Sana güvenmeme neden izin vermiyorsun?

Sağlık Bakanlığı’nın Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü gibi kendisini ispatlamış, çok imkanlı bir kurumu varken, neden USHAŞ gibi bir aracı şirkete ihtiyaç duyduğu merak edilegelen bir konu. Bioeksen firmasının ürettiği yerli tanı kitlerinin satışı da tüm ticari haklarının devredildiği USHAŞ üzerinden yapılıyor. Kaldı ki HSGM yerli tanı kitlerini kendisi de üretebilecek bir durumdayken, bunun neden Bioeksen ve USHAŞ üzerinden yapıyor bilmiyoruz.
Prof. Dr. Adil Mardinoğlu, Prof. Dr. Hasan Türkez, Dr. Cevat Şengül, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca (soldan sağa)

Ergin Koçyıldırım* @kocyildirim

Son günlerde Sağlık Bakanlığı çatısı altında çalışan kurumlardan peş peşe gelen görevden almalar ve istifalar, korona virüsü salgını mücadelesinde bakanlığın bir temizlik harekatına geçtiğini düşündürüyor. Konu ilk kez Medyascope özel haberde, gazeteci Fırat Fıstık tarafından gündeme getirildi. Makalede, Avrupa’da yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de “yerli kit” olarak tanıtılan ve her yerde kullanılan korona virüsü testinin doğruluğunun yüzde 40 olduğu iddia ediliyordu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da bu duruma tepki gösterdiği, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nde korona virüsü çalışmalarıyla ilgilenen ve testi onaylayan Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Daire Başkanı Selçuk Kılıç’ı görevden aldığı bildiriliyordu. Daha bu makalenin yankıları sürerken bu sefer de Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Başkan ve Genel Sekreteri’nin istifa haberi gündeme düştü. Geçen sene TÜSEB Başkanı olarak görevlendirilen Prof. Dr. Adil Mardinoğlu ve Genel Sekreter Prof. Dr. Hasan Türkez sosyal medyada yayınladıkları mesajlarla istifa ettiklerini duyurdular. Daha sonra bu istifaları haber yapan Sözcü ve Cumhuriyet gazetelerine hitaben kamuoyunun doğru ve sağlıklı bilgilendirilmesi amacıyla hazırlandığı söylenen düzeltme ve cevap metni, TÜSEB tarafından Twitter hesabında da yayınlandı. İstifa mektuplarını paylaşmak yerine, Özel Kalem Müdürlüğü’ne vekalet eden, aynı zamanda TÜSEB’in Dış İlişkiler Daire Başkanı da olan, kurumun daha önceki hemşiresi Ümmühan Kılıç’ın hazırladığı bu düzeltme metninde, “TÜSEB’in veya Başkanı’nın ya da Genel Sekreteri’nin yerli tanı kiti üreten Bioeksen firması ile doğrudan ve dolaylı herhangi bir görüşmesi, işbirliği, AR-GE faaliyeti ya da desteği söz konusu değildir” denilip “TÜSEB Başkanı ve Genel Sekreteri’nin kendilerini yıpratma amacı taşıyan bu haberlere karşı hukuki yollara başvuracağı” yazılıyordu. Ancak çok kısa bir süre sonra, kamuoyunu bilgilendirmek için hazırlanmış bu düzeltme ve cevap metinlerinin paylaşıldığı, TÜSEB’in Twitter hesabındaki ilgili tweet’ler silindi.

Bu arada ilgili metinde TÜSEB’in yerli test kitini üreten Bioeksen şirketi ile hiçbir ilgisinin ve AR-GE faaliyetlerinin olmadığı söylense de, Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş.’nin (USHAŞ) Twitter hesabından atılan 25 Şubat 2020 tarihli tweet’i aslında tüm bu kurumların Bioeksen şirketiyle yakın temasta olduğunu gösteriyor. Tweet’de “Bakanlığımız (Sağlık Bakanlığı) Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü (HSGM), Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ve Bioeksen firması ortaklığında geliştirilen, ticari satış hakları Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş.’de (USHAŞ) olan “COVID-19 RT-qPCR Tespit Kiti’nin yurt dışı tanıtım ve satış faaliyetlerine başlanmıştır” deniyor.

