OHAL'in ihracı varsa, sokağın festivali var!

Barış Bildirisi'ne imza attıkları gerekçesiyle ihraç edilen akademisyenlere destek amacıyla Kadıköy Sokak Akademisi Festivali düzenlendi. Festivalde, ihraç edilen akademisyenler atölye dersleri yaparken, akademisyenlere destek amacıyla ünlü tiyatrocular da konser verdi.
Melike Tekin ve Ataberk Öge.

Adem Erkoçak  aerkocak@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Barış bildirisine imza attıkları gerekçesiyle ihraç edilen akademisyenlere destek için birçok eylem yapıldı. Türkiye’nin en eski konservatuvarlarından biri olan DTCF Tiyatro Bölümü’nden de aynı gerekçeyle ihraçlar yapılmış ve bu ihraçların ardından tiyatro bölümü yetersiz hoca sayısı nedeniyle fiilen kapanmıştı.

Yaşanan bu durum için 13 Şubat’ta Türkiye’deki bütün konservatuvar öğrencileri ortak eylem kararı aldı. İstanbul’da yapılan eylem sonrası insanlar “ne yapabiliriz” diye tartışmaya başladıklarında yaklaşık 100 kişilerdi. Fakat taşın altına eli sokmak gerektiğinde bu iş iki kişiye kaldı: Melike Tekin ve Ataberk Öge.

Melike, Yeditepe Üniversitesi, Ataberk ise Okan Üniversitesi tiyatro bölümlerinde öğrenciler. “Bunu konuşmak bir öğrenci için zor ama hocalarımızın maddi gelirleri yok. Ve her şeyleri ellerinden alındı. Aslında bizi doğrudan etkileyen bir ihraç yaşamadık. Ama bu durumu yaşayan insanların neler hissettiğini anlamaya çalıştık” diyorlar. Bu anlama çabasıyla hocalarına destek olmak için Kadıköy’de bir festival düzenlediler: Sokak Akademisi Festivali.

YOZGAT’TAKİ AKADEMİSYENİ DÜŞÜNMEK

Festival, geçen 9 Nisan Pazar günü yapılan konserle başladı. Ünlü tiyatro sanatçıları “Sanatçılar akademisyenler için söylüyor” başlığıyla bir konser düzenlediler. Buradan elde edilecek gelir, festival sürecince yapılacak dersleri veren akademisyenlere verilecekti. “Ancak hocalarımız bunu sadece kendileri için kabul edemeyeceklerini söylediler. Yozgat gibi, Giresun gibi yerlerde akademisyenlik yapan ve ihraç edilen, ulaşma şansımızın zor olduğu insanları da düşünerek tüm akademisyenler için toplanan ortak havuza aktardılar bu miktarı,” diye anlattı yaşananları Melike ve Ataberk.

Konsere katılan sanatçılar: Alican Yücesoy, Barış Atay, Burçak Çöllü, Den,z Celiloğlu, Engin Alkan, Erol Ozan Ayhan, Funda Eryiğit, Pınar Yıldırım, Yiğit Sertdemir, Aslı Altaylar

Konsere katılan sanatçılar: Alican Yücesoy, Barış Atay, Burçak Çöllü, Den,z Celiloğlu, Engin Alkan, Erol Ozan Ayhan, Funda Eryiğit, Pınar Yıldırım, Yiğit Sertdemir, Aslı Altaylar

TEZ VAR, HOCA YOK

Festivalde ders vermek üzere DTCF’den de üç akademisyen geldi: Elif Çongur, Beliz Güçbilmez ve Tülin Özgündoğdu Sağlam. “Düzenlediğimiz atölyelerden 473 öğrenci yararlandı,” diyen Ataberk ve Melike “Atölyelere yoğun katılım oldu. Doldurabilir miyiz acaba, derken beklediğimizin üstünde katılım oldu. Sadece tiyatro öğrencileri gelmiyor. Kendi içine kapanmış gibi olmadığı için mutluyuz” diye devam ediyor. Derslere gelen hocalardan birinin yaşadığı ilginç durumu da anlatıyorlar: “Hocalarımızdan birini yüksek lisans öğrencisiyle oturup ders işlerken gördük. İhraç edilmiş ama öğrencisi var. Yerine bir hoca getirmemişler. Ama öğrencisi tezini yazmak zorunda. Ve bunun için kafede oturup ders yapmak zorunda kaldılar.”

