Patara’da güzel şeyler oluyor

Patara Antik Kenti’nde 30 yıldır süren kazılar, İş Bankası Grubu’nun desteğiyle yeniden canlandı. Darısı ‘kahverengi tabelalar’ın işaret ettiği her yere...

Elif Türkölmez  elifturkolmez@gmail.com

Narlar olmuş. Ağaçlar şıkır şıkır. Yerini beğenmiş dev kaktüslerin dallarıysa olgun frenk incirleriyle dolu.

Eylül bitiyor, Akdeniz sıcak. Köpekler uzanıp uyumaya gölge aranıyor.

Patara’ya gidiyoruz. Likya Birliği’nin başkentine. Apollon’un memleketine…

Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Havva İşkan Işık ve Prof. Dr. Fahri Işık karşılıyor bizi. Onlar Patara’nın ‘ev sahipleri’. Burada 30 yıllık emekleri var. Adeta iğneyle kuyu kazarak ayağa kaldırdıkları Patara Antik Kenti Meclis Binası’nı, tiyatroyu, stadyumu, hamamı ve sütunlu caddeyi gezdiriyorlar bize. Şimdi sırada bir liman kenti olan Patara’nın deniz fenerini yıllardır uyuduğu derin uykudan kaldırıp gün yüzüne çıkarmak var. Bu arada Patara Deniz Feneri, pek çok kaynakta dünyanın en büyük deniz feneri diye geçiyormuş ama Havva Hoca’nın bu bilgiye itirazı ve bir düzeltme ricası var. Tahminlerine göre kumun altından çıkarılıp ayağa kaldırıldığında yaklaşık 26-27 metre uzunluğuna erişecek olan fener, bu bölgede bulunan en büyük fenerlerden biri evet ama bilinen en yüksek deniz feneri, dünyanın yedi harikasından da biri olan İskenderiye Feneri. Bu bilginin neden yanlış bir şekilde dolaşımda olduğunu bilmediğini, insanların neden bir şey ‘en eski’, ‘en büyük’ gibi sıfatlarla anıldığında ona ilgi duyduğunu anlamadığını söylüyor İşkan. Oysa Likya Birliği kentlerinde ilgi duyulması gereken çok önemli başka bir şey var. Anlatacağım…

‘GERÇEK ANADOLU HALKI’

İş Bankası Grubu’nun Patara Antik Kenti kazılarını beş yıl boyunca destekleme kararı almasının ardından Anadolu’nun en önemli Antik miraslarından birine sahip olan bu topraklarda umutlu bir heyecan var. Kazı evi kalabalık. Yüzler gülüyor.

Prof. Dr. Fahri Işık Likya Birliği’nin Anadolu toprakları için neden bu kadar önemli olduğunu anlatıyor. “Çünkü” diyor, “Likyalılar gerçek Anadolu halklarıdır, Helen değillerdir ve bu da bize burada kurulan özgün bir kültürden bahsetme imkanı tanır.” Fahri Işık’ın Likya üzerine yazdığı makaleleri ve Patara hakkındaki kitaplarını bilenler onun bu ‘uygarlık Anadolu’da doğdu’ tezinden haberdardır.

patara4

(Soldan sağa) Prof. Dr. Fahri Işık, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bozdemir, TSKB Genel Müdür Yardımcısı Ece Börü, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Yıldıray Özbek, Kaş Kaymakamı Bilgehan Bayer, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Senar Akkuş, Prof. Dr. Havva İşkan Işık, Kaş Belediye Başkanı Halil Kocaer.

Prof. Dr. Havva İşkan Işık ise büyük bir titizlikle restore edilen Patara Meclis Binası’nın günümüz için neden önemli olduğunu anlatıyor. Likya Birliği’nin gerçek demokrasiyle yönetildiğini ve vatandaşların özgün bir temsil hakkına sahip olduğunu söylüyor. Birliğe bağlı birkaç eyaletin bir araya gelerek içlerinden vekil çıkarıp meclise göndermesi sayesinde temsiliyet ‘sözde’ değil, ‘özde’ oluyor. Millet, vekilini kendisi seçiyor, köyünde tanıdığı, bildiği, güvendiği ve kendisini en iyi şekilde temsil edeceğine inandığı insanı Patara’ya yolluyor. Böylece demokrasinin en temel ayaklarından biri, temsiliyet, sağlanmış oluyor. Ama İşkan’a göre Likya kültüründen öğrenilecek şey yalnızca demokrasi değil, bu kültürde bize ilham verecek daha pek çok şey var.

patara5

APOLLON’UN DOĞDUĞU HURMALIK

Meclis Binası’ndan çıkıp, Antik zamanların hac topraklarından birine, Apollon’un doğduğu hurmalığa gidiyoruz. Burası, Leto ile Zeus’un oğlu Apollon’un, dokuz gün süren doğum sancılarından sonra dünyaya geldiği yer. Homeros’un İlyada’da saçlarının güzelliğiyle övdüğü Leto, Hera’nın gazabından korunmak için doğum yapacak yer arar. Kimse ona yardım etmez çünkü onlar da Hera’nın gazabından korkar. Asıl fena olan ise doğum sancılarını dindirecek olan Tanrıça Eileithya’nın Hera tarafından Olimpos’ta alıkonulmuş olmasıdır. Ancak Leto’nun güçlü ve erdemli oğlunu doğurma zamanı geldiğinde tanrıların elçisi İris’in aracılığıyla Delos’a ulaşır Eileithya. Leto’nun kollarını hurma palmiyesine sarar. Leto ağaca tutunarak diz çöker ve Apollon’u doğurur.

Hurmalık günümüze olduğu gibi ulaşmış. Ağaçların çevrelediği küçük avlu serin ve büyüleyici. İnanışa göre burası hac amaçlı ziyaret edilen kutsal bir tapınak olduğu kadar Antik dönemde çocuk sahibi olmak isteyen kadınların da sıkça gittiği bir bahçe.

Patara’ya akşam iniyor. Güneş plajın ardında yavaş yavaş batıyor. Taşlar kızıla boyandı. Aynı güneş, bu taşların üstünde binlerce yıl önce de böyle batmıştı diye düşünüyorum. Ve binlerce yıl sonra da böyle batacak. Taşlar, güneş, nar ağaçları ve kaktüsler… Bize hep ve sadece hakikati söylemeye devam edecek. Ve Patara’da bundan sonra güzel şeyler olacak. Darısı kahverengi tabelaların işaret ettiği her yere…