Sağ taban Mayıs’ta yan yana duran muhalefete geçit vermemek için Erdoğan’a elini uzattı ancak Mart’ta iktidara kontrolsüz bir gücü bahşetmeye aynı derecede istekli olmadı. Nedenleri tartışılabilir. İlk akla gelenler ekonomik kriz, geçim sıkıntısı, emeklilere reva görülen yaşam, Filistin konusundaki samimiyetsizlik, bürokrasideki yozlaşma ve keyfilik… Muhalefetin parçalı hali, iktidar seçmenini bir şeyleri korumak adına sandığa koşma hissiyatından alıkoymuş da olabilir. Bununla birlikte iktidara yönelen bir tepkinin, en azından memnuniyetsizliğin varlığı yadsınamaz."
Ahmet Taşgetiren (Karar)
"CHP sahil kentlerinden Anadolu içlerine, Karadeniz’e doğru uzandı. Siyaseti ve Türkiye sosyolojisini takip edenler bunun anlamını bilir; bu, modernleşmeyi temsil eden sahil kentlerinden muhafazakârlığı – milliyetçiliği temsil eden Anadolu içlerine ya da İç Anadolu ve Karadeniz’e uzanması, bir başka ifadeyle ’CHP’ye gidebilen el’ sayısının artması demektir. Bu sonuç, CHP’de Kılıçdaroğlu’nun geliştirdiği ’Helâlleşme’ çizgisinin ’Oralar’a doğru yönelişinin sonucu mu, yoksa ’Oralar’ın CHP’ye yönelişinin mi, bu, hem CHP’nin hem ’Oralar’ın değerlendirmesi gereken bir husustur.
Seçimlerde Yeniden Refah’ın ’yıldız parlaması’ndan bahsetmemek haksızlık olur. Urfa ve Yozgat gibi iki ili aldılar. Toplam 53 belediye kazandılar… Oyları 14-28 Mayıs’ın iki katına (yüzde 6 küsur) çıktı. Tabii ki başarıdır bu. Soruluyor: Bu başarı nasıl elde edildi, bu oylar nereden geldi, bu tırmanış daha da gelişir mi? Alınan oyların bir kısmının ’Erbakan hatırası’ ile bağlantılı olduğu belli. Orada Saadet’le temsil edilen bir itiraz hep oldu, Fatih Erbakan ’o alan bana babamdan kaldı’ gibisinden bir hamle ile orada zemin tuttu, süreç içinde de, Ak Parti’nin ’Milli Görüş zemini’nden aldıklarını almaya oynadı. Muhafazakâr kitlenin ve kötü ekonominin mağdurlarının beklentilerini, muhalefet dilinin rahatlığı ile Ak Parti’den daha güçlü seslendirebildi ve bir çekim merkezi oldu."
İbrahim Kiras (Karar)
"Geçen yılki seçim öncesinde 90 puanın üstüne çıkmış olan tüketici güven endeksi bu yılki seçime girilirken ise 80 puanın bile altında çıkmıştı. Demek ki vatandaş ekonomideki sorunları bugün geçen yıla göre daha fazla hissediyor ve iktidarın buna çözüm üretebileceğini de düşünmüyor. Aradaki en önemli fark bu.