Alaattin Aktaş (Ekonomim)
"Seçim sonuçları belli olduktan sonra sosyal medyada yapılan yorumlara baktım, pek anlam veremediğim şekilde bir istikrarsızlık kaygısının, bir erken seçime gidileceği beklentisinin hakim olduğunu gördüm.
Bizde ne yazık ki ekonomik istikrar ya da istikrarsızlık kavramları piyasadaki günlük hareketlere indirgeniyor.
Borsa arttı mı, düştü mü; döviz ne oldu; altın fiyatlarının seyri; faizlerin düzeyi gibi...
Bütün bu göstergelerde günlük keskin hareketler görülebilir; bu hareketlerin bir çok nedeni olabilir. Önemli olan bu hareketlerin dalga boyu ve süresidir ve daha da önemlisi bu hareketleri yaratan etkenlerin ne olduğudur. Küçük fotoğrafa takılıp kalmamak, büyük fotoğrafa bakmayı alışkanlık haline getirmek gerekir.
Türkiye mevcut durumda zaten birçok yönden istikrarsızlık yaşamaktadır. 31 Mart sonuçları Türkiye’yi bu istikrarsızlığın içine daha da itmemiş, tam tersine bir etki doğurmuştur."
Murat Sabuncu (T24)
"Erdoğan’ın genel seçimlere gidecek, dört yılı bulmayacağını ön gördüğüm süreçte bir dizi ilginç adım atabileceğini düşünüyorum. Bunun başında YRP’yi yeniden kendi yanına çekecek adımlar-arayışlar içine girebileceği geliyor. Bu; tam olarak ‘Milli Görüş gömleğini’ yeniden giymek olarak okunmasa bile yükselen, içinden geldiği bir hareketi yanına çekmek için hamleler yapacağı anlamına geliyor. Buna da hem kendisi için hem de kendini ‘muhafazakar olarak tanımlayan’ bir kısmı kendinden uzaklaşmış kitleyi yeniden yanına çekebilmek için Anayasa değişikliği çalışması ile başlayacaktır . Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 50 artı1formülünü aşağı çekecek, belki yanında cumhurbaşkanlığı seçilme sınırını kaldıracak bir düzenleme ve başta ‘aile’ konusu daha önce vadettiği kimi düzenlemeler getirilebilir."
Ahmet Hakan (Hürriyet)
"Ne yapıp ne edip ekonomiyi düzlüğe çıkarmaları gerekiyor. Emekliler sorunu, pahalılık sorunu... Hepsinin halledilmesi gerekiyor. AK Parti’nin seçimde aldığı sonucun birincil nedeni bu. Bu sorunun halledilmesi gerekiyor. Başka türlü olmayacak. Bu kesin.
Erdoğan’ın bir samimiyeti var. Bu samimiyet, halka yansıyor. Bu nedenle Erdoğan’la hiçbir sorunu olmayan kesimlerin, Erdoğan’ın oylanmadığı bir seçimde tutumu farklı olabiliyor. AK Parti’de samimiyet, sadece Erdoğan’a özgü bir özellik olarak kalmış durumda. Buna da neşter atılması şart."
Abdülkadir Selvi (Hürriyet)
"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Siirt’te okuduğu bir şiir yüzünden hapse girdikten sonra 3 Kasım 2002 seçimlerine siyasi yasaklı olduğu gerekçesiyle sokulmamıştı. Ara seçimde Siirt’ten aday olunca, ‘Yiğit düştüğü yerden kalkar’ dediler. Seçmen AK Parti’ye önemli bir uyarıda bulundu. Gemi denizde fırtınaya yakalanabilir ama önemli olan dümeninde tecrübeli bir kaptan varsa sahile ulaşır. AK Parti’nin en önemli şansı başında Erdoğan gibi tecrübeli bir liderin bulunması."