Korona virüsü: Cezaevinde neler yaşandı?

Korona virüsü pandemisinde en çok hak ihlalinin yaşandığı yerlerden biri cezaevleri oldu. Sağlığa erişme, karantina koşulları, hijyen sorunu, haberleşme hakkı... Bu sorunlar cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinden sadece bazıları. Bu sorunlara bir yenisi daha eklendi: Grip aşısına ücret dayatması. Bolu Cezaevi'nde tutulan mahpuslar pandeminin başladığı günden bugüne yaşadıklarını anlattı.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Korona virüsü salgınında en çok etkilenen yerlerden biri de cezaevleri oldu. Birçok tutuklu ve hükümlü, aileleri aracılığıyla ya da sivil toplum kuruluşlarına yaşadıkları hak ihlallerini ileterek seslerinin duyulmasını ve çözüm üretilmesini istedi. Mahkumların özellikle belirttiği hak ihlallerinden bazıları koğuş kapasitelerinin çok üstünde mahkum barındırılması, sağlığa erişim haklarının ihlal edilmesi, cezaevlerinde hijyen sorunu ve ailelerle görüş kısıtlaması.

Bolu F Tipi Cezaevi'nde kalan Hüseyin Barsak, korona virüsünün başladığı tarihten bugüne kadar neler yaşadıklarını anlattı. Yine Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan Mehmet Akpolat adlı başka bir mahpus da birçok kronik hastalığı bulunmasına rağmen kendisine grip aşısı yapılmadığını ve aşı yaptırmak için ücret dayatmasıyla karşılaştığını dile getirdi. Ağırlaştırılmış Müebbet Alan Temsilcisi Ezgi Yusufoğlu, sorunları anlatırken, “Devlet temel hak ve özgürlükleri ihlal etmemek ve bu hak ve özgürlükleri korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür” ilkesini hatırlattı.

GÖRÜŞ KISITLAMASI İHLALİ

Barsak, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği'ne gönderdiği mektupta şu mesajları verdi:

- Mart ayından son iki aya kadar kapalı açık görüşler kaldırıldı. Son iki aydır ayda bir kişi ve bir sefere mahsus, ikinci ayda ise bayram vesilesi ile iki kişi ve iki sefer kapalı görüş verilmesi dışında görüşler halen normale dönmedi.

- Mart ayından bu yana cezaevi içinde yapılan sohbet, spor, atölye... Tüm sosyal etkinlikler kaldırıldı. Haftada bir sefere mahsus telefon telefona çıkma dışında, içerde kapalı kalmaktayız. Oysa şu an personel normale dönmüş. Hepimizle temas içinde olmasına rağmen ortak sosyal aktivitelerin yapılmaması anlaşılır değil.

SAĞLIĞA ERİŞİM SORUNU: 14 GÜN KARANTİNA NEDEN KABUL EDİLMEDİ?

Mahpusların bu süreçte yaşadığı sorunların başında sağlığa erişim hakkının engellendiği iddiası olmuştu. Barsak bu durum için de şunları söyledi: “İlk üç ay boyunca revire çıkarılmadık. Son iki aydır revir kısmen çalışmaya başladı. Fakat doktor haftada bir yarım öğün geldiği için ihtiyacı karşılayamıyor. Haftalarca revire çıkmak için beklemek durumunda kalıyoruz. Hatta bazen ayları buluyor. Bu sıkıntının giderilmesi için il sağlık müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı'na fazladan doktor talebimizi defalarca iletmemize rağmen bu talebimiz karşılanmış değil. İlk üç ay boyunca tüm hastane sevkleri durduruldu. Acil ve ağır konula dahil...”

Pandemide mahpuslara hastaneye sevk etme işlemi için şart konuldu. Bu şartlardan biri de 14 gün tek başına bir hücrede kalmak. Ancak mahpuslar bu şartı kabul etmedikleri için hastanelere gitmeyi reddetti. Peki mahpuslar neden bunu kabul etmedi? Barsak bu durum için şunları yazdı: “Karantina koşuları son derece ağır, hijyenik olmayan bir şekilde olması pek çok hastanın bunu göze alamaması, beraberinde hastaneye gitmekten imtina etmesine yol açmakta. Bu da objektif olarak sağlık sorunlarına yol açmakta.”

Yine cezaevlerinde en çok konuşulan konulardan biri de mahpusların maskelere ulaşamaması ve cezaevlerindeki hijyen sorunu oldu. Barsak bunun için de “Pandemi boyunca ayda bir sıvı sabun ve çamaşır suyu dağıtıldı. Birkaç defa kronik rahatsızlığı olanlara maske ve eldiven dağıtıldı. Koğuşlar ayda bir dezenfekte edildi. Fakat birçok defa talep etmemize rağmen oda dışına çıkıldığında kimseye maske ve eldiven verilmedi. Bu durum hastanede de böyle devam etti. Bu ciddi bir tedbirsizlik olarak ortada duruyor. Üstelik cezaevinde virüs yayılmasına rağmen bu sorun devam ediyor” ifadelerini kullandı.

'YENİ İNFAZ YASASI HAKLARIMIZI ELİMİZDEN ALDI'

Barsak, yeni infaz yasasından dolayı da birçok sorun yaşadıklarını söyledi: “Öncelikle infaz yasasından bizlerin yararlanamaması eşitlik ilkesine aykırı. İnfaz yasasıyla birlikte dışarıyla tek iletişim kanalımız, bilgi alma hakkımız elimizden alındı. Yeni Yaşam gazetesine ulaşmamız engellendi. Xwebun, Demokratik Modernite çok keyfi bir şekilde bize ulaştırılması engellenmekte. Yeni infaz yasasıyla daha önce ihtiyaç olan her türlü giyim, kitap 'hediye' kavramı içine sıkıştırıldı. Hediyeyi de iki ayda bir, dini bayram ve doğum günleri dışında almama yasası çıkartıldı. Örneğini bir çorap, iç çamaşır ihtiyacı olursa iki aylık süreyi veya doğum günümüzü beklememiz gerekiyor.”

GRİP AŞISI İÇİN ÜCRET DAYATMASI

Barsak, ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü mahpusların bu yaşanılan sorunların iki katını yaşadıklarını da anlattı. Ayrıca Barsak, kantinde satılan ürünlerin dışarda satılan fiyatından katbekat daha fazla olduğunun da altını çizdi. Haftalarca gündemde tartışılan grip aşısı sorunu cezaevlerinde de aynı şekilde yaşanmakta. Yine Bolu F Tipi Cezaevi'nde tutulan Mehmet Akpolat adlı mahpus ise birçok kronik hastalığı bulunmasına rağmen aşı yaptıramadığını ve tüm girişimlerin sonuç bırakıldığını anlattı. Akpolat grip aşısı yapılmasıyla ilgili kendilerine ücret dayatması yapıldığını da aktardı.

ÇÖZÜM NASIL OLMALI?

Ağırlaştırılmış Müebbet Alan Temsilcisi Ezgi Yusufoğlu ise mahpusların yaşadığı temel sorunları anlatırken çözüm için de şöyle konuştu: “Bu süreçte en önemli sorun mahpusların sağlığa erişim haklarının ihlal edilmesi ve hasta mahpusların tedavilerinin aksamasıdır. Mahpusların revir ve hastane sevklerinin zamanında yapılmaması, hastane sevki sonrasında karantinaya alındıkları hücrelerin günlük ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olması ve hijyenik olmaması, özellikle ağır hasta mahpusların bu hücrelerde kişisel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanması tarafımıza en sık aktarılan sorunlardandır. Mahpusların karantina koşullarında iletişim araçlarından mahrum bırakılmaması, havalandırma sürelerinin artırılması, karantina hücrelerinin düzenli olarak dezenfekte edilmesi, mahpusların hijyen kitlerine ücretsiz ulaşımlarının sağlanması gerekmektedir. Devlet temel hak ve özgürlükleri ihlal etmemek ve bu hak ve özgürlükleri korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Anayasanın 56. Maddesinde herkesin sağlıklı yaşam hakkına sahip olduğu belirtilerek insanların hayatlarını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmelerini sağlamak devlete bir yükümlülük olarak yüklenmiştir.”

Öte yandan salgının başladığı günden bugüne kadar Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Çağdaş Hukukçular Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Ses Anadolu, Bakırköy, Şişli Şubeleri, İstanbul Tabip Odası, Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Toplum Hukuk Araştırmaları Vakfı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı gibi kurumlar 'Covid-19 Salgınında Mahpusların Tedavi ve Sağlık Hakkı' adlı bir açıklamaya ortak imza attı. Bu bildiride ise şu ifadelere yer verildi:

- Durumu acil olmayan ancak sağlık sorunları bulunan mahpuslar için revire sevkler arttırılmalı, hapishanelerde düzenli doktor bulunması sağlanmalıdır.

- Bu sebeple 30.04.2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol’ün sağlık hizmet sunumunun Pandemi döneminde sürece uygun revize edilerek uygulamaya konulması gerekmektedir.

- Hastaneye sevkler sonrası 14 günlük karantinadan kaynaklanan sorunları azaltabilmek için ceza infaz kurumlarındaki sağlık personeli sayısının artırılması, Kampüs tipi ceza infaz kurumlarında yer alan hastanelerin kullanımının arttırılması, devlet veya araştırma hastanelerinde bulunan imkanlar bu hastanelere de sağlanması gerekmektedir. Sağlık Hizmetine erişimde mahpuslara maske, eldiven, tulum gibi koruyucu malzemeler verilerek mahpusların muayene ve tedavilerini daha steril koşullarda gerçekleştirmeleri sağlanmalıdır.

- Hastane dönüşlerinde uygulanan 14 günlük karantina koşulları iyileştirilmelidir. Karantina hücrelerinin sayısı arttırılarak çok kalabalık ortamlar oluşturulmamalıdır. Farklı hastanelere sevk olan mahpuslar, adliyelere sevk olan veya yeni tutuklanan mahpuslar ile aynı karantina hücrelerinde tutulmamalıdır. Karantina hücresine sürekli yeni kişiler getirilerek hali hazırda karantinada olan mahpusların karantina süreleri uzatılmamalıdır.

- Karantina hücrelerinde izolasyondan kaynaklı sorunları azaltabilmek için; mahpusların normalde kaldığı hücrelerde bulunan kişisel eşyalarını ve kitaplarını karantina hücrelerine getirebilmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca karantina hücrelerinde mahpusların günlük ihtiyaçlarını karşılayacakları ve sosyal faaliyetlerine devam ettirebilecekleri su ısıtıcı, semaver, radyo, televizyon gibi eşyalar bulundurulmalıdır. Karantina hücrelerinde kalan mahpuslara sabun, deterjan, dezenfektan gibi temizlik malzemeleri idare tarafından ücretsiz olarak verilmelidir. Karantina hücreleri idare tarafından düzenli aralıklarla dezenfekte ettirilmelidir. Karantina hücrelerinde kalan mahpuslar normal hücrelerde olduğu gibi havalandırmaya çıkabilmelidir. İzolasyonun mahpuslar üzerindeki etkisini azaltmak için karantinada olmayan mahpusların belirli saatlerde ortak havalandırmalarda bir araya getirilmelidir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR