RİSK PRİMİ 300 BAZ PUANIN ALTINDA SEYREDİYOR
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından bir kabus haline gelen risk primi, artık 300 baz puan seviyesinin de altına inmiş bulunuyor. Türkiye’nin beş yıllık CDS’i Şubat 2020’den bu yana görülen en düşük seviyeye olan 276 baz puana geriledi. Zaten kredi derecelendirme kuruluşlarının not artırımları da doğrudan bu veriyle alakalı... Türkiye en azından zorlu bir virajı aşmış görünüyor, tabii ‘şimdilik’ vurgusu yapmakta yine de fayda var! Risk priminin 700 baz puan seviyelerinden 276 baz puana gerilemesinde ekonomi yönetiminin kararlarının etkisi büyük. Aslına bakarsanız, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde uygulanan ve Türkiye’yi uçurumun kıyısına getiren akıldışı ‘Türkiye Ekonomi Modeli’nden vazgeçilmesi bile CDS’in düşmesi için yeterliydi! Tabii ki Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sıkılaştırma politikalarından vaz geçilmeyeceğini sürekli belirtmesi ve dezenflasyonist sürecin devam edeceğine olan güven yurtdışında olumlu algılanıyor. Ekonomi yönetiminin önlemleri zaten neoliberal politikalar çerçevesinde belirliyor. Bu yaklaşım, bir IMF yetkilisinin de “Biz de olsak aynısını yapardık” açıklamasında olduğu gibi, uluslararası sermaye tarafından olumlu karşılanıyor. Sonuçta onlar detaylara, TÜİK’in enflasyon verilerinin ne denli gerçekçi olduğuna değil, uygulanan önlemlere bakıyorlar. Tabii onları ilgilendiren temel veriler Merkez Bankası rezervleri gibi veriler... Her ne olursa olsun, risk priminin düşmesi her açıdan şu zorlu koşullarda çok olumlu bir gelişme. Gerek yurtdışından kredi bulma koşullarının rahatlaması açısından gerekse yabancı sermayenin yatırım yapmasının önünü açacağından...
BİR NOT ARTIRIMI DA JCR’DAN
Fitch Ratings ve Standard and Poor’s’un ardından bir olumlu açıklama da Japon derecelendirme kuruluşu JCR’dan geldi. JCR, Türkiye’nin kredi notunu ‘BB’ olarak teyit etti; kredi notunun görünümü ise ‘negatif’ten ‘durağan’a yükseltildi. JCR, yüksek enflasyona rağmen para politikası faiz oranının artırılmaması yönündeki para politikasının Haziran 2023’te değiştirilmesiyle belirsizliğin azaldığının altını çizdi. Kurumdan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Ülke merkez bankasının uyguladığı sıkı para politikası ve hükümetin mali konsolidasyon politikası nedeniyle döviz rezervlerindeki düşüş azaldı. Bu nedenlere dayanarak JCR, notlarını değiştirmedi ancak görünümü ‘negatif’ten ‘durağan’a yükseltti”. Şimdi kredi derecelendirme kuruluşları, ekonomi yönetiminin aldığı önlemlerin sonuçlarını görmek için izlemede kalacaklar. Bu not artırımları aslında ekonomi yönetiminin neoliberal piyasa kurallarına uygun biçimde bir politikayı görece tavizsiz uygulamalarına verilmiş bir prim. Eğer ki sıkılaştırma önlemlerinin sonuçları görülmeye başlarsa yeni not artırımları da gündeme gelecek. Bu not artırımlarının Türkiye’nin küresel piyasalarda kredibiletisini artırmasında ve yabancı yatırımcının Türkiye’ye yönelmesinde önemli etkileri olacak.
MEVDUAT FAİZİ YÜZDE 68’LERDE
TCMB, haftalık para ve banka istatistiklerine göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı 3 Mayıs ile biten haftada 171 milyar 984 milyon 126 bin TL azalışla 16 trilyon 149 milyar 218 milyon 258 bin TL’ye indi. Son haftalarda yükselişini sürdüren 1-3 aylık mevduat faizinde ılımlı bir seyir gözlendi. Bu dönemde, yüzde 68.1 olarak kaydedilen faiz geçen hafta yüzde 68 ile dengelendi. Bu faiz oranı, gerçek enflasyon dikkate alındığında ve geleceğe yönelik tahminlerin tutma olasılığının pek imkan dahilinde olmadığı düşünüldüğünde negatif reel faizi işaret etse de durum böyle... Üç hafta önce yüzde 86.2’lik faizle tarihi zirveyi gören tüketici kredi faizinde ise düşüş izlendi. Bir önceki hafta yüzde 81.3 olarak kaydedilen tüketici kredisi faizi yüzde yüzde 79.9 olurken, ticari kredi faizi de yüzde 67.1’den yüzde 65.7’ye geriledi. Aynı dönemde bankalardaki TL cinsi mevduat yüzde 0.87 düşüşle 9 trilyon 3 milyar 578 milyon 380 bin TL, yabancı para cinsinden mevduat ise yüzde 2.13 azalışla 6 trilyon 369 milyar 217 milyon 795 bin TL oldu. Bankalarda bulunan toplam yabancı para cinsinden mevduat, 207 milyar 812 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 175 milyar 815 milyon doları yurtiçinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı. Yurtiçi yerleşiklerin toplam yabancı para cinsinden mevduatında, parite etkisinden arındırılmış veriler göz önünde bulundurulduğunda 3 Mayıs itibarıyla 2 milyar 986 milyon dolarlık azalış görüldü.
TOPLAM KREDİ HACMİNDE ARTIŞ DEVAM EDİYOR
Faizlerin artmasına karşın kredi hacmi genişlemeye devam ediyor. Mevduat bankalarındaki tüketici kredileri, bir önceki hafta yüzde 0.53 artarak 1 trilyon 559 milyar 269 milyon 73 bin TL oldu. Kredi hacminde kredi kartlarının payı dikkat çekici, artış sürüyor. Faizlerin yükseltilmesinin harcamalara aynı oranda yansıdığını söylemek mümkün değil. Kredi kartları bakiyesi ise yüzde 1.55 artışla 1 trilyon 857 milyar 864 milyon 846 bin TL’ye ulaştı. Tüketici kredisi ve ihtiyaç kredisi alabilen de alıyor. Bir yandan ötelenmiş beyaz eşya yenilemek gibi gereksinimler için öte yandan da enflsayondaki artışın kride faizlerindeki artıştan daha fazla olacağına yönelik beklentiyle öne çekilen tüketim sebebiyle... Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin dağılımı ise şöyle: 401 milyar 372 milyon 844 bin TL konut, 68 milyar 517 milyon 858 bin TL taşıt ve 1 trilyon 89 milyar 378 milyon 371 bin TL diğer krediler. Ticari kredilere gelince... Aynı dönemde taksitli ticari krediler yüzde 0.16 yükselişle 1 trilyon 477 milyar 630 milyon 30 bin TL’ye yükseldi. Bankacılık sektörünün TCMB dahil toplam kredi hacmi de 3 Mayıs ile biten haftada 38 milyar 184 milyon 463 bin TL artarak 12 trilyon 681 milyar 194 milyon 719 bin TL’ye yükseldi. Toplam kredi hacmi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46.56 artış kaydetti.