Çok kısa bir süre önce de USHAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Cevat Şengül görevinden alınmıştı. Cevat Şengül daha önce Medipol grubunda yöneticilik yapmıştı. Birgün gazetesinin 29 Ağustos 2019 tarihli haberinde, daha ataması bile yapılmadan USHAŞ adına görüşmelerde bulunduğu tespit edilmiş Cevat Şengül’ün, neden yönetim kurulu başkanlığı görevinden alındığı konusunda ise halen Sağlık Bakanlığı tarafından bir açıklama yapılmadı.

Gelin bu kurumlar nedir biraz inceleyelim. TÜSEB aslında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki National Institutes of Health’i (NIH) örnek alan, kuruluş döneminde de NIH ile ilgili kuruluş yasalarından fazlasıyla yararlanılmış bir kurum. 19 Kasım 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 6569 sayılı Kanun ile kurulmuş. Yasada amacı; “Sağlık bilim ve teknolojileri alanında ülkeye ve insanlığa hizmet etmek amacıyla; Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak ve sürekli kılmak, kalkınma planı hedefleri ile Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun belirlediği öncelikleri de dikkate alarak ülkemizin ileri teknoloji ve inovasyon ihtiyacını karşılamak, yeni ürünlerin üretimini ve var olanların geliştirilmesini sağlamak, araştırmacılara bilimsel ortam temin etmek, kamu hukuku ve özel hukuk tüzel kişileri ile iş birliği yaparak bilimsel araştırmalar yapmak, yaptırmak, bu araştırmaları koordine etmek, teşvik etmek, AR-GE’lere katkı sağlamak, sağlık bilim ve teknoloji kültürü ile ekosistemlerin geliştirilmesinde öncülük yapmak, sağlık hizmetlerinde akreditasyon faaliyetlerini yürütmek üzere Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nın kurulması ile teşkilat ve görevleriyle ilgili usul ve esasları düzenlemek” olarak açıklanmış. Kısaca, aynen Amerika’da olduğu gibi Sağlık konusundaki tüm AR-GE faaliyetlerinin tek bir çatı altında toplanmasını amaçlandığı bir kurum olarak planlanmış. Birçok projeye teşvik vermiş. Görünen o ki korona virüsü salgını esnasında da özellikle yerli tanı kiti projesinde itici güç olmuş. TÜSEB adını, aynı zamanda Bakan Varank’ın başını çektiği Baykar, ASELSAN ve Arçelik ortak projesi olan yerli solunum cihazları projesinde de görüyoruz. Ama projelerde hiçbir aktif katkısı olmadığı halde, TÜSEB’in adının neden bu solunum cihazlarının üzerinde yazılı olduğunu ise henüz bilmiyoruz. Bu arada cihazları üreten ve emeği geçen asıl şirketler dururken, cihazların üretim hakkı TÜSEB, satış hakkı da USAŞ’a verilmiş.

Gelelim USHAŞ’a. USHAŞ, uluslararası sağlık hizmetleri alanında Türkiye’de sunulan hizmetlerin tanıtımını yapmak, kamu ve özel sektörün sağlık turizmine yönelik faaliyetlerini desteklemek ve koordine etmek, uluslararası sağlık hizmetlerine ilişkin politika ve stratejiler ile hizmet sunum standartları ve akreditasyon kriterleri konusunda bakanlığa önerilerde bulunmak üzere Sağlık Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu olarak 04/02/2019 tarihinde faaliyete geçmiş olup, 663 sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kurulmuştur. Başlangıç sermayesi Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından verilmiş ve 10 milyon TL’dir. Personel istihdam detayları ve olası şirket ortaklıkları cumhurbaşkanlığı tarafından kararlaştırılıyor. USHAŞ ayrıca Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye tabi değil.

Sağlık Bakanlığı’nın Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü gibi kendisini ispatlamış, çok imkanlı bir kurumu varken, neden USHAŞ gibi bir aracı şirkete ihtiyaç duyduğu merak edilegelen bir konu. Bioeksen firmasının ürettiği yerli tanı kitlerinin satışı da tüm ticari haklarının devredildiği USHAŞ üzerinden yapılıyor. Kaldı ki HSGM yerli tanı kitlerini kendisi de üretebilecek bir durumdayken, bunun neden Bioeksen ve USHAŞ üzerinden yapıyor bilmiyoruz. Eğer amaç özel sektör ile devlet kurumları arasında ortak bir proje yaratılarak kalitenin artırılması ise, yerli tanı kiti üreten diğer yerli firmalara da ihalelerde neden şans verilmediği cevaplanması gereken bir başka durum.

