YAZARLAR

Kolla kendini Z Kuşağı

Pek hazzedilmiyor onlardan. Henüz daha yeni yeni kimdir-nedir tariflendiriliyordu ki, 2010’ların ilk yarısında ezber bozucu kabilinden ilk kanaat üretim ve iletimi gerçekleşti, Z kuşağı için “ahmaklaştırılan bir kuşak” dendi peşin peşin. Tabii her kötülük gibi o da dış kaynaklıydı.

Yeni nesil kanaat pazarlamacıları, tek tip denecek kadar ortak özellikler sergiliyor. Aynı şeyleri, aynı tondan koşuyor, yepyeni şeyler söylüyor edasıyla, heyecanla bıkıp usanmaksızın yineliyorlar. Bir başka temel özellikleri, dikine tıraşla sakala göre tıraşı; aykırılıkla uyumluluğu aynı anda, aynı cevvaliyetle, aynı maharetle sergilemeleri.

Yeni nesil kanaat pazarlamacıları bu son özellikleriyle Türkiye -ve belki dünya tarihinde- bir ilki başarıyor; aydın-halk, okumuş-okumamış ayrımını ortadan kaldırıyorlar. Batılıların elit, Osmanlının “havas” dediği seçkinler takımıyla aşağıdakiler, yani avam birleşiyor, aynılaşıyor.

Tarihsel uzlaşma, tarihsel buluşma, yeni ve en bereketli normalleşme bu. İlahiyat uzmanı eğitimciyle mafya babası aynı konuda ağız ve gönül birliği içinde. Bir tür simyagerlik. Yükselen meslek kanaat pazarlamacılığı. Sıradanı taçlandırırsanız, sizin de tuttuğunuz altın olur. Sırtınız yere gelmez. Güçlenir, yükselirsiniz. Küreselleşmenin akıbetinden uluslararası politikaya, ekonomiden salgın ve halk sağlığına, temel eğitimden üniversiteye, hukuktan futbola her konuda yetkin ve yetkilisinizdir artık. Kendi hava sahamızı aşıp uzaya uzanmak pirim yapıyor şu ara. Bir de, ezel ebet süregelen gençlik düşmanlığı…

Pazarlamadan önce üretim var, imalat var.

Nedir kanaat imalatı?

Yazılımcıların diliyle söyleyelim, kanaat üretimi kodlamadır.

Örnek: Verimli ve gözde üretim alanlarından kimlik meselesine bakalım. Düşünce, duygu, davranış biçimlerinizin doğuştan getirdiğiniz şaşmaz-değişmez özellikler olduğunu, hatta bunun doğum gününüze, saatine, ayına, yükseleni alçalanına göre biçimlendiğini vaaz eden tarihsel -ve şimdi sanal- falcıların yaptığı kodlamalar, “bilimsel” etiketlerle cinsiyetler, kuşaklar, meslekler vb üzerinden çoğaltılıyor.

Z Kuşağı da bu minvalden olmak üzere bilir-bilmez kanaat takımının takılmadan laf söz etmeden duramadığı kodlar arasında.

Pek hazzedilmiyor onlardan. Henüz daha yeni yeni kimdir-nedir tariflendiriliyordu ki, 2010’ların ilk yarısında ezber bozucu kabilinden ilk kanaat üretim ve iletimi gerçekleşti, Z Kuşağı için “ahmaklaştırılan bir kuşak” dendi peşin peşin.

Tabii her kötülük gibi o da dış kaynaklıydı: Erasmus’la memleketine, milletine yabancılaştırılıyor, ahmaklaştırılıyordu bir kuşak. Gerçi 20. yüzyıl sonları, 21. yüzyıl başlarında yönümüz Avrupa, Erasmus makbul ve muhteşemdi. “Duy sesimizi Avrupa… Aç kollarını biz geliyoruz” şarkıları eşliğinde bıyıklarını kazıyan Eurotürk projesi gündemdeydi. Avrupa Birliği üyelik müzakereleri, gün ortasında havai fişeklerle kutlanacak kadar kıymetliydi. Ve fakat, 2010’larda rota yerli-milliye çevrildi, Erasmus oldu Orgasmus.

Erasmus dediğiniz, cinsellik dışında derdi olmayan “ahmaklar sürüsü” yetiştirme projesi.

HEDONİST Z

2020 sonlarına gelindiğinde bu ilk dikine tıraş yerleşik kanaat halini almıştı çoktan.

İlk kodlayıcıyı izleyen diğer akademisyenler, artık doğrudan tanıklıkla; tartışılmaz gerçeklik olarak terennüm ediyordu kodlamayı: “Z Kuşağı, hedonist merkezli gelişen bir kuşak.” Kesin ve net bilgi.

Orgasmus harekatı artık Erasmus’a da gerek kalmaksızın içselleşmişti ne yazık ki.

