YAZARLAR

Kral öldü, yaşasın yeni kral: Güneş

Hem UEA hem OPEC raporları enerji piyasasında salgının beklenenden daha yıkıcı olduğunun altını çiziyor. Hatta OPEC cephesinde bu anlamda bir karamsarlık da var.

Küresel korona salgınının dünya ekonomisine ve enerji piyasalarına yansıması Ocak 2020'den bu yana analizlerde en fazla ele alınan konuların başında geliyor. Nitekim Covid-19’un yarattığı olağandışı tedbirlerin enerji piyasaları üzerinde etkisini ele alan iki önemli rapor bu anlamda önemli bulgulara ve gelecek projeksiyonuna sahip.

Raporlardan ilki geçtiğimiz hafta Uluslararası Enerji Ajansı (UAE) Başkanı Fatih Birol ve raporu hazırlayan isimlerin katılımıyla duyurulan Uluslararası Enerji Ajansı Dünya Enerji Görünümü 2020 raporuydu. Aslında UEA, alışıldığı üzere yıllık enerji raporunu kasım başında açıklar. Ancak bu yıl salgının getirdiği baskı ve hükümetlerin durumun ciddiyetinin farkına varıp bir an önce ön almasını sağlamak için rapor 13 Ekim’de yayınlandı. İkinci rapor, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün OPEC aylık raporu. Salgın döneminde OPEC raporları daha yakından izleniyor. Son rapor, kötümser senaryoları da dikkate aldığı için diğerlerinden ayrıştı.

UEA ve OPEC raporu enerji piyasasının geleceği açısından ne söylüyor? Petrol tüketiminde durum ne? Yenilenebilir enerji kaynakları salgından nasıl etkilendi? Yenilenebilir kaynaklar içerisinde liderliği üstlenen kaynak hangisi? Yazımızda bu sorulara yanıt arayacağız.

COVID-19: ENERJİ PİYASASINDA YAKIN TARİHTEKİ EN BÜYÜK AKSAKLIK

Yukarıdaki başlık UEA’nın raporunun başında geçen ilk cümle. Bu cümleyi okuduktan sonra ister istemez bir yudum su içme ihtiyacı hissediyorsunuz. Varil varil petrolünüz varsa, bir kova su da içebilirsiniz. Raporda, Covid’in piyasada yakın zamanda görülen etkilerinin yanında, orta ve uzun vadelileri ölçmek için zaman gerektiğinin altı çiziliyor. Raporun projeksiyonuna bakacak olursak, 2020’de enerji talebinde yüzde 5’lik bir düşüş bekleniyor. Petrol piyasası için bu öngörü yüzde 8. Petrol talebine dönük beklenti OPEC’in projeksiyonuyla da uyumlu. OPEC yüzde yerine varil cinsi birimler kullanmış. OPEC 2020’nin başında yaklaşık 100 milyon varil olan günlük talebin 9.5 milyon varil/günlük düşük olabileceğini söylüyor. Burada OPEC’in ihracatçıları daha kötüye de hazırlamak için biraz daha yüksek düşüş rakamları kullandığı söylenebilir.

OPEC talebin yanında arzdaki düşüşü de göstermiş. 2020’de arz ortalama 2.4 milyon varil azalacak. 2021’deyse temkinlilik hakim; arz artışı 0.9 milyon varille sınırlı tutulmuş.

Petrolün dışında UEA, elektrik talebinde yüzde 2 azalma beklerken, doğalgazda yüzde 3, kömürde ise yüzde 7 düşüş olacağını öngörüyor. Genel enerji yatırımındaysa düşüşün yüzde 18 gibi yüksek bir orana çıkabileceği konusunda uyarıyor. Ancak özellikle yatırım açısından ikinci dalganın baş göstermesi, şirketlerin küçülmeye gitmeleri, genel olarak 2021 beklentilerinde karamsarlık, aşı çalışmalarında beklenen haberin 2021’ye kayma ihtimali yatırımlardaki düşüşü perçinleyebilir. Bu faktörlerin ve henüz ortaya çıkmayan ancak çıkması muhtemel aksaklıklar da hesaba katılınca, enerji piyasasının salgın öncesi seviyesine ancak 2030’da gelebileceği öngörülüyor.

Raporda çarpıcı olan bir başka gerçek var: Her kriz döneminde bazı zenginlerin servetlerine servet katması ve yoksulların adeta bıçak sırtında yaşaması. UEA, 580 milyon kişinin elektriğe erişiminin olmadığı Sahraaltı Afrika’da durumun daha da kötüleştiğini, çünkü hükümetlerin ver olan kısıtlı kaynaklarını salgına ayırdıklarını ifade ediyor. Dahası, en az 100 milyon insanın ekonomik sebeplerle elektriğe erişimi sonlanacak. UEA’nın bu öngörüsü, "salgınla beraber en az 100 milyon insan daha aşırı yoksul kategorisinde olacak" diyen Dünya Bankası Küresel Ekonomi Raporları'yla da uyumlu. Yani hiçbir kurum acı gerçeği inkar edecek durumda değil.

UEA raporunda dikkat çeken bir unsur var. Küresel elektrik talebi yüzde 2 civarında düşerken, hidrokarbon temelli enerji ürünlerinde düşüş daha yüksek. Öyleyse elektrik talebi nereden karşılanıyor?

PETROLÜN DÜŞÜŞÜ GÜNEŞ’İN YÜKSELİŞİ

Sorunun cevabı, yenilenebilir kaynaklara küresel çapta artan ilgi ve yatırım. UEA, elektrik piyasasının yeni kralının Güneş olduğunu ilan ediyor. Yani enerji geçişinde dikkatler güneş enerjisi yatırımları ve politikalarında olacak.

