SAHA EXPO 2024 FUARI'NDA 6.2 MİLYAR DOLARLIK ANLAŞMA
Türkiye'nin savunma sanayiinde kat ettiği başarıları yok saymak mümkün değil, ancak her konuda olduğu gibi abartmamak da gerek. Hem teknolojik açıdan hem de ürün çeşitliliği açısından daha yolun başındayız. İran'ın hipersonik roketlere sahip olduğu düşünülürse, belki gerçekleri daha net görebiliriz. Eğer ki savunma sanayiinde kamu ağırlıklı bir planlama gerçekleştirmeyi başarır, bir de güvenilir ve sürdürülebilir bir know-how desteği sağlayacak bir ülke bulabilirsek, çok daha hızlı bir gelişme sağlayabiliriz. Söz gelimi Rusya Federasyonu gibi bir ülke... Yine de son yıllardaki kayda değer başarıları göz ardı etmemek gerek. Mesela SAHA EXPO 2024'teki başarılı performansı! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, SAHA EXPO 2024 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii fuarı boyunca 6.2 milyar dolarlık anlaşma imzalanacağını açıkladı. Erdoğan konuşmasında, "Fuar boyunca 4.6 milyar doları ihracat sözleşmesi olmak üzere, 6.2 milyar dolarlık anlaşmaların imzalanacak olması dikkate değerdir" dedi. Bu tip açıklamalardaki rakamlar biraz abartılı olsa da bu bile bir başarı. Savunma sanayiinde yerlilik oranının yüzde 80'e çıkarıldığını da söylüyor Erdoğan, ancak o kalan yüde 20'nin stratejik önemine pek değinmiyor yetkililer. Bu yıl Türkiye savunma sanayii 178 farklı ülkeye ürün ihraç ederek rekora imza atmış. Parasal hacim az olsa da, ihraca pazarlarına penetrasyon hiç de fena değil. Erdoğan'ın vurguladığı bir nokta daha var, o da 'Türkiye yapımı insansız hava araçlarının dünyada oyun değiştirci' olarak tanımlanması... Ancak İHA'lar da, SİHA'lar da pek çok ülke tarafından kısa sürede gelişirilebilecek silahlar. Mesele daha komplike ve yüksek teknoloji ürünü silahları üretebilmekte...
ÜÇ HAFTADA TİCARİ KREDİ BÜYÜMESİ 2.7 PUAN GERİLEDİ
Bankacılık sektörünün TCMB dahil toplam kredi hacmi 11 Ekim ile biten haftada 8 milyar 70 milyon 964 bin TL artarak 14 trilyon 473 milyar 169 milyon 231 bin TL'ye yükseldi. Tüketici kredilerinin tutarı 1 trilyon 853 milyar 200 milyon TL oldu. Tüketici kredilerinin tutarı, 11 Ekim itibarıyla 15 milyar 301 milyon TL artışla 1 trilyon 853 milyar 206 milyon TL'ye çıktı. Bu tutarın 471 milyar 544 milyon TL'si konut, 77 milyar 680 milyon TL'si taşıt ve 1 trilyon 303 milyar 983 milyon TL'si ihtiyaç kredilerinden oluştu. 13 haftalık yıllıklandırılmış ve kur etkisinden arındırılmış büyüme, ticari kredilerde 11 Ekim haftasında yüzde 21.5 olarak izlendi. Ticari kredilerde büyüme üç haftada 2.7 puan geriledi. Ticari kredi büyümesindeki bu azalmanın iki temel sebebi var, biri kredi faiz oranlarının yüksekliği, diğeri ise ekonomide kendini hissettiren durgunluk... Tüketici kredilerinde ise ılımlı bir seyir izlendi. Tüketici kredi büyümesi yüzde 28.5 olarak kaydedildi. Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı, 4 milyar 304 milyon TL artarak 1 trilyon 937 milyar 922 milyon TL oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 0.4 artışla 1 trilyon 635 milyar 761 milyon TL'ye çıktı. Bireysel kredi kartı alacaklarının 557 milyar 362 milyon TL'sini taksitli, 1 trilyon 78 milyar 399 milyon TL'sini taksitsiz borçlar oluşturdu. Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 11 Ekim itibarıyla, önceki haftaya göre 527 milyon TL artışla 265 milyar 144 milyon TL'ye çıktı. Takipteki alacakların 199 milyar 251 milyon TL'sine özel karşılık ayrıldı. Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 17 milyar 468 milyon TL yükselerek 3 trilyon 207 milyar 209 milyon 300 bin TL oldu.
