Asker ölümleri, intiharları, cinayetleri...

Raporlar bize açıkça gösteriyor ki; her gün binlerce asker bu denetimsizlik ortamında hakaret, dayak, taciz, tehdit, keyfi cezalandırma görüyor. Genel olarak gençler hakkını arayıp başını daha büyük belalara sokmaktansa, yaşadıklarını kanıksayıp şafak saymayı ve teskere alacakları günü beklemeyi tercih ediyor. Bu ortamın götürdüğü yer intihar ya da cinayet olduğunda, çözümlenmesi gereken şey doğal olarak sorunun kaynağını ele almak, çözüm üretmektir. En önemlisi de ‘cezasızlık’ yaşanmamalıdır. Kusurlu olan personel mutlaka ceza almalıdır.

Google Haberlere Abone ol

Zafer Kıraç* kiraczafer@yandex.com

Zorunlu askerliğini yaptığı İzmir Aliağa Kapalı Cezaevi’nde ölü bulundu Jandarma Er Osman Özçalımlı. Ailesi suç duyurusunda bulundu. Anne Naciye Özçalımlı, "Başka Osmanlar ölmesin, anneler ağlamasın” dedi. Çocukları Osman, telefonda "Tehdit ediliyorum" dedikten bir gün sonra ölü bulunmuştu. Öce kalp krizi deniyor, sonra 3. kattan düşerek öldüğü söyleniyor. Adli Tıp Kurumu ‘3’üncü kattan düşmüş diye teyit edildi’ diyor. Kaymakam da köye gelip 'Taşkınlık çıkmasın diye kalp krizi geçirdi dedik' diyor. İnanılır gibi değil olup bitenler.

Tüm kapalı kurumlar, yapılar şiddet üretir. Bu sosyal psikoloji alanında kanıtlanmış bir bilgi. Hapishaneler, ruh sağlığı hastaneleri, yetiştirme yurtları, huzur evleri vb. bakım kurumları olsun, eğitim kurumları olsun kapalı bir yapıya bürünme refleksi içindedir. Böylesi yapılarda oluşan iktidar ve güç ilişkileri hiyerarşik ilişkilere ve doğal olarak şiddete dönüşür. Bunun önlenmesi için kurumların, sivil toplum örgütlerinin ve üniversitelerin çalışmalarına açık olması şarttır. Bunun için öncelikli adım ve olmazsa olmaz olan ise bağımsız izleme mekanizmaları geliştirilmesidir.

20 yıldır insan hakları alanında çalışıyorum, özelikle de hapishaneler ve ruh sağlığı hastaneleri. Bu alanda çalışanların en önemli kaynağı bu mekanlar üzerine çalışmış bilim insanlarının ortaya koydukları tespitler. Akademisyen Mehmet Bayır’ın ‘Nosyon: Uluslararası Toplum ve Kültür Çalışmaları Dergisi’nde 2018'de yayınlanan çalışmasında, farklı kapatılma mekânları olarak 'total kurum', 'disipliner kurum' ve 'kamp'lar, kapatılma mekânlarının kavramsal araçları olarak analiz ediliyor ve bu kavramsallaştırma araçlarının süreçsel gelişimine değiniliyor.

‘Modern toplumda egemenlik ve gözetimin yerleşik ve kurumsallaşmış biçimleri mevcuttur. E. Goffman, M. Foucault ve G. Agamben gibi düşünürler bu olgulara ışık tutmak için önemli kuramsal yaklaşımlar ve kavramsal araçlar geliştirmişlerdir. Total kurumlar, iktidar ilişkileri ve kamp, egemenlik ve gözetimin modern biçimlerini açıklamada merkezi önem verilen çok önemli kavramlardır. Bu tür çözümlemeler psikiyatri kurumları, okullar, mülteci kampları, hastaneler, huzurevleri ve cezaevleri gibi mekanların üzerinde durmaktadır. Günümüzde total kurumlar, disiplinler arası bir yaklaşımla 'kapatılma' ortak paydasında ele alınmaktadırlar. Goffman, total kurumları bellek ve benlik yitim mekanları olarak ele alır. Kapatılan bireyin benliği soyularak yeni bir benlik giydirilmekte, toplumsal yaşamda oluşturduğu kimlik seti yıkılarak yeni bir kimlik inşa edilmektedir. Foucault, hukuksal iktidarın yerini disiplinci ve düzenleyici iktidara bıraktığını söyler. Foucault’ya göre iktidar, ilişkiler ağının içinde yani her yerdedir. Agamben’in çalışmalarında kamp, istisna halinin zamanla kural haline geldiği mekândır. Kamp hukukun askıya alındığı yasasız bir yasa uzamıdır.’ (4)

Zorunlu askerlikte yaşanan işkence, kötü muamele ve hatta cinayetler oldukça yaygın aslında. Yıllar önce ulusal bir gazete şu önemli manşeti atmıştı. ‘TSK'da intihar sayısı, şehit sayısını geçti’ (5) Bu manşet oldukça ses getirmişti o yıllarda. Hatta TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Zafer Üskül, asker ölümleri meselesiyle komisyon olarak oldukça ilgilenmiş, TBMM oturumlarında bu sorunu epeyce dile getirmişti.