Yatırımlar güneş enerjisine dönük kanıya neden olan önemli göstergelerden. 2020’de petrol ve doğalgaz yatırımında dikkat çekici bir düşüş var. Örneğin; bu iki sektörün upstream ayağına 2019’da 483 milyar dolar yatırım yapılırken, bu yıl yatırım ocak-ekim arasında 322 milyarda kaldı. Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü’nün (Institute for Energy Economics and Financial Analysis) 20 Ekim’de yayınlanan raporuna göre, aralarında JP Morgan, Avrupa Yatırım Bankası, Morgan Stanley, Goldman Sachs’ın olduğu 50 finans kuruluşu Kuzey Kutbu’ndaki petrol ve doğalgaz yatırımlarından çekileceklerini açıladı.

Petrol ve doğalgazda bunlar yaşanırken yenilenebilir kaynak yatırımlarında düşüş daha az. Şöyle ki, 2019’da toplam 311 milyar dolar olan yatırım miktarı, Ekim 2020’ye kadar 280 milyar dolar oldu. Kalan 2.5 ayda bunun 300 milyar dolara çıkması beklenebilir. Hidro (su) şu an yenilenebilirin aslan payına sahip. Ancak malzemelerinin ucuz olması, sulak-kurak fark etmeksizin güneşin neredeyse her toprağa değmesi, gaz ya da kömür santrallerinden daha ucuz elektrik sağlaması nedeniyle piyasanın tahtına Güneş oturacak.

ENERJİ AJANSI CESUR MU GERÇEKÇİ Mİ?

UEA raporu dikkate alındığında elektriğe yenilenebilir enerji damga vuracak gibi. Raporda 2030’da küresel elektrik talebinin yüzde 80’nin yenilenebilir kaynaklardan karşılanabileceğine dönük bir öngörü de mevut. Yenilenebilir kaynakların elektrik piyasasında aldığı pay konusunda cesur davranılmasının sebebi, 2017 ve 2018’de BP, UEA, EIA gibi kuruluşların raporlarındaki öngörülerin, piyasa rakamlarının gerisinde kalması. Bu kuruluşlar (özellikle BP), hem raporunu güncellemiş hem de yenilenebilir kaynaklara yatırımlarını artıracağını söylemişti. UEA’nın 2030’da yüzde 80 tahmini hızlı geçiş süreci ve farkındalık dikkate alındığında, belki yüzde 5’lik bir oynama dikkate alınarak gerçekçi denebilir.

Salgındaki kapanmalar, emisyon değerlerinin dünyaya yaptıklarının net anlaşılmasını sağladı. Kapanma önlemleri ve ulaşımda yavaşlama, karbon emisyonunu düşürdü. Hal böyle olunca, gürültünün azalması, hava kirliğinin yerini berraklığa bırakması vs. özetle dünya nefes aldı. Elbette niyet bu değildi. Ama küresel politika ve ekonomide genelde atılan adımların beklenmeyen sonuçları da olur. UEA'ya göre, Covid'le birlikte karbon salımının (salınım değil, salım) 2020’de, geçen yıla nazaran yüzde 7 oranında azalması bekleniyor. Ancak hayati bir uyarı da var. Bu düşüş bilinç politikalardan değil, koşullardan kaynaklanıyor. Genel bir iyimserlik havasının anlamı yok, deniyor bir nevi. Zira aşı bulunduktan sonra dünyanın üstünde tepinmeye devam edelim, eski tas eski hamam da denebilir.

Yine de enseyi de karartmayalım, çünkü iklim ve dünyanın dengesindeki bozulmaya dönük bir farkındalık artışı var. Dahası jeopolitik hesaplar, enerji güvenliği gibi algı ve gerçeklerle, “Yeşil Uzlaşma/ Yeni Yeşil Uzlaşma (Green Deal / New Green Deal) gibi politikalar özellikle AB’de güçlü bir konu haline geldi. Bunun yanında, BM Genel Kurulu’nda Çin Devlet Başkanı Xi Jinging, 2060’ta Çin’in karbon nötr bir ülke olması için yeni politikalar ve önlemler alacaklarını ifade etti. Çin’den bu açıklamanın gelmesi önemli çünkü Çin, dünyadaki en büyük salım oranlarına sahip ülke. Xi, değinilen hedefe ulaşmak için Çin’in karbon tepe noktasını (peak) 2030’dan önce yaşamasını planladıklarını ifade etti. Uzmanlar hedef ile plan arasında sorunlara işaret ediyor. Ancak yine de bunun dünya için önemli bir adım olduğunu ifade etmek lazım.

Özetle hem UEA hem OPEC raporları enerji piyasasında salgının beklenenden daha yıkıcı olduğunun altını çiziyor. Hatta OPEC cephesinde bu anlamda bir karamsarlık da var. Yenilenebilir kaynaklarsa elektriğin yeni adı gibi. Ancak enerji kaynakları, bir ihtiyacı gideren meta olmasının yanında, siyasi çekişme ve jeopolitik hesapların da zemini oldu. Petrol de doğalgaz da hiçbir zaman sadece petrol ve doğalgaz olarak ele alınmadı. Peki yenilenebilir kaynaklar? "Çin’e dikkat" denmesiyle bu kaynaklar arasında nasıl bir ilişki var? Önümüzdeki hafta yenilenebilir kaynaklar uyarınca yaşanan köşe yapmacayı ve küresel liderlik mücadelesini ele alacağız.

Tavsiye: Enerji sektöründeki gelişmelere, Türkiye’den ve dünyadan uzmanlara kulak vermek isteyenlere Spotify’dan dinlenebilen “Enerji Sohbetleri” programını tavsiye etmek isterim.


Mühdan Sağlam Kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rusya’da devletin dönüşümü ve enerji politikaları, Avrasya temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR