TARLALAR YATIRIM ARACI OLMAMALI TARIMSAL ÜRETİME KATILMASI SAĞLANMALI
İşlenmeyen tarım arazilerinin tarımsal üretimi teşvik emek amacıyla kiraya verilmesine ilişkin yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylece geleceğe yatırım amacıyla boş bırakılan tarlalar için yeni bir süreç başlatıldı. Bu düzenlemeyle, üretim dışı bırakılan arazilerin üretime kazandırılması ve tarım sektörü için ekonomiye katkı sağlanması amaçlanıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı İbrahim Yumaklı, “Miras dâhil herhangi bir nedenle iki sene boyunca araziyi boş tutmak senin hakkın değil. Köy halkı öncelikli olacak şekilde, elektronik ihaleyle ve muhammen bedeliyle bir yıllığına kiralanacak ve kira bedeli arazi sahiplerinin hesabına aktarılacak. Bu tür arazilerin, toplam arazinin yüzde 10’undan fazla olduğunu biliyoruz. Bu toprak niye boş kalsın? Komisyonlarımız çalışıyor. 5 Nisan 2025 tarihi itibarıyla tespit edilecek” açıklamasını kamuoyuyla paylaşı. Tarımsal üretim sürecine katılmayan arazilerin sayısı gün geçtike artıyor. Bunun temel sebebi bugüne kadar uygulanan yanlış tarım politikaları ve plansızlık. Son birkaç yıldır bir başka olumsuz etmen daha var. Tarlaların bir yatırım aracı olarak görülmeye başlanması... Konut satışlarındaki ivme kaybı devam ediyor. Finansmana ulaşamayan veya fiyatları yüksek bulan alıcılar, yatırımlarını arsa veya tarlalara yapıyor. 2023 yılında gayrimenkul dışı alımlar tarihî rekor kırdı. Özellikle 1 milyon TL ile 3 milyon TL arasındaki imarlı arsalar, 500 bin TL ile 900 bin TL arasındaki tarlalara ilgi oldukça fazla. Ancak alıcılar ‘geleceğe yatırım’ mantığıyla baktıkları bu topraklara bir işlem yapmadan uzun yıllar bekletiyor. Bu da hem arsa ihtiyacı olan konut sektörüne hem de tarım sektörüne zarar veriyor. Binlerce dönüm boş arsa ve tarla atıl vaziyette duruyor.
GOLDMAN SACHS'TAN BORSA YATIRIMCILARINA KÖTÜ HABER
Goldman Sachs uzmanlarından küresel borsa yatırımcılarının moralini bozacak bir açıklama geldi. Goldman Sachs, ABD hisse senetlerinin, yatırımcıların tahviller gibi alternatif varlıklara yönelmesiyle, önümüzdeki on yıl boyunca geçmişteki yüksek performansını sürdüremeyeceğini öngörüyor. Yatırım bankasının raporuna göre, S&P 500 Endeksi gelecek on yıl boyunca yıllık bazda yalnızca yüzde 3 oranında nominal getiri sağlayacak. Bu, son on yıldaki yüzde 13'lük getirinin ve uzun vadeli yüzde 11'lik ortalamanın oldukça altında bir getiri oranı. Uzmanlar, S&P 500 Endeksi'nin hazine tahvillerinin getirilerinin gerisinde kalma ihtimalinin yüzde 72 olduğunu, enflasyonun gerisinde kalma olasılığının ise yüzde 33 olduğunu belirtiyor. Raporda, “Yatırımcılar, önümüzdeki on yıl boyunca hisse senedi getirilerinin tipik performans dağılımlarının alt sınırlarına yakın olmasına hazırlıklı olmalı” şeklinde uyarıda bulunuluyor. Goldman Sachs, ABD hisse senetlerinin, küresel finansal kriz sonrası sıfıra yakın faiz oranları ve dayanıklı ekonomik büyüme beklentileriyle yükseldiğini hatırlatıyor. Ancak, bu yılki yüzde 23’lük yükseliş, yalnızca birkaç büyük teknoloji hissesi üzerinde yoğunlaştı. Stratejistler, getirilerin genişleyerek, eşit ağırlıklı S&P 500 Endeksi'nin piyasa değeri ağırlıklı endeksi geride bırakmasını beklediklerini söylüyorlar. Yine de, yükselişin bu şekilde devam etmesi durumunda bile, S&P 500'ün yaklaşık yüzde 7 oranında, ortalamanın altında bir getiri sağlaması öngörülüyor.
AMB BAŞKANINA GÖRE, KORUMACI POLİTİKALAR KÜRESEL EKONOMİYE CİDDİ BİR TEHDİT
Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Christine Lagarde, ticaret bariyerlerinin artmasının enflasyon üzerinde yaratabileceği etkilere dair dikkat çeken bir uyarıda bulundu. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) yıllık toplantılarında konuşan Lagarde, küresel ticaretteki parçalanmanın, enflasyon üzerinde baskı yaratabileceği gibi küresel ekonomik büyüme üzerinde de olumsuz etkiler oluşturacağını belirtti. Lagarde, ticaretin kısıtlanmasının, işletmelerin girdilerinin maliyetini artırarak ve alternatif tedarik seçeneklerini sınırlayarak fiyatları yukarı çekebileceğini ifade etti. Bu durumun, merkez bankalarının fiyat istikrarını koruma görevini zorlaştıracağına dikkat çeken AMB Başkanı Lagarde, uluslararası işbirliğinin bu süreçte daha kritik bir önem taşıdığını vurguladı. Lagarde, "Güvenlik ve tedarik zinciri esnekliği gibi kaygıların korumacılık sarmalına dönüşmesi, ekonomik büyümeye zarar verebilir. Küresel ekonominin sağlıklı bir büyüme oranında kalabilmesi için bu alanlarda uluslararası işbirliği, her zamankinden daha fazla önem arz ediyor” dedi. Peki ABD'nin, Çin ürünlerine yönelik korumacı önlemlerinden ya da batının tüm bankacılık kurallarını ihlal eden Rusya'ya karşı yaptırımlarından hiç bahsetti mi? Tabii ki hayır! Uyarısı yerinde, zira gelecekte aşırı sağın yükselmesi durumunda, gelişmiş ekonomilerin daha korumacı politikaları hayata geçirme ihtimali her zamankinden daha fazla gündemde.
YUANIN REFARANS PARA BİRİMİ OLMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR ADIM
Başta Rusya ve Çin olmak üzere, pek çok gelişen ekonomi dış ticarette ABD Dolarına bağımlı olmaktan bir ölçüde kurtulmayı amaçlıyor. Bu amaca bir adım yaklaşan Çin, önemli bir hamle yaptı. HSBC’nin Hong Kong şubesi, Çin’in küresel bankalar arası yuan ödeme sistemine (CIPS) doğrudan katılarak Çin’in uluslararası ticarette yuanın kullanımını artırmayı hedefleyen stratejisine katkıda bulundu. Bu gelişmeyle birlikte, HSBC, Çin'in yuanı dünya genelinde daha yaygın kullanma çabalarına doğrudan destek sağlayan en büyük offshore bankalardan biri olarak dikkat çekiyor. Çin, dünya çapındaki ödemelerde ABD Dolarının egemenliğine meydan okuyarak yuanın uluslararası geçerliliğini güçlendirmeye çalışıyor. Bu kapsamda Çin, CIPS sistemini genişletirken, uluslararası ödemelerde büyük bir dönüşüm hedefliyor. SWIFT verilerine göre, halihazırda küresel ödemelerde en çok kullanılan dördüncü para birimi olan yuan, ABD Dolarının egemenliğini zorlamaya yönelik bir alternatif olarak öne çıkıyor. HSBC Asya Pasifik Eş Genel Müdürü David Liao da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, yuan kullanımının hâlâ Çin’in ekonomik gücüyle orantılı olmadığını belirtti. CIPS, 2022’de Moskova’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Rusya'nın SWIFT sisteminden men edilmesiyle, özellikle Rus bankaları için yuanla ödemelerde alternatif bir kanal haline geldi. Bu sistemde 2023 yılı itibarıyla 153 üye bulunuyor ve sistem küresel bankalar arasında giderek daha fazla kabul görüyor. Öte yandan, Standard Chartered’ın Hong Kong birimi, 2022 yılında CIPS’e doğrudan erişim sağlayan ilk büyük küresel banka olmuştu.