Zafer Üskül, Asker Hakları İnisiyatifi isimli bir platformun çalışmalarını önemsemiş, meclise taşımıştı. Hatta Asker hakları platformunun raporlarının basın ve kamuoyuna sunulması toplantısında kendisi de yer almış ve yapılan panelde katkılar sunmuştu, yani bugünlerde yine artan bu mesele o yıllarda epeyce ilgi görmüştü.(6)

O gün de, bugün de medyanın ilgisi daha çok şüpheli ölümler üzerinde yoğunlaşsa da, bu sorunu anlamaya çalışırken her zaman kışlalarda yaşanan sıradan intiharlar da, en az şüpheli ölümler kadar önemlidir, bunu akılda tutmak lazım.

Yani sonuç bizi nereye götürecekse götürsün, ister şüpheli ölüm olsun, ister intihar, bir cinayet titizliğiyle soruşturulmalıdır. Artık ‘ASKER OCAĞI’, ’PEYGAMBER OCAĞI’ deyip hafife almak yerine ‘CİNAYET MAHALLİ, OLAY YERİ’ diye bakmak, varsa suç ve suçluların ortaya çıkması için daha çok çaba sarf etmek gerekmektedir.

İlgilenmemiz gereken asıl mesele askerlikte olan bitenlerdir. Asker şikayetlerine daha yakından baktığımızda çaresizlik silsilesinin sebebi olan sorun alanlarının hatları biraz belirginleşir. Bu meselede çalışmalar yapan, bunun için titiz bir şekilde emek harcayan insanlar vardı. Hatta yukarda sözünü ettiğim iki önemli raporu da yayınlamışlardı.

Ancak Asker Hakları İnisiyatifi maalesef artık yok, açıkçası raporlara da ulaşmam hayli zor oldu. Halbuki bu raporlar bize çok şey söylüyorlar. O yıllarda da, şimdi de dönüp yeniden baktım ve çok kıymetli. Eline sağlık emek vermiş olanların. Benim rapora bakmam, okumam, anlamam yetmiyor, asıl ülkeyi yönetenlerin yani Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın ve diğer sorumluların bu raporların her sayfasını dikkatle okuyup anlamaları gerekiyor ki yıllardır kaçırdıkları bu sorunu çözme fırsatını bulmuş olabilsinler. (7)

‘Asker Hakları, 2011 Nisan ayında kurulan askerhaklari.com sitesi üzerinden aldığı şikâyet başvuruları yoluyla zorunlu askerlik sırasında maruz kalınan dayak, kötü muamele ve işkence içeren ihlalleri izleyen sivil bir girişimdir. Bize ulaşan bu başvurular aslında intihar ve şüpheli ölümlere yol açan askerlik koşullarını anlamak için eşsiz bir pencere sunuyor. Bu tanıklıkların yanına cephe gerisinde ölen asker sayısının çatışmada ölenlerden fazla olduğu ve asker intiharları sayısının sivil intiharların 2,5 katı olduğu bilgilerini de koyduğumuzda artık şu kışlanın kapısını çalıp bir içeriye bakmanın zamanı geldiğini anlıyoruz.’

Kötü Muamele Türlerinin yer aldığı raporda, Nisan 2012-Nisan 2013 döneminde gelen başvurular şu şekilde sıralanıyor.

1- Hakaret: Yüzde 48

2- Dayak: Yüzde 39

3- Aşırı Fiziksel Aktiviteye Zorlama: Yüzde 16

4- Yeterli Sağlık Hizmeti Alamama: Yüzde 15

5- Tehdit: Yüzde 13

6- Orantısız Cezalar: Yüzde 9

7- Şahsi İşine Koşturma: Yüzde 5

8- Uykusuz Bırakma: Yüzde 4

9-Devrecilik: Yüzde 4

Bu raporlar bize açıkça gösteriyor ki; her gün binlerce asker bu denetimsizlik ortamında hakaret, dayak, taciz, tehdit, keyfi cezalandırma görüyor. Genel olarak gençler hakkını arayıp başını daha büyük belalara sokmaktansa, yaşadıklarını kanıksayıp şafak saymayı ve teskere alacakları günü beklemeyi tercih ediyor. Bu ortamın götürdüğü yer intihar ya da cinayet olduğunda, çözümlenmesi gereken şey doğal olarak sorunun kaynağını ele almak, çözüm üretmektir. En önemlisi de ‘CEZASIZLIK’ yaşanmamalıdır. Kusurlu olan personel mutlaka ceza almalıdır.

