Nuri Bilge Ceylan taşraya mı dönüyor?

Nuri Bilge Ceylan'ın bu yıl gösterime girmesi beklenen son filmi "Ahlat Ağacı"nın çekimleri tamamlandı. Altın Palmiyeli Ceylan'ın son filmi "Ahlat Ağacı", yönetmene uluslararası başarıların kapısını aralayan ‘mekân’a yeniden dönüşünü yansıtıyor.

Serkan Alan

Nuri Bilge Ceylan 2014 yılında tamamlanan “Kış Uykusu” filmiyle Cannes Film Festivali’nin en büyük ödülü olan Altın Palmiye’yi kazanmıştı. Ardından yeni filmi üzerine çalışmalarını sürdüren Ceylan ”sevelim veya sevmeyelim, bazı özelliklerimizi babalarımızdan alırız. Zayıflıklarımızı, alışkanlıklarımızı ve daha pek çok şeyi. Filmde babalar ve oğulların aynı kaderi paylaşmasıyla oluşan kısır döngüyü bir dizi acı tecrübe aracılığıyla anlatacağız” yorumuyla yeni filmi “Ahlat Ağacı”nı anlatmıştı.

erme1

ULUSLARARASI KAPININ AÇILDIĞI YER: TAŞRA

Ceylan’ın uluslararası başarılarının ilk örneği filmler doğduğu ve büyüdüğü Çanakkale Yenice’de çekilmiş, minimalist hikayeler burada gerçekliği temsil etmişti. 1995 yılında “Cannes Film Festivali Uluslararası Kısa Film Yarışması”nda boy gösteren Koza filmi, 1997 yılında Berlin Film Festivali’nde “Caligari Ödülü”alan “Kasaba” ve Buenos Aires Uluslararası Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü alan “Mayıs Sıkıntısı” filmleri Ceylan’ın doğduğu ve büyüdüğü Çanakkale’nin Yenice ilçesinden dünya sinemalarına açılmıştı.

Aile fertlerine filmlerinde yer veren Ceylan Taşra Üçlemesi olarak adlandırılan serinin “Kasaba” ve “Mayıs Sıkıntısı”nın ardından üçlemenin sonuncusu olarak kabul edilen “Uzak” ile İstanbul’u mekan olarak kullandı. Uluslararası alanda oldukça ses getiren Uzak, birçok yarışmadan ödülün yanı sıra 2003’teki 56.Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü aldı. Aynı festivalde filmin iki oyuncusu Muzaffer Özdemir ve Mehmet Emin Toprak, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü paylaştı. Taşranın sıkıntısını muazzam karelerle seyirciye sunan Ceylan Uzak’ın ardından taşradan bir bakıma uzaklaşarak, ona Cannes’da FİPRESCİ getiren “İklimler”’i çekti.

TAŞRAYA BİRAZ MESAFE

Nuri Bilge Ceylan uluslararası saygınlığını daha sonra çektiği filmlerle başka bir boyuta taşıdığı yorumlarını aldı. Baştan itibaren korduğu sinema dilinde farklılaşan önemli noktalar gelişim aşamasında mekanlar olarak dikkat çekti. İklimler filminin çekimleri Kaş, Beyoğlu ve Ağrı’da tamamlandı. 2008 yılında Cannes Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü aldığı filmi “Üç Maymun” İstanbul’un Yedikule semtinde, bozkırın ortasında geçen ve erkeklik krizlerini en iyi şekilde yansıttığı savunulan “Bir Zamanlar Anadolu’da”i ise Kırıkkale’de çekilmişti. 2014 yılında Cannes Film festivalinin en büyük ödülü olan Altın Palmiye’yi kazanan “Kış Uykusu” filmi ise mekan olarak Kapadokya’nın eşsiz manzaraları eşliğinde karşımıza çıkmıştı.

Ceylan doğduğu topraklardan yola çıkarak dünyanın önemli yarışma ve ülkelerinde kendi sinema dilini oluşturmayı başarmış özgün yönetmenler arasında yerini aldı. Bu aşamada Taşra’nın himayesinden sıyrılıp kentin kaotik izlerinin peşine de düştü. Bir bakıma taşranın insan manzaraları filmlerinden eksik olmadı. Mekansal sınırlamanın dönüp dolaşıp bir noktada taşradan hislere tekabül ettiği sekanslara yer verdi. Anadolunun farklı noktalarına dokunan kadrajı son filmi Ahlat Ağacı ile yeniden doğduğu ve büyüdüğü Yenice’de kayda geçti.

ALTIN PALMİYE ARDINDAN TAŞRAYA

Ceylan’ın 2017 yılında vizyona girmesi beklenen filmi Ahlat Ağacı Yenice, Torhasan köyü, Asmalı köyü ve Çanakkale merkezde yaklaşık 3.5 ay süren çekimlerle tamamlandı. Kadrosunda Hazar Ergüçlü ve Murat Cemcir’in yer aldığı film yönetmenin taşraya yeniden dönüşü olarak düşünülebilir mi? Büyük aşamalar katederek özgün sinema dilini oluşturan yönetmenin son filmi için doğduğu toprakları mekan için tercih etmesi akıllarda ustalık dönemine doğru yaklaşan yönetmenin geçmişe bir atfı olarak konumlanıyor. Önceki dönemle ortaklık mekanın aynı olması fakat oyuncu seçimleri, gelişen ve genişleyen set koşulları ile ilk filmlerinin ortaya çıktığı mekan farklılaşıyor.

Ceylan’ın mekan tercihinde önemli nokta şudur: Yönetmenin filmlerinde mekân, gerçekliğin sade ifadesi kadar çok katmanlı ve derinlerde bir şeylerin olduğu hissedilen anlatımın derin mesajlarını da taşır. Mekanın anlatım içerisinde anlatılanın ötesinde ayrı bir anlam bağlamı kurduğu söylenebilir. Karakterlerin psikolojik tepkilerinin mekanla uyumlu olduğu sekanslarla karşılaşırız. Ceylan’ın bu çabalarının yeni filminde ne ölçüde karşılanacağını kısa süre sonra göreceğiz. Fakat şu açık ki yeni film mekansal olarak Ceylan’ı ilk filmleriyle aynı bölgede keşfedenleri o dönemlere götürmeye yetecektir. Sinema dili yıllar geçtikçe artan yönetmenin son filmi aynı mekanda farklı duyguları gün yüzüne çıkaracağa benziyor.