Yeni nesil kanaat imalat ve ileticilerinin asli misyonu, herkesin doğru olarak bildiği yanlışları düzeltmektir. Onları dikine tıraşçı konumuna getiren de bu misyonları, dürüstlük ve cesaretleridir.

Yirmi yılı aşkın deneyim ve gözlemin birikimi, yetkesiyle “Z Kuşağı, hedonist merkezli gelişen bir kuşak” saptamasını yapan hocamıza kulak veriyoruz: “Üniversite şehirleri geliştiriyormuş da, falan da… böyle bir şey yok!”

Kütüphaneler, laboratuvarlar, araştırma merkezleri beklenirken üniversitelerden, her yer-taşra kentleri bile hocanın deyişiyle Nişantaşı’na dönüyor. Lüks mağazalar, vitrinler, restoranlar, kafeler anlıyorsanız, yanılıyorsunuz; “fuhuş evleri” her tarafta! İtirazları kararlılıkla, cesaretle göğüslüyor kanaat temsilcisi: “İstisna değil, gelin gezdireyim.”

***

Belki de Erasmus ya da üniversite değil asıl mesele.

Yeni nesil kanaat üretici ve ileticisi bir başka bilim insanının işaret ettiği üzere, “süper kadın ırkı”nı yeterince tanımamaktan, hakkını ve değerini vermemekten kaynaklanıyor milli felaketimiz.

Nedir bu ırkın özelliği derseniz, hocaya kulak veriyoruz:

En üstün nitelikli insan, yeryüzünde 13-16 yaşındaki, 13-17 diyelim hadi, ya da 12-18 olarak büyütelim… Bu yaşlarda çok muazzam rejenerasyon kabiliyeti var. Vücudu mükemmel falan… Yani bu yaş ilk çocuğu doğurmak için ideal bir yaş olarak belirlenmiş. Ben diyorum ki erkekler olsun, kadınlar olsun… Biraz zekamızı koyalım.

Üniversite üzerinden fuhuş evlerine, orgasmus derdiyle ahmaklaşmaya karşı kuşakların ve toplumun kurtuluşu biraz zekamızı koyup süper kadın ırkını değerlendirmekten geçiyor.

ÜNİVERSİTELİYMİŞ... GEÇ ONU, GEÇ 

Yeni nesil kanaat imalatçı-pazarlayıcı bilim insanlarıyla kendi kendini yetiştirmiş halktan kanaat üreticilerinin bileşimi sokakta, hayatın içinde gerçekleşiyor. Fark var elbette. Orgasmus, süper kadın, fuhuş değil, sokakta doğrudan ekmek konuşuluyor. Halk bilgeliğinin son örneği yine üniversite üstünden kendini gösteriyor:

Bugün Türkiye’de üretmeden, emek harcamadan, meslek-sanat sahibi olmadan geçinmeye çalışan, anasına-babasına yük olan kesim oransal olarak üniversite mezunlarıdır.

Bu da kesin ve net bilgi. Peki neden böyle?

Halkın içinden yetişen kanaat ileticisi tam yetkeyle aydınlatıyor:

İş beğenmiyorlar. Üniversite mezunuyum diye iş sahibi mi olacaksın?

Diploma bir meslek hakkında veya bir iş hakkında, bir teknoloji ya da bilim alanında cehaletini alabilir. Cehaletini giderebilir ama diploman var diye iş sahibi olacaksın diye bir garanti yok. Yok öyle bir şey.

Devlet sana zorla üniversiteye git demiyor. Git meslek öğren, sanat öğren. Baba parasıyla diploma alıyorsun, benden çok kazanacaksın…. Geç onu, geç. Üniversite iş bulma kurumu değildir.

Uzatmaya gerek yok. Yukarıdan, aşağıdan yeni nesil kanaat imalatçıları ve pazarlayıcılarının asli işi gençlere, gençliğe karşı olmak. Onlara Z Raporu çıkarmak için çabalıyorlar dört koldan.

Buraya dikkat.

 
 

Zeki Coşkun Kimdir?

Uluslararası İlişkiler dalında yüksek lisans ve doktora yaptı. Uzun yıllar yayın ve iletişim sektöründe çalıştı. Cumhuriyet ve Radikal’de köşe yazarlığı yaptı. Kültür, sanat, edebiyat alanlarında eleştiri, inceleme ve araştırmalar yayımladı. Radyo programları hazırladı, sergiler düzenledi. MSGSÜ Fen Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi. Bilgi Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi’nde ve özel eğitim kurumlarında dersler, seminerler verdi. Uluslararası Pen Yazarlar Derneği ve Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA) üyesidir. Yayınlanmış kitapları: Öteki Sivas (1995), Kılıç Artığı (2000), Ay Olsun Aynam (2004).