‘HOCALARIMIZI GERİ İSTEDİĞİMİZ İÇİN…’

Melike yaptıkları festival için “Tamamen duygusal ilerleyen bir süreç oldu. Mahcup hissettiğimiz için bunu yapmak zorunda hissettik. Hocalarımız birden bire okullarından, öğrencilerinden oldular. Bu çok zor bir durum. Meslektaşlarına destek amaçlı derslere katılan, bize ağlayarak teşekkür eden hocalar da oldu” diye anlatıyor. Ataberk ise “Aslında tüm hocalar için maddi ve en önemlisi manevi bir destek sağladık. Onların yanında olduğumuzu söylemekten daha güzel bir şey yok. Türkiye’nin her yerinde bu insanların öğrencileri olduğunu, okulun dört duvar değil, her yer olduğunu göstermek istedik. Sadece barış için imza attıkları için böyle oldular, biz de hocalarımızı geri istediğimiz için bunu yaptık” diyor.

AVRUPA MEDYASININ KONUYA İLGİSİ

Avrupa ülkelerinin bu ihraçlara çok önem verdiğini söyleyen Ataberk “Yurt dışı için ihraçlar çok önemli. Bir ülkenin 1000 tane akademisyenin ihracı olağan dışı bir şey onlar için” diyor. Melike ise festival için yurt dışından gelen medya organlarından bahsediyor: “İsviçre ulusal radyosundan ulaştılar ve cuma günü derse katılmak istediklerini ilettiler. İhraçlar konusunda bir belgesel hazırlayan Avusturya devlet televizyonu da yine burada çekimler yaptı. Fransız basınından da gelecekler. Uluslararası bir haber ajansı da bizimle temas kurdu. Ama yurt içinde kimse bize ilgi göstermedi.”

BELGESELİ YAPILIYOR

Yurt dışından gösterilen bu ilgi nedeniyle Melike ve Ataberk bu konuda bir belgesel hazırlamak istediklerini, hatta bunun için çekimlere başladıklarını da anlattılar. “Festival boyunca dersleri ve konseri kaydettik. Katılan her hocamızla söyleşi yaptık. Bunu küçük bir video olarak yayınlayacağız. Ama sonrasında uluslararası festivallerde göstermek amacıyla daha büyük bir belgesel hazırlayacağız. Hocalarımızın evlerine gidip, süreç sonrası gündelik yaşamlarını gözleyeceğiz” diye anlattıkları çalışma sonunda yurt dışında kamuoyu yaratmayı amaçlıyorlar.

“Umarım bu festivalin bir ikincisine gerek kalmaz” diyorlar, “Ortada bir haksızlık var. Türkiye’nin en iyi akademisyenleri ihraç edildi. Profesörler görevden alındı, yerlerine asistanlar geldi. Mevkisinde ve derslerinde en iyi hocalar alındı. Buna tepki gösterdik.” Melike ve Ataberk’in tepkileri boşuna değil; daha şimdiden binden fazla insanın hayatını etkilediler. Hem de hiçbir kurumdan, siyasi partiden destek ya da ödenek almadan.

‘TİYATRO GÖRMEYEN ÇOCUKLAR…’

Ataberk ve Melike yaptıklarıyla zor günler geçiren hocalarını fazlasıyla etkilediler. Konuştuğumuz sürede Melike’nin söylediği bir şey beni de etkiledi. Yazıyı bu cümlelerle bitsin: “Bir şeyi değiştirmek istiyorsak çocuklardan başlamak gerektiğini düşünüyorum. Tiyatroyu seçerken çok fazla çocuğa dokunabilmeyi hayal ettim. Büyük hayallerim yok sonrası için. Kırsal alanlara gitmek, tiyatro görmeyen çocuklarla haşır neşir olmak istiyorum. Onlarla küçük gösteriler yapmak. Bir çocuğa tek öğretmemiz gereken şey, sevginin ne olduğunu anlatmak…”