CHP 37. Olağan Kurultayı: Delegeler ne söyledi? Ne kadar demokrasi vardı?

Kurultayda konuşan delegelerden, eski Manisa milletvekili Hasan Ören’in konuşmasında dediği gibi heyecanı olmayan, seyircisiz bir maç gibi oldu CHP’nin 37. Olağan Kongresi. Demokrasinin ilk ve en yalın kuralı konuşmak olduğuna göre, konuşmacı sayısının azlığı ve divan başkanın tutumunu da düşününce bu maçın seyircisiz, heyecansız aynı zamanda demokrasi girdisinin az olduğunu da söyleyebiliriz.

Abbas Karakaya*

CHP 37. Olağan Kurultayı geçen hafta sonu Ankara yapıldı. Kurultay hakkındaki ilk yazımda Kemal Kılıçdaroğlu’nun açılış konuşmasını değerlendirdim. Kurultay sonuç bildirgesi ya da ‘ikinci yüzyıla çağrı beyannamesi’nin esasını teşkil eden o konuşma metninde Trakya ve Anadolu’yu kasıp kavuran doğa katliamlarına ve Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerine yer verilmediğine işaret ettim. Aynı yazımda, şu aşamada ittifak adı vermenin CHP’nin lehine olmayacağını da tartıştım. Kurultay hakkındaki bu ikinci yazımda, açılış konuşmasından sonra söz alan delegelerin neler söylediklerine bakacağım.

Kayıtlı 1356 delegenin olduğu kurultayda kürsüye çıkıp konuşan delege ayısı 27. Bu delegelerden ikisinin hesap raporu ve sonuç raporu okuduklarını göz önüne alırsak, aslında kurultayda söz alıp partinin bir önceki dönemi hakkında konuşan delege sayısı 25 oluyor. Yani ‘tarihi kurultayda’ toplam delegenin sadece yüzde 1.84’ü konuşmuş oluyor. Konuşmacılardan altısı kadın olup konuşmacılar listesinin en sonlarındaydılar. On yedi erkek konuşmacıdan sonra beş kadının ilki kürsüye çıktı.

Delegelerin konuşmalarında değindikleri konular ve konuların değinilme sıklıkları aşağıdaki gibidir:

Parti içi demokrasi, tüzük:                               12 delege

Ayasofya oldubittisi, Atatürk’e hakaret:       11 delege

Gençlerin önünün açılması:                               4 delege

Seçim ittifakı konusu:                                          4 delege

E. İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi                 4 delege

Kürt sorunu:                                                           3 delege

Kadın sorunları, temsili:                                      3 delege

Alevilerin talepleri:                                            1 delege

 

Yukarıdaki tabloda delegelerin değindiği konular daha ayrıntılı, daha başka biçimde tasnif edilebilir. Konuların görülme sıklığı da artabilir de. Ancak kesin olan bir şey varsa o da şu: Delegeler CHP üst yönetiminden daha çok demokrasi istiyor. Tüzüğe yansıtılacak biçimde parti içi demokrasi kanallarının açılmasını, işletilmesini istiyor, kendilerine yeterli zaman önceden, mesela ön seçimin, tüzük takvimi ile bildirilmelerini istiyor. Kurultayda söz alan delegelerden, ister yönetim lehine, ister aleyhine olsun, neredeyse her konuşmacı, örgüt içi demokrasiyi seçimlerdeki başarının ilk koşulu olarak görüyor. Parti üyeleri, delegeler yaşadıkları yerde, örgüt içinde söz sahibi olmak, sözlerine kulak verilmesini istiyorlar. Bu bağlamda dillendirilen en somut talep: Her aşamada ön seçim yapılması ve buna paralel olarak, merkezden yapılacak aday atamalarının sınırlandırılması.

Divan Başkanı Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu kurultayı çok kötü yönetti. Konuşmacılara gereksiz, yanıltıcı müdahalelerde bulundu. Bu durum kurultayın akışını dinleyiciler için de bozdu. Garip bir şekilde, konuşmacıların kullandıkları süreleri olduğundan çok göstererek sonlandırmalarını istedi, konuşmacılarla gereksiz polemiklere girdi. Mesela, bakınız Nuriye Berberoğlu’na yaptığı nezaketsizlik ve kullandığı konuşma süresini iki kez olduğundan yüksek söylemesi. Bununla beraber, Çerçioğlu’nun tanınmış isimlere süre konusunda iltimas geçtiği de vakıadır. Çerçioğlu’nun süre yönetimindeki anlaşılmaz tutumunu Bedri Baykam, kürsüde kendi tuttuğu kronometreyle aştı.

O gün kurultayda konuşan delegelerden, eski Manisa milletvekili Hasan Ören’in konuşmasında dediği gibi heyecanı olmayan, seyircisiz bir maç gibi oldu CHP’nin 37. Olağan Kongresi. Demokrasinin ilk ve en yalın kuralı konuşmak olduğuna göre, konuşmacı sayısının azlığı ve divan başkanın tutumunu da düşününce bu maçın seyircisiz, heyecansız aynı zamanda demokrasi girdisinin az olduğunu da söyleyebiliriz. Türkiye’deki demokrasi tamir edip geliştirme sözü veren bir partinin işe kendi ‘evinden’ başlaması daha yerinde, daha ikna edici, inandırıcı olmaz mı?

 

*CHP Çekmeköy Üyesi