Son dönemde Avrupa’da en büyük başarıyı sağlayan “ortanın solu” parti olması dünyada da gözlerin CHP’nin üzerine çevrilmesini, Türkiye örneğinin yakından izlenmesini getirecek. Bu gerçek de yeni liderliğe ayrı bir sorumluluk yüklüyor. CHP ayrıca ilk fırsatta, Kürt bölgelerinde halkın iradesiyle seçilen belediye başkanlarının yerine kayyım atanması halinde karşılarında kendilerini bulacaklarını ilan etmeli, Kürt seçmenin Batı illerinde oylarıyla verdiği desteği karşılıksız bırakmamalıdır."
Berkant Gültekin (BirGün)
"Seçim sonuçlarının doğru tahmin edilememesinin nedeni, iktidar seçmenindeki davranışın önceden kestirilememesiydi. Muhalefetin kazandığı potansiyel üzerinden yapılan değerlendirmeler bu nedenle isabetli olamadı. Bu nedenle sonuçları sadece oranlar üzerinden okumak yanıltıcı olabilir. Türkiye’de hâlâ seçmen havuzları arasında kırılma yaratacak düzeyde bir geçişkenlik yok. Geçişkenlik yok değil ama bazı yerellere özgü ve kısıtlı. Yerel seçimdeki değişim, 2023 Mayıs’ında Erdoğan’ın arkasında birleşen, lidere sadakat ve milli/dini söylemler üzerinden seçime motive olan iktidar tabanının, 2024 Mart’ında AKP/MHP adaylarına ya da kurumsal olarak AKP kimliğine karşı aynı sahiplenici yaklaşıma sahip olmaması ve alternatif bir sağ aktörün kısmi etkisi nedeniyle yaşandı. Bir bakıma harç gevşedi, iktidar çözüldü.
Sağ taban Mayıs’ta yan yana duran muhalefete geçit vermemek için Erdoğan’a elini uzattı ancak Mart’ta iktidara kontrolsüz bir gücü bahşetmeye aynı derecede istekli olmadı. Nedenleri tartışılabilir. İlk akla gelenler ekonomik kriz, geçim sıkıntısı, emeklilere reva görülen yaşam, Filistin konusundaki samimiyetsizlik, bürokrasideki yozlaşma ve keyfilik… Muhalefetin parçalı hali, iktidar seçmenini bir şeyleri korumak adına sandığa koşma hissiyatından alıkoymuş da olabilir. Bununla birlikte iktidara yönelen bir tepkinin, en azından memnuniyetsizliğin varlığı yadsınamaz."
Ahmet Taşgetiren (Karar)
"CHP sahil kentlerinden Anadolu içlerine, Karadeniz’e doğru uzandı. Siyaseti ve Türkiye sosyolojisini takip edenler bunun anlamını bilir; bu, modernleşmeyi temsil eden sahil kentlerinden muhafazakârlığı – milliyetçiliği temsil eden Anadolu içlerine ya da İç Anadolu ve Karadeniz’e uzanması, bir başka ifadeyle ’CHP’ye gidebilen el’ sayısının artması demektir. Bu sonuç, CHP’de Kılıçdaroğlu’nun geliştirdiği ’Helâlleşme’ çizgisinin ’Oralar’a doğru yönelişinin sonucu mu, yoksa ’Oralar’ın CHP’ye yönelişinin mi, bu, hem CHP’nin hem ’Oralar’ın değerlendirmesi gereken bir husustur.