'Yeni' Emek Sineması ve Grand Pera'da bir gün

Yıkılan Emek Sineması'nın 'yeni' halini, 130 yıllık Cercle d'Orient binasını ve Madame Tussaud'yu içeren Grand Pera'nın açılmasına günler kaldı. Peki, tartışmalı mahkeme kararlarıyla hayata geçirilen proje kendisine nasıl bir meşruiyet zemini kurguluyor?

Beril Köseoğlu  bkoseoglu@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Türkiye tarihinin belki de en tartışmalı ‘dönüşüm’ projelerinden Grand Pera’da sona gelindi. Tarihi Emek Sineması’nın yerine AVM dikilmesi için yıkılıp süslemelerinin beşinci kattaki salona taşınmasını, Beyoğlu’nun en özellikli binalarından Cercle d’Orient’ın restorasyonunu ve dünya çapında çektiği ilgi yadsınamayacak olan Madame Tussaud’nun İstanbul şubesini içeren Grand Pera, Kasım 2016’da tamamen açılmış olacak.

pera-ic

Peki restore edilen Cercle d’Orient ve yeni AVM’de neler olacak? İstanbulluların kent belleğinde silinemeyecek bir yer kaplayan Emek Sineması, ‘beşinci kat’ versiyonuyla nasıl bir atmosfere sahip? Kamer İnşaat’ın SGK’dan (eski Emekli Sandığı) 25 yıllığına kiralama yoluyla hayata geçirdiği, yani esasında hâlâ kamu malı olan Grand Pera, inşaat sürecinin ilk günlerindeki gibi ‘dışlayıcı’ mı olacak? Yoksa yapıcı ve kapsayıcı mı?

Gazete Duvar, Grand Pera’yı adım adım görüntüledi; projenin hedeflerini, Kamer İnşaat tarafından ‘Emek Sineması’nı yaşatmak amacıyla kurulan Emek Sanat ve Kültür Vakfı’nın (ESKV) Genel Müdürü Remzi Buharalı’dan dinledi.

HER KÖŞESİ YENİLENDİ

cercle-dorient9-eski

1884’te Levanten mimar Alexander Vallaury’nin Abraham Paşa için inşa ettiği, 1973’te bitişiğindeki İpek Sineması’nda çıkan yangınla özellikle Taksim Meydanı tarafında kalan bölümleri harap olmuş Cercle d’Orient’dan başlayalım. Proje kapsamında, binanın her köşesi tamamen ‘yenilendi’. Sadece İstiklal Caddesi’nde 45 metre boyunca uzanan anıtsal dış cephe değil, parkelerinden duvar süslemelerine, ahşap işlemeli kapılar ve kemerlerden doğramalara, ne ararsanız, ‘aslına uygun olarak’ restore edildi.

cercle-dorient9-yeni

Abraham Paşa’nın balkonundan İstiklal Caddesi’ne bakarken veya ilüzyon etkisi yaratan salonlardan bir diğerine geçerken, maliyetin epey yüksek olduğunu ve restorasyona ciddi itina gösterildiğini anlamak için uzman olmaya gerek yok. Peki ‘Yıldızlı Salon veya Abraham Paşa’nın özel odaları, yani 1. derecede tarihi eser olarak tescillenen bu zarif yapı ne için kullanılacak?

TİCARİ KAYGILAR YADSINMIYOR

Remzi Buharalı, “Bu salonlar ne olacak?” sorusuna yanıtında, özel sektörün üstlendiği böylesine büyük bir restorasyonla doğal olarak ortaya çıkan ticari kaygıları saklamıyor: “Ticari beklentiler yadsınmıyor ama kültürel etkinlikler öne çıkacak… Açılışa kadar kültürel etkinliklerimiz, buluşmalar, toplantılar, bunlara dönük faaliyetlerimiz olacak.”

Peki sonra ofis mi olacak mesela? “Ofis de olabilir, bir mağaza da olabilir. Bununla ilgili ticari beklentiler var ama tabii ki Cercle d’Orient binası içerisinde, ona yakışacak ticari beklentiler…”

CERCLE D’ORIENT’DA BACH GÜNLERİ

Devlet Opera ve Balesi’nin eski genel müdürü olan Buharalı’dan, Bach Günleri’nde bazı konserlerin Cercle d’Orient binasında gerçekleştirileceğini öğreniyoruz. Opus Amadeus Oda Müziği Festivali ve Barok Günleri kapsamındaki bazı konserlerin de… Cercle d’Orient’ın çatı katındaysa bir sahaf projesi söz konusu.

ESKİ EMEK’İN YERİNDE AÇILMAYI BEKLEYEN MAĞAZALAR…

Vallaury’nin onarılmış merdivenlerinden zemine döndüğümüzdeyse, gerçekliğe ‘tosluyoruz’: Karşımızda, Emek ve Rüya sinemalarının bir zamanlar durduğu yerde yükselen AVM var. Girişte açılmaya hazırlanan iki ‘kahveci’de hazırlıklar sürüyor. Tepedeki neon tabelada Anadolu Ateşi’nin Emek Sahnesi’nde gerçekleşecek gösterisinin reklamı turuncu turuncu ‘yanıyor’. Arkada yeni ‘Emek’e çıkan yürüyen merdivenler duruyor. Eski Emek’in yerindeyse açılmayı bekleyen mağazalar…

O soru bir kez daha kendini dayatıyor: Emek Sineması olduğu yerde korunamaz mıydı? Mimari hünerle sözgelimi bir tür ‘fanus’a alınıp, (illa inşa edileceği anlaşılan) AVM’nin zemininde, en azından belleğimizdeki yerinde duramaz mıydı?

‘EMEK’İN O ALANDA KORUNMASI MÜMKÜN DEĞİLDİ’

Buharalı, ‘Emek Sineması’nın fuayesinin Melek Apartmanı’ndan kolonlar kesilerek oluşturulduğunu, dışarıdan görülen bir binasının olmadığını ve içerideki boşluğa yerleştiğini’ söylüyor ve ekliyor: “O alanda korunması ve restore edilmesi sonucunda sadece müze olarak kullanırdınız Emek Sineması’nı.”

Ve çıkıyoruz yeni Emek’e. Yukarı, evet, beş kat yukarı çıkıyoruz artık ‘Emek Sineması’na gitmek için… Topuklu bir kadın ayakkabısını andıran merdivenin bastığı fuayedeyiz önce.

CEP TİYATROSU ALİ POYRAZOĞLU’NU AĞIRLAYACAK

1250 metrekare olduğu belirtilen bu alanın ‘sürprizi’, 150 kişilik cep tiyatrosu. Uzaktan kumanda ve raylı sistemle bir anda açılıp kapanan koltukları, son teknoloji ışık sistemiyle, Ali Poyrazoğlu, Zeliha Berksoy, Sumru Yavrucuk ve Metin Zakoğlu gibi isimlerin oyunlarına hazırlanıyor burası.

İŞTE YENİ EMEK SİNEMASI

emek-ic

Ve nihayet Emek Sineması’ndayız. Yani birçoklarının ‘hayatta gitmem, anılarımızı çaldılar, kent belleğini silip attılar’ diye kategorik olarak reddettiği salonda. Fakat burası, “Emek yoksa ben yokum” diyen Atilla Dorsay’a bile ‘… yenisine sempatiyle baktım’ dedirtmiş bir salon aynı zamanda.

BALKON NEDEN KÜÇÜLDÜ?

İçerisi nasıl mı? Eski Emek’in süslemeleri rölövesi çıkarılıp tek tek numaralandırılarak eski halinin ‘tıpkısının aynısı’ olarak yerleştirilmiş. Yani ölçüler birebir aynı. Duvar ve tavan süslemeleri temizlenip 1924’teki görüntüsüne kavuşturulmuş. Buharalı’nın 1950’ler ve 60’larda taşıyıcı kolonlarla uzatıldığını söylediği balkon, eski haline döndürülmüş. Restorasyonu, Topkapı Sarayı’nın da restorasyonunu gerçekleştiren ekip üstlenmiş. Onları en zorlayan parça, tavandaki göbek süslemeleri olmuş.

‘GELECEĞİN TARİHİNE TAŞIDIK’

Remzi Buharalı yeni salon için “Zaman o kadar güzel cevap verecek ki. Gelmek isteyenlerin önünü alamayacağız” diyor ve ekliyor: “Tarihi Emek Sineması’nı geleceğin tarihine taşıyoruz… 150-200 yıl boyu hizmet edecek.”

‘İLK’ FİLM: İFTARLIK GAZOZ!

iftarlik-gazoz

Sinemanın koltuklarının yanı sıra ses ve perde sistemi de yenilenmiş. Buharalı yeni perdenin teknolojik özelliklerini anlatırken dayanamayıp, “Peki siz yeni Emek’te hiç film izlediniz mi?” diye soruyorum. Mahcup bir gülümsemeyle “Maalesef seyrettik” diyor. Ramazan ayında, sinemanın yapımında emeği geçen işçi ve çalışanlarla İftarlık Gazoz’u izlemişler!

YENİ İŞLETMECİ: CINEMO

Yeni Emek Sineması’nı ve alt katındaki yeni sekiz salonu Kamer İnşaat’a ait Cinemo film şirketi işletecek. Bazı kaynaklarda ‘bağımsız işletme’ diye anılan Cinemo, Ataşehir’deki bir alışveriş merkezinde de salonlara sahip.

İLK GÖSTERİM NE OLACAK?

Peki özel bir gösterim planlanıyor mu? Buharalı, “Çalışmalar sürüyor” diyor. Belli ki, açılışta bir ‘numara çekmeleri’ yüksek ihtimal. Yeni Emek’in sahnesinde konserler de sahnelenecek. Cinemo’yla yapılan anlaşmaya göre, ESKV Emek Sahnesi’ni yılın 60 günü kullanacak. Devlet Senfoni Orkestrası’nın beş konser vereceğini, Devlet Opera ve Balesi’nin yeni yıl konserini, Sinema Senfoni Orkestrası’nın da Sevgililer Günü Konseri’ni burada sahneleyeceğini öğreniyoruz. Buharalı, projede toplam alanın yaklaşık yüzde 50’sinin kültür-sanat faaliyetlerine ayrıldığını anlatıyor.

ÜÇ GİRİŞ VAR, BİRİ SOKAKTAN

pera-ic

Kapıya yönelirken, “Tekrar fuayeye çıkmasaydık iyiydi (galiba)” diyorum içimden… Zira daha iki saniye önce Emek Sineması’ndaydık ama pek de ‘Emek’ten çıkmış gibi’ değiliz. Doğrudan sokakla buluşmuyoruz, yürüyen merdivenlerle AVM’ye iniyoruz. AVM’nin üç girişi olacak; İstiklal Caddesi üzerinden, Cercle d’Orient’ın içinden; Yeşilçam Sokak’tan; ve doğrudan sinemalara çıkacak biçimde ‘Küçük Beyoğlu’ndan… AVM’nin tabii bir de ‘yemek katı’ olacak…

ZEKİ MÜREN’Lİ MADAME TUSSAUD

‘Balmumu Heykel Müzesi’ olan Madame Tussaud da AVM’in -1’inci katında konuşlanacak. Girişi Cercle d’Orient’ın Taksim Meydanı’na yakın noktasından verilecek; ziyaretçiler balmumu heykellerin arasından bilet alıp önce avluya çıkacak; oradan da yeni AVM’deki ‘müze’ye uzanacak. Madame Tussaud’nun İstanbul şubesinde, Türkiye’den de birçok ismin balmumu heykelleri bulunacak.

HEDEF KİTLESİYLE BARIŞABİLECEK Mİ?

Peki acaba, esasında bir kentsel dönüşüm projesi olan Grand Pera Beyoğlu’nun dokusuyla ne kadar örtüşecek? Ama peki, ‘Beyoğlu’nun dokusu’ dediğimiz şeyin bugünkü karşılığı nedir? Emek ve Rüya sinemalarının yıkımını da getiren dönüşüm, belli ki yeni bir yeme-içme-alışveriş-kültür-sanat merkezi olmaya oynayan Grand Pera’yla yön değiştirir mi? Yeni ‘Emek Sineması’ ironik biçimde böyle bir değişimde fiilen rol üstlenebilir mi? Yoksa beşinci katta, İstanbulluların hatıralarıyla birlikte ‘müzelik’ mi olur? Grand Pera’nın ‘hedef kitlesi’yle ne kadar barış yapacağını, kendisine nasıl bir meşruiyet zemini kurgulayacağını kasım ayından sonra hep birlikte izleyeceğiz…