KONUT SEKTÖRÜ BİRAZ UMUTLANDI
Zorlu bir yılı geride bırakmakta olan konut sektörü 2025 yılına umutlu giriyor. Satışlarda yılın son çeyreğinde başlayan canlanmanın önümüzdeki yıl artarak devam etmesi bekleniyor. Yapılan araştırmalarda konut alımlarındaki artışta; 1 Temmuz’da devreye giren BES teminatı uygulamasının etkili olduğu görülüyor. BES katılımcılarının 1 Temmuz itibarıyla başlayan kısmi ödeme uygulaması kapsamında birikimlerinden çektikleri paranın yüzde 92’si ile konut alımı yaptıkları belirtiliyor. Satışları hareketlendiren bir başka kaynak ise kur korumalı mevduattan (KKM) ve banka mevduatlarından sektöre olan kayışlar... Yılın ikinci yarısı itibarıyla, KKM ve banka mevduatlarından dişe dokunur bir rakamın konut alımı için kullanıldığı görülüyor. Öte yandan yastıkaltı altın birikimlerinin de konut yatırımına döndüğü ifade ediliyor. KKM hesaplarından çıkış hızlanarak sürüyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) haftalık bültenine göre, KKM bakiyesi geçen hafta, veriler yayınlanmaya başladığından bu yana en hızlı oransal düşüşünü kaydederek, yüzde 4 ve 58 milyar 336 milyon TL azalışla 1 trilyon 412 milyar 100 milyon TL'ye geriledi. KKM stoku Ağustos 2023’te 3.4 trilyon TL ile rekor kırmış, ardından TCMB'den gelen düzenlemelerle gerilemeye başlamıştı. Bu fondan çıkan birikimlerin konut sektöründe değerlendirildiği ifade ediliyor. Yatırımcıların özellikle ‘fiyatı düşen ve alım fırsatı veren’ projelere yöneldiği ve alımları güçlendirdiği belirtiliyor. Tüm bu gelişmeler başta mevduat olmak üzere yatırım araçlarının getirisinden memnun olmayanların sayısının arttığını gösteriyor. Altın yatırımcısı ise büyük olasılıkla gram altının zirvesini gördüğü kanısıyla altınları bozdurup konuta yatırım yapmaya yöneliyor.
TARLALAR YATIRIM ARACI OLMAMALI TARIMSAL ÜRETİME KATILMASI SAĞLANMALI
İşlenmeyen tarım arazilerinin tarımsal üretimi teşvik emek amacıyla kiraya verilmesine ilişkin yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylece geleceğe yatırım amacıyla boş bırakılan tarlalar için yeni bir süreç başlatıldı. Bu düzenlemeyle, üretim dışı bırakılan arazilerin üretime kazandırılması ve tarım sektörü için ekonomiye katkı sağlanması amaçlanıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı İbrahim Yumaklı, “Miras dâhil herhangi bir nedenle iki sene boyunca araziyi boş tutmak senin hakkın değil. Köy halkı öncelikli olacak şekilde, elektronik ihaleyle ve muhammen bedeliyle bir yıllığına kiralanacak ve kira bedeli arazi sahiplerinin hesabına aktarılacak. Bu tür arazilerin, toplam arazinin yüzde 10’undan fazla olduğunu biliyoruz. Bu toprak niye boş kalsın? Komisyonlarımız çalışıyor. 5 Nisan 2025 tarihi itibarıyla tespit edilecek” açıklamasını kamuoyuyla paylaşı. Tarımsal üretim sürecine katılmayan arazilerin sayısı gün geçtike artıyor. Bunun temel sebebi bugüne kadar uygulanan yanlış tarım politikaları ve plansızlık. Son birkaç yıldır bir başka olumsuz etmen daha var. Tarlaların bir yatırım aracı olarak görülmeye başlanması... Konut satışlarındaki ivme kaybı devam ediyor. Finansmana ulaşamayan veya fiyatları yüksek bulan alıcılar, yatırımlarını arsa veya tarlalara yapıyor. 2023 yılında gayrimenkul dışı alımlar tarihî rekor kırdı. Özellikle 1 milyon TL ile 3 milyon TL arasındaki imarlı arsalar, 500 bin TL ile 900 bin TL arasındaki tarlalara ilgi oldukça fazla. Ancak alıcılar ‘geleceğe yatırım’ mantığıyla baktıkları bu topraklara bir işlem yapmadan uzun yıllar bekletiyor. Bu da hem arsa ihtiyacı olan konut sektörüne hem de tarım sektörüne zarar veriyor. Binlerce dönüm boş arsa ve tarla atıl vaziyette duruyor.