALKIMA

Açılış ilk olarak 2016 yılında hayatını kaybeden yerli ve yabancı oyuncuların bir bir ekrana yansımasıyla başladı. Ardından da her yıl olduğu gibi Onur Ödülleri vardı… Ödüller Türkiye sinemasının unutulmaz isimlerinden İzzet Günay ve Lale Belkıs’a verildi. Her ikisi de sahnede duygulu anlar yaşadı. Lale Belkıs ödülünü alırken “15 yaşından bu yana çalışıyorum, çok güzel işler yaptım, siz olmasaydınız ben de olmazdım. O yüzden de bu onur ödülünü sizlere, onurlu halkıma alıyorum, bu ödül sizin” dedi…

“Sinemaya Emek Ödülleri” ise Tomris Giritlioğlu ve Zeki Baksı’ya verildi. Tomris Giritlioğlu ödülünü alırken, ses titreyerek şunları söyledi: Beni sinemaya yönlendiren Yılmaz Güney’in ‘Umut’ filmi olmuştu. O günden bu yana özgür, demokrat ve güzel hikayelerle seyirciyle buluşmak en büyük amacım!

“Yılın Performansı Ödülleri” Reha Erdem’in ‘Koca Dünya’ filmiyle Ecem Uzun ve Kalandar Soğuğu filmiyle de Haydar Şişman, “Sinema Kültürüne Katkı Ödülü” ise Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği’ne verildi.

Etkinlikte 4 belgesel, 41 uzun ve 55 kısa metrajlı film gösterime sunulurken açılış filmi Paul Negoescu’n yönettiği İki Şanslı Bilet idi.

‘YAPMAK İSTEDİĞİM FİLMİ YAPTIM’

Takip ettiğim bu üç gün içinde salonlar dolup taştı. Yeşim Ustaoğlu’nun ‘Tereddüt’ü, Mustafa Kara’nın ‘Kalandar Soğuğu’, Seıfollah Samadıan’ın ‘Abbas Kiarostami ile 76 Dakika 15 Saniye’si, Ceylan Özgün Özçelik’in ‘Kaygı’sı üç gün içinde izlediğim yarışma filmleriydi… Her bir filmi uzun uzun anlatmak gerekecek ama… Çünkü kendi kulvarında oldukça başarılı filmlerdi…

Ancak Kaygı’ya dair bir kaç kelam etmek isterim. Belki de toplumsal bir yara olduğu için değinmek de fayda var. Ceylan ‘Kaygı’ için çok uzun yıllar uğraştı, çabaladı, didindi… Film sonrası söyleşisinde de kendinden oldukça emin bir laf etti: Yapmak istediğim filmi yaptım! Ceylan’nın derdi seyirciyi rahatsız etmekti, etti! İlk filmi olmasına rağmen oldukça cesurdu. Film, resmi ideolojinin unutturduklarına bir göndermeydi adeta. Ama asıl önemli olan o unutturduğu ve seyirci bıraktığı Sivas katliamı! Biz tüm bu meseleyi Hasret’in (Algı Eke) üzerinden izliyoruz.

Oturduğumuz koltukta, karanlık salon içinde elimizi ayağımızı nereye koyacağımızı bilmiyoruz film boyunca… Ve genzimizi yakan o yanık kokusunu hissederken Madımak’a 7 saat seyirci kalmanın utancını yaşarken; medyadaki çarpık ilişkiler, açık şantiyeye dönen Türkiye’nin hali, kentsel dönüşüme direkt vurgu yapmasa da ‘yenilenen’ kentin ağırlığını hissettiriyor. Sadece binaların yıkılmadığını, anıların, acıların da yükselen şantiyelerin altına gömüldüğünü ..

‘SINIRSIZLIK’ İÇİNDE 20 ÜLKEDEN FİLM

Filme dair söyleyecek çok şey var kuşkusuz ama Seıfollah Samadıan’ın ‘Abbas Kiarostami ile 76 Dakika 15 Saniye’ye dair de bir iki cümle söylemek gerek… 30 yılı aşkındır Samadıan’Kiarostami’yle birlikte çalışmış. Filmi de belgesel tadında Kiarostami’nin günlük hayatına odaklanıyor… Pek çok filmine hayran kaldığımız Kiarostami’yi bu kez kameranın önünde görüyoruz ve yıllar evvel çektiği ‘Zeytin Ağaçlarının Altında’ filminin sahnesine gidiyor Tahire’yi anımsıyoruz…

Kıvanç Sezer’in ‘Babamın Kanatları’, Kazım Öz’ün Zer’i, Reha Erdem’in ‘Koca Dünya’sı, Barış Kaya ve Soner Caner’in ‘Rauf’u, Derviş Zaim’in ‘Rüya’sı… Bu yıl temanın ”Sınırsızlık” olarak belirlendiği festivalde 20 ülkeden filmler var. Uzun metraj filmlerin biletleri öğrenci 4, tam ise 6 liradan satılıyor.Kısa metrajlı filmler ücretsiz izleniyor. Geçen yıl ilk kez izleyiciyle buluşan ‘Engelli Farkındalık’ bölümü bu yıl da festivalde yer alırken ‘Mor Perde’ de unutulmuyor…

Eskişehir’in genç festivali öğrencilerin gönüllü olarak çalışması başka bir motivasyon aracıydı… En azından Eskişehir ve 19 bana Gezi olaylarında dövülürek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ı hatırlattı. Üç gün boyunca önünden geçtiğim, heykelini gördüğümde bu genç festivalin kapanışında belki bir yönetmen çıkar da ödülünü Ali İsmail’e ithaf eder, kim bilir…