USHAŞ adını maskelerle olan peş peşe gelen değişik ve kararsız adımlar döneminde de görüyoruz. Bildiğiniz gibi maske satışı önce yasaklanmış, üretimi ve dağıtımı Sağlık Bakanlığı kontrolüne alınmıştı. Ticaret Bakanlığı maskelerin satışını 4 Nisan’da açıklamış ancak daha sonra cumhurbaşkanlığı maskelerin ücretsiz dağıtılacağını söylemişti. Bu dönemde USHAŞ ismi, 30-40 kuruşa imal edilen maskelerin tüm Türkiye sağlık merkezlerine satış ve dağıtımı ile gündeme gelmişti. Bu maskelerin bu kurumlara, maliyeti olan 30-40 kuruştan satılmadığını da bilmekteyiz.

Son olarak USHAŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine getirilen Ahmet Tekin’in hem Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü, hem de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Genel Müdürü olduğu çıktı ortaya çıkmıştı. CHP Ankara milletvekili Murat Emir TBMM’ye soru önergesi vermişti. Bu önergede sadece test kitleri ile ilgili sorular değil, aynı zamanda bakanlık yerleşkesinde faaliyet gösteren USAŞ’ın bakanlıkla olan maddi ilişkileri de sorulmuştu. Emir, salgından önce de 3 Ocak 2020 tarihinde meclise TÜSEB hakkında bir soru önergesi vererek, ulusal GENOM projesi hakkında bilgilerin paylaşılmasını ve TÜSEB Başkanı’nın başka laboratuvar, enstitülerle ilişkisinin ve herhangi bir çıkar tartışmasının olup olmadığının açıklanmasını istemişti.

Kriz dönemleri ülkelerin kendi eksikliklerini görmeleri için bir fırsattır. Bu tür doğal ya da yapay krizler, her düzeydeki yöneticinin çok iyi çalıştığını zannettiği aslında yapısal sorunlar sebebiyle bunu gerçekleştiremediği dönemlerdir. Yöneticiler eğer bu yapısal sorunları görmezden gelirlerse, ne yaparlarsa yapsınlar başarılı olamazlar. Kriz dönemleri aynı zamanda devletin, vatandaşlarına hissettirmeye çalıştığı güven duygusunu tazeleyip, geliştirebilmek için de çok önemli bir fırsattır. Öyle ki Sağlık Bakanı’nın sosyal medya açıklamalarını, basın toplantılarını, ağzından çıkacak ve kafa karışıklıklarımızı ortadan kaldıracak sözlerini merakla beklerken, çoğu zaman sorumluluğu devletin diğer kurumlarına bırakan, şeffaf olmayan, doyuruculuktan uzak kısa ve tatmin etmeyen açıklamalarla karşılaştık. Halbuki halkımız bilgiye ve sahiplenilip, kucaklanmaya aç durumdaydı. Bütün bunlara rağmen uykusuz gözlerle bakan Sağlık Bakanı’nı, Türk sinemasının babacan artistleri ile özdeşleştirmiş, kendisine sahip cıkılmayan bakanına adeta sahip çıkmıştı. Oysa devletine güvenmek, ona inanmak bu kadar zor olmamalıydı. Salgının başından beri başta Sağlık Bakanlığı ve devletin diğer tüm birimlerinden şeffaf, açıklayıcı ve dürüst bir yaklaşım beklediğimizi haykırdık durduk. Ancak görünen o ki, bu son gelişmelerle ilgili bilgiler de bir sır olarak kalacak. Devletine güvenmek isteyen ve kendisi ile sadece doğruların paylaşılmasını isteyen bu halkın bu isteği neden geri çevrilir ki?

Silinen Tweet ve silinen Düzeltme ve Cevap Metni:

.

.

 

USAŞ’ın Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü (HSGM), Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ve Bioeksen firması ortaklığında geliştirilen test kitleri hakkındaki birlikte çalıştıklarını gösteren tweet:

.

*Pittsburgh Üniversitesi Öğretim Üyesi, Pediyatrik Kalp Cerrahı