HER DIŞ FİNANSMANI ABARTILI BİR MÜJDEYE ÇEVİRMEYİ SEVİYORLAR!
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, artık bir klasik haline gelen ‘dış yatırımcı ilgisi’nden bir kez daha söz etti. Söz konusu olan Avrupa Yatırım Bankası’ndan (AYB) ‘Türkiye Deprem Sonrası Yeniden İmar Çerçeve Projesi’ kapsamında gelecek olan 400 milyon euro’nun anlaşmasının imzalanmış olmasıydı. Bu, AYB’den 2018 yılından bu yana proje amaçlı olarak gelen ilk finansman... Yani olağanüstü bir felaketin ardından yapılması gerekli olan ve çok gecikmiş bir finansman! Şimdi bu gelişmeden yola çıkarak Hazine ve Maliye Bakanı’nın yaptığı yoruma bir bakın: “Diğer uluslararası kuruluşlarla olduğu gibi AYB ile de iletişimimiz çok daha güçlü bir hale gelmiştir. Böylece 2023 Kasım ayı itibarıyla proje finansmanı amacıyla sağlanan dış finansman miktarı 7.5 milyar dolara ulaşmıştır”. Rakamlara bir bakın ve Türkiye’nin gelişen ekonomiler arasında ilk sıralarda yer aldığını hatırlayın. Toplam proje finansmanı sadece 7.5 milyar dolar! Yabancı finans kuruluşları ve yatırımcıların ilgisine gelince... Ne hikmetse bunu hep duyuyoruz, ama bir türlü göremiyoruz. Deutsche Bank örneğinde olduğu gibi, çoğu uzman, en az bir yıllık bir süre veriyor, yabancı yatırımların gelişi için... Biz ise müjdelerle idare ediyoruz!
KAYGAN ZEMİNDE ALTININ SEYRİ DE OYNAK OLUR
Altın fiyatlarındaki dalgalı seyri izlemekte güçlük çekiyoruz. Ortadoğu’daki savaş riskinin getirdiği hızlı prim artışının azalmasıyla, önceki iki hafta boyunca yüzde 3’ten fazla düşüş göstermesinin ardından altın tekrar yükselişe geçti. Fed’in yürüttüğü agresif faiz artırım döngüsünün sona erdiğine dair iyimserliğin etkisiyle geçen hafta yüzde 2’den fazla artan spot altın, haftanın son işlem gününde yüzde 0.2 artışla 1,985 dolar seviyelerinde işlem gördü. Öte yandan, tahvil getirileri düşerken altın yüzde 1.4 ile bir gün içinde son dört haftanın en büyük yükselişini gerçekleştirdi. ABD’de açıklanan veriler iş gücü piyasasında yumuşamanın devam ettiğini gösterirken, Fed yetkililerinin enflasyonla mücadelede zafer ilan etmek için erken olduğuna yönelik yönlendirmeleri piyasaların yön bulmasını zorlaştırıyor. Tüm bu belirsizlikler, altının seyrinin her açıklamanın ardından yön değiştirmesine sebep olabiliyor. Yine de belirtelim ki, Ortadoğu’daki savaş sürdüğü müddetçe altının ciddi bir düşüş trendine girmesi mümkün görünmüyor. Türkiye’de ise TL mevduat faizlerinin artışı sürerse, belki altın yatırımcısının bir bölümü mevduata geçiş yapabilir. Borsa bu koşullarda ‘güven’i tercih eden altın yatırımcısı için bir alternatif olmaktan uzak.
KÜRESEL BORÇ 310 TRİLYON DOLARLA YILI KAPAYACAK
Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), ‘Küresel Borç Monitörü’ raporunu yayımladı. Rapora göre, küresel borç tutarı bu yılın üçüncü çeyreğinde 307.4 trilyon dolar olarak hesaplandı. Küresel borç tutarı, geçen yılın aynı döneminde 289 trilyon dolar olmuştu. Bu dönemde küresel borç tutarındaki artışta ABD, Japonya, Fransa ve Britanya gibi gelişmiş ekonomilerle Çin, Hindistan, Brezilya ve Meksika gibi gelişen ülkelerin borcunda yaşanan büyük artış etkili oldu. Sektör bazında bakıldığında, borç seviyelerindeki artışın kamu sektöründe daha belirgin hale geldiği görülüyor. Birçok gelişmiş ve gelişen ekonomide mali bütçe açıkları salgın öncesi seviyelerin oldukça üzerinde kalmaya devam etti. Gelişmiş ekonomilerin toplam borcu 206 trilyon dolara çıkarken, gelişen ekonomilerin toplam borçları 101.3 trilyon dolara ulaştı. Küresel borç stokunun 2024 yılında da artış trendini sürdüreceği konusunda herkes hemfikir.