İhmali ve kusuru olanların ceza almalarına ilişkin çok az örnek var elimizde, bunların içinde en önemlisini hatırlamakta fayda var. Uşak’ta zorunlu askerlik yapan Er İmam Bildik’in 15 Ekim 2012’de devriye aracı hareket halindeyken komutanı ile yaşadığı tartışma sonrası araçtan atlayarak intihar ettiği ileri sürülmüştü. Anayasa Mahkemesi şüpheli asker ölümü için 'Yaşam Hakkı İhlali' dedi. Er İmam Bildik’in ailesinin yaptığı başvuruyu değerlendiren AYM, yaşam hakkı ve mahkemeye erişim hakkı ihlali kararı verdi. (8)

Toplum kışladan gelen şikâyetleri ve adalet taleplerini duymazsa, bu gençler için kışlalarda bu sorunlar yaşanmaya devam edecek görünüyor ve şu üç örnekte de olduğu gibi, bu gazete haberleri hayatımızda yer almaya devam edecek ve birçok ailenin evine ateş düşmüş olacak.

‘Batman’da vatani görevini yapan Ermeni asıllı Türk vatandaşı Jandarma Er Sevak Şahin Balıkçı, silah arkadaşının tüfeğinden çıkan kaza kurşunuyla hayatını kaybetti. Askeri yetkililer Sevak Şahin Balıkçı'nın cenazesini ailesine "şehit" diye teslim etti.’

‘Diyarbakır'ın Lice ilçesinde er olarak zorunlu askerlik yapan 21 yaşındaki Muhammed Altuğ’un bir başka askerin silahından çıkan kurşunla öldüğü açıklandı. Altuğ’un ölüm haberi, Yalova merkez Süleymanbey Mahallesi'nde yaşayan ailesine devlet yetkililerince verildi. Yalova Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada Altuğ’un kazayla yaralandığı, Lice Devlet Hastanesinde yapılan müdahale sonrasında helikopterle Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesine sevk edildiği ama yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadığı ifade edildi.’

Yazımı bitirirken HDP Milletvekili Ömer Gergerlioğlu’nun Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar’a sorduğu çok haklı ve önemli soruları bir insan hakları çalışanı olarak buradan ben de soruyorum.

- Osman Özçalımlı isimli yurttaşın İzmir Aliağa Kapalı Cezaevi’nde askerlik yaparken hayatını kaybettiği iddiası doğru mudur? Eğer bu iddia doğruysa Osman Özçalımlı isimli yurttaşın ölüm nedeni nedir?

- Osman Özçalımlı isimli yurttaş için otopsi yapılmış mıdır? Otopsi sonucu nedir?

- Osman Özçalımlı’nın babasını arayarak ölümle tehdit edildiğini söylediği iddiası doğru mudur? Eğer bu iddia doğruysa Osman Özçalımlı’yı ölümle tehdit eden kişi ya da kişiler kimlerdir? Osman Özçalımlı isimli yurttaşın ölümü ile ilgili kamera kayıtları incelenmiş midir? Eğer incelenmişse ne gibi bulgular elde edilmiştir?

- Osman Özçalımlı isimli yurttaşın ölümü ile ilgili soruşturma başlatılmış mıdır? Eğer soruşturma başlatılmış ise soruşturmanın akıbeti ne durumdadır?

- Osman Özçalımlı isimli yurttaşın babasının cezaevini arayarak Abdullah isimli bir uzman çavuş ile görüştüğü iddiası doğru mudur? Eğer bu iddia doğruysa Abdullah isimli uzman çavuş telefon görüşü sonrasında Osman Özçalımlı ile ilgili ne gibi tedbirler almıştır?

- Son 5 yılda askerliklerini yaparken hayatını kaybeden yurttaş sayısı kaçtır? Bu ölümlerin nedeni nedir?

* İnsan Hakları Çalışanı

1) https://www.evrensel.net/haber/42955/intihar-eden-askerlerin-yuzde-90i-kurt

2) http://www.agos.com.tr/tr/yazi/4448/garabet-balikci-oglum-ne-icin-olduruldu-gercegi-aydinlatin

3) https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/08/05/askerde-olen-osman-ozcalimli-icin-suc-duyurusu/

4) https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1175353

5) https://www.sabah.com.tr/gundem/2015/03/14/tskda-intihar-sayisi-sehit-sayisini-gecti

6) https://www.youtube.com/watch?v=nH0HeZo4kyY

7) https://issuu.com/askerhaklari (www.askerhaklari.com- KAPALI)

8) https://bianet.org/system/uploads/1/files/attachments/000/002/324/original/aym_karar%C4%B1.pdf?1541513045

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR