Zeynep Altıok Akatlı: Sanat biat kültürüne karşı en büyük güvencedir

CHP'li Zeynep Altıok Akatlı, sanatın siyasetten bağımsız olması gerektiğini vurguluyor: Sanat biat kültürünün önündeki en büyük güvencedir. Tarihi surların 'restorasyon' adı altında müteahhitlere emanet edildiği, heykellerin put kabul edildiği, Carmina Burana'nın müstehcen sayıldığı sansür ve kıyım günlerindeyiz.

Google Haberlere Abone ol

Başak Günsever [email protected]

DUVAR - CHP'nin Kültür ve Sanat Platformu sorumlusu Zeynep Altıok Akatlı, Duvar'ın sorularını yanıtladı. Kültür ve sanat alanında yaşanan sansür ve ihlalleri ay ay takip edip raporlayan platformun kurucularından Akatlı, son haftalarda tepkilere neden olan olayları tek tek yorumladı. Akatlı, yaşananlara ilişkin "Sansür ve kıyım günlerindeyiz" ifadesini kullandı.

İzmir Milletvekili Akatlı; dilbilimici, çevirmen ve yazar Necmiye Alpay ile yazar Aslı Erdoğan'ın tutukluluğundan, yabancı eserlerin Devlet Tiyatroları'nda sahnelenmesinin yasaklanmasına; Avusturya ile yaşanan diplomatik kriz bahane edilerek 8 bin yıllık tarihi bulunan Efes Antik Kenti'ndeki kazıların sona erdirilmesinden, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan'ın sözleri sonrası iptal edilen Çanakkale Bienali'ne ve 'Fethullahçı' olduğu iddiası ile ihraç edilen İzmir Devlet Opera ve Balesi başbaleti Yücel Emre Kaynarsu'ya kadar birçok konuya ilişkin görüşlerini sıraladı. Sözü, Zeynep Altıok Akatlı'ya bırakalım:

'AKP'NİN TÜM SEVMEDİKLERİ HEDEF'

Türkiye'nin düşünce insanları, akademisyenler, eğitmenler, sanatçılar, yazarlar ve gazeteciler başta olmak üzere düşünce ve ifade özgürlüğü karnesi tam bir yüz karası! AKP iktidarının kararlılıkla sürdürdüğü ayrımcı, hedef gösteren politikalar sonucu ihbarlar, asılsız iddialar, yalanlar ve usulsüz uygulamalar sınır tanımaksızın sürüyor. En temel hak olan ifade özgürlüğü yok sayılıyor. Öyle ki düşüncelerinizle suçlanmaya, düşünmediğiniz ve söylemediklerinizin size isnat edildiği bir cadı eklenerek AKP'nin tüm "sevmedikleri" hedefte. Ne diyordu Tezer Özlü: Burası bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi.

'DARİO FO'YA BİLE AÇIKLAMA YAPTIRACAK BİR SKANDAL'

dario Tiyatro yazarı Dario Fo

Demokrasi, yerli ve milli kalıplara sığmayacak kadar evrensel bir değerdir. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Devlet Tiyatroları yönetiminde bulunan Nejat Birecik'in bugüne kadar sürdürdüğü iktidar yanlısı tavrı pekiştirecek şekilde durumdan vazife çıkararak yaptığı açıklama, Dario Fo'nun yanıt vereceği büyüklükte bir skandala dönüştü. Devlet Tiyatroları yasası gereği, her sezon oynanan yerli oyunlar yabancı oyunlara göre ağırlıklı bir yer tutar ve bu kapsamda da her yıl ilk tur zaten yerli oyunlarla açılır. Dolayısı ile tek amacı iktidarı hoş tutmak olan birinin bilinçsiz bir açıklaması ile Türkiye uluslararası düzeyde itibarsızlaştırılmış oldu. Hoş zaten mevcut iktidarın kültür ve sanat politikaları ile itibar çoktan yitip gitmişti, ayrı! Dario Fo'nun oyunlarına doğrudan bir yasaklama getirilmemiş olması da ne yazık ki yazarın açıklamalarını boşa düşürmeyecek boyutta bir anlayışın her gün sanatçıları hedef aldığı, işten attığı, tutukladığı gündemde bir anlam taşımıyor. Tiyatro yönetmeni Ragıp Yavuz'un İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu'ndan (İBŞT) ihracı, 5 oyuncunun açığa alınması, 21 oyuncunun hedef alınması, sayısız soruşturma, yazarların tutuklanması yanında yasaklamalar da bu tabloyu daha karanlık hale getiriyor. Demokrasiye sahip çıkmak adına dile getirilen “Sadece yerli oyunlarla sahnelerimizi açıyoruz” sözleri, sanatın, güncel siyasetin üstündeki konumuna aykırılık teşkil etmekte. Demokrasinin temel hedefi düşünen, duyarlı insana giden yolu adeta tıkamaktadır. Sanat siyasetten bağımsızdır. Sanat biat kültürünün önündeki en büyük güvencedir. Sanat düşünmeyi, sorgulamayı, üretmeyi ve paylaşmayı sağlar. Sanat iyileştirir. Bu anlamda Birecik'in tavrı üzücü ve bulunduğu mevki düşünüldüğünde hazin ve endişe vericidir.

'IŞIKLI SULAR DURURKEN EFES'İ KİM NE YAPSIN?'

Sanatı yok sayan, ağaçları, tarihi eserleri AVM'lere verilecek lüzumsuz yerler ve objeler olarak gören zihniyetin bu kararına şaşırmak şaşırtıcı olur. RTE'nin Marmaray'a yer açmak için binlerce yıllık kıymete "çanak çömlek" dediği, tarihi surların 'restorasyon' adı altında müteahhitlere emanet edildiği, heykellerin put kabul edildiği, Carmina Burana'nın müstehcen sayılarak engellendiği* sansür ve kıyım günlerindeyiz... Benzer bir durum Göbeklitepe için de geçerli. Medeniyet ancak geçmiş medeniyetlerden bize kalanların geleceğe korunarak aktarımıyla mümkün. Estetik bilinci olmayan, tarihi mirastan sadece geçmişin savaş zaferlerini algılayan iktidarın medeniyetten anladığı ise mega ya da ultra büyüklükte, yandaşlara ihale edilebilecek, granitlerden oluşan "saray"lar. Kaçak saray, adalet sarayları, alabildiğince çok katlı devasa rant kapısı rezidanslar, arabesk altın varaklı fayans ve mermerlerden akıtılan, renklendirilmiş ışıklı sular dururken Efes'i kim ne yapsın?

'YERELDE BİLİNÇSİZ BİR YOZLAŞMA MEVCUT'

beral Küratör Beral Madra

Çanakkale Bienali'nin küratörlük görevini yürüten Beral Madra, sosyal medya paylaşımları üzerinden hedef gösterildi. Paylaşımlarının çarpıtıldığını belirterek, Bienal'e zarar gelmemesi için görevinden istifa etti. Türlü sanat etkinliğine ev sahipliği yapan, sanatsal ve kültürel etkinliklere özel önem veren veren Çanakkale Belediye'miz durumdan büyük üzüntü duyarak etkinliğin gerçekleşebilmesi için olanak sağlamak istedi. Bienalin destekleyicisi Çanakkale Belediyesi ısrarla destek vereceğini açıklamasına karşın, Bienal yürütücüsü Çanakkale Bienali İnisiyatifi'nin, siyasi mecraya çekilmesi gerekçesi ile organizasyonu iptal etme kararını almasını üzüntüyle karşılıyoruz. Sanat ve sanatçıya yönelik son derece hoyrat ve dışlayıcı tavır ne yazık ki yerelden genele tüm ülkede hakim. Bu yozlaşma, yaratılmak istenen tek adam rejimini sorgusuz kabul edecek bir toplum yaratmak için bilinçli ve sistemli bir yaklaşımla sürdürülmekte, hatta daha kötüsü yerleşmiş bilinçsiz ve yoz bakışla yerelde vücut bulmaktadır. Biz yerel yönetimlerimizin kültür ve sanata desteğini topluma, toplumsal barışa, birlikte yaşama kültürüne, çağdaş laik Türkiye Cumhuriyeti'ne borç biliyoruz.

'İKTİDARIN DANSÇILARA SEMPATİSİ(!) AÇIKKEN...'

yucel İhraç edilen İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB) başbaleti Yücel Emre Kaynarsu

OHAL sonrası başta açığa alınan kamu çalışanları; sorgusuz sualsiz, gerekli soruşturma süreçleri işletilmeksizin işinden atılan binlerce vatandaşımız var. Üstelik ironik bir şekilde "at izi it izine karıştı" diyen Cumhurbaşkanı açıklaması var. Öncelikle 'Bunca Fethullah Gülen'ci ne zaman ve nasıl kadrolara yerleşti' sorusunu sormak gerek. Bunları kamu kadrolarına kimler yerleştirdi? Bunca zamandır sistemli şekilde etnik kimliği, sendikası, siyasi görüşü nedeni ile ayrımcılık görüp atanmayan vatandaşımızın yerine KPSS güdümü ile kendi kadrolarını yerleştiren anlayış şimdi "aldatıldık" diyor. Üstelik iktidarın 'temizlenme', 'arınma' süreci adı altında geçmiş anlayışı sürdürerek kendisine biat etmeyen demokrat, aydın, solcu, Atatürk'çü kişileri de fırsattan istifade çuvala doldurduğu bir süreç ile karşı karşıyayız. İktidarın bale ve dansçılara sempatisi (!) bu kadar açıkken Yücel Emre Kaynarsu da bu furyadan kim bilir hangi gerekçeyle nasibini aldı!

Aslı Erdoğan, cezaevi ziyaretinde Akatlı'ya ne dedi?

asli Yazar Aslı Erdoğan

CHP'li Akatlı, Genel Başkan Yadımcısı Veli Ağbaba ile birlikte Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay'ı cezaevinde ziyaret ettiklerini aktardı. Aslı Erdoğan'ın, sohbet sırasında kendisine "2. Dünya Savaşı bitiminden beri dünyada hiçbir yazar tutuklanmadı" dediğini aktaran Akatlı, ardından şunları söylüyor: "Aslında meselenin özeti bu cümlede gizli. Hiç kimse düşünceleri nedeniyle suçlu ilan edilemez. Hele işi ya da aydın olma sorumluğuna bağlı düşünceleri ile toplumu aydınlatan insanlar asla! Yazarlar, gazeteciler, bilim insanlarının düşünce ve ifade suçlusu olmaları ancak ilkel toplumlarda görülen bir durum. Adaletin er ya da geç işleyeceğine inancımız var, bunu sağlamak için de yazarlarımızın yanındayız."

*Carmina Burana, Alman besteci Carl Orff imzalı dünyaca ünlü klasik. Kültür Bakanlığı Türkçe sözlerini inceledikten sonra, eserin 'aşk, şehvet ve meyhane' konularını işleyen 11 ve 14’üncü bölümlerinin çıkarılmasını istemiş, İZDOB da 2 Mayıs 2015 günü temsil edilecek eseri programından çıkararak yerine Palyaçolar Operası'nı (Pagliacci) koymuştu. İl Koordinatörü Kerim Ünsal, karar sonrası görevinden istifa ettiğini açıklamış, gelen tepkiler sonucu eser, 20 Mayıs'ta İZDOB tarafından yeniden sahneye